Hüzne müptela coğrafya
Osman Coşkun

Osman Coşkun

Osman Coşkun

Hüzne müptela coğrafya

18 Aralık 2019 - 00:00

Hüzne müptela coğrafyayız
Ellerim keşfedilmemiş kıta
Ellerim soğuk iklimler barındıran
Söylenmemiş sözlerimi ağlıyorum
İçimde nasılsın sıcaklığı ve
Yüksek yüksek tepelere ev kuruyorum
Karıncalı beynim, kıpır kıpır bir şeyler var
Söyleyen dilim var, susuyorum
Sana sığınırım,
senin kim olduğunu bilmesem de
Güneşin doğuşunu izlemek için
Seni seviyorum
Herkesin bildiği fakat
Kimsenin üzerinde çok durmadığı
Bir düğüm bendeki
Her gelen sevmez ve hiçbir seven
Neyse,
Zorunda kaldım bazı şeylere
Azaldım, ziyadesiyle haz aldım bu durumdan
Zira bir yerden azalırken,
diğer taraftan sana çoğaldım.
Yalanlarla kandırıldım
Aldandım, inandım.
İnanmaya aldandım.
Buna ihtiyacım vardı.
İnanmak zorundaydım,
İçimden bir şeyler koptu her seferinde
Çığlık oldu ve çığ gibi düştü
Ne olduysa ondan sonra oldu
Ne oldu bilmiyorum, ben orada değildim
Orada olsaydım seni de beklerdim
Sen de orada olacağım demiştin ama değildin
Gördüm, görmeseydim, söylemezdim
Söylemedim. Söyleseydim, duyardın.
"Söz uçar yazı kalır" yanlış
Söz kalır, yazıdan fazla kalır
Çünkü söz, yüreğe kazınır, uçmaz.
"dil yarası" denilen şey bu işte
Sustum. Başka türlü anlatamazdım.
Çünkü bir yalan karşısında
bütün hakikatler anlamını yitirir, sustum.
Kan kustum, kızılcık şerbeti bulamadım
Azaldım, çok ciddi olmam lazım
Yeni bir romana hazırlanıyorum,
Uygun akordu bulursam yazacağım
Kafamın içinde dokuz sekizlik bir şamata
Havai fişekler, molotoflar...
Kızılötesi, uzay çağı,
annen ve baban ve kardeşlerin
Bütün bunların yanında
Ne aradığımı bulduğumda anladım
O kadar çok şey anlatır gibi
Aslında hiçbir şey değiliz, vardık bu sonuca
Bu bir şiir değil, ben şair değilim
Buralar aslında hiç yok, ben, sen, biz yok
Sadece bir yanılsama her şey
Çok güzel gülerdim ben eskiden
3 Şubat 2016'da gülüşümü aldılar
5 Şubat'ta toprağa verildi gülüşüm
O günden beri hep içime atarım
İçime attıklarımdan koleksiyon yaparım
Ve tebessüm yapar onca derdi kederi
İhtiyaç sahibi insanlara dağıtırım
Kimse bilmez, ben de bilmem
Bunu sadece ihtiyaç sahibi olan bilir
Ama anlamaz. Azalır bir yanım.
Öte yanım arşa kadar uzanır.
 
Ben benden vazgeçtiğim noktada
Sen sana buralarda yer bulamazsın
Ve göreceksin
hayatına giren biri gösterecek sana
Ben gösteremedim, ama biri mutlaka
"Yalandan kim ölmüş" dediğinde
Benim suretimi getirecek sana
Ve mezar taşımda ölüm sebebi olarak,
"YALANDAN ÖLMÜŞTÜR" yazılacak.
Neyim var neyim yoksa toprağa verdim
Güven ve huzur ve aşk ve mutluluk
Yalandan ölmüştür ve buraya gömülmüştür
Daha iflah olmam ben.
Beni burada unut gitsin.
 

Bu yazı 386 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum