Dün akşam eve giderken Kıyık Caddesi’nden geçtim. Yolun ortasında bir hareketlilik vardı. Kepçeler çalışıyor, kamyonlara beton parçaları yükleniyordu. Refüjlerin yıkıldığını gördüm. Bu refüj neden yapıldı neden kaldırılıyor. Meselede bu..
Bir şey yapılırken neden birkaç ay sonra yeniden kırılıp dökülmek zorunda kalıyor?
Hatırlayalım…
Bu betonarme refüjler yapılırken de çok konuşulmuştu. Şehrin ortasına adeta duvar gibi yükselen betonlar birçok kişi tarafından eleştirilmişti. Yayalar için yeterli geçiş noktası yoktu. Estetik açıdan da tartışmalıydı. Nitekim kısa süre sonra bazı bölümlerinde düzenleme yapılmak zorunda kalınmıştı.
Şimdi ise yol çalışması yapılırken refüjün o kısımları yeniden kırıldı, yıkıldı, kaldırıldı. Yap-boz tahtası ….
Elbette şehirlerde çalışma olur. Yol yapılır, altyapı yenilenir, kazı yapılır. Buna kimse itiraz etmez. Ama itiraz edilen işi yapacağım derken sürekli kırmak, sürekli yeniden yapmak.
Sorun refüjün yıkılması değil. Sorun, planlama eksikliğinin şehirde giderek görünür hale gelmesi.
Bugün Kıyık Caddesi’nde…
Yarın başka bir sokakta…
Edirne’nin birçok noktasında benzer görüntülerle karşılaşıyoruz. Bir yerde kaldırım yapılıyor, kısa süre sonra tekrar kazılıyor. Bir yerde yol yenileniyor, ardından başka bir çalışma için tekrar sökülüyor. İşler baştan planlanamaz mıydı?
Belediyeden beklenen üç temel hizmet var: yol, altyapı ve ulaşım. Bunlar bir kentin en temel meseleleri. İnsanlar gösterişli projelerden önce düzgün yollar, düzenli kaldırımlar ve planlı çalışmalar görmek istiyor.
Bugün sokakta mikrofona konuşan vatandaşların çoğu aynı şeyi söylüyor:
“Yollar kötü.”
Oysa mesele yalnızca yolun kötü olması değil. Asıl mesele yapılan işlerin kalıcı olmaması.
Belediye doğru işler yapmıyor ki, aynı yeri defalarca kazmak zorunda kalıyor. İş bilmeyen belediye yöneticileri de, çalışan da herkes bundan sorumludur. Milletin parasını çarçur ediliyor. Ne diyelim sonra su faturalarına sürekli zam yapmak zorunda kalıyorsunuz…



