“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu…”
Shakespeare’in yüzyıllar önce sorduğu bu soru, bugün Edirne siyasetinde sanki yeniden hayat buluyor.
Çünkü siyasette bazen mesele gerçekten olmak.
Bir görevde olmak, yönetimde olmak, listede olmak, mecliste olmak, bir karar mekanizmasının içinde olmak…
Peki ya olamadığınızda?
Bir süre kenarda bekleyip sonra yeniden aynı kapıyı çalmak?
İşte Edirne siyasetinde son günlerde yaşananlara bakınca insanın aklına ister istemez bu sorular geliyor.
CHP’den uzaklaşanlar var.
Yeni Parti’ye geçenler var.
CHP’de kalanlar var.
Bir dönem CHP’nin dışında kalan ama bugün yeniden CHP’nin yanında görüntü verenler var.
Ve en önemlisi, CHP’de yeniden şekillenen kadrolarda yer almak isteyen isimlerin hareketlendiği konuşuluyor.
Şimdi burada kimseye “neden döndün?” diye hesap sormuyorum.
Ama gazeteci olarak sormak da gerekiyor:
Neden şimdi?Birileri mi çağırdı? Yoksa yeniden siyasetin merkezinde yer almak isteyenler, kendilerine yeni bir alan mı arıyor?
İlk dönüş: Özlem Becan’dan oldu..
Bu siyasi trafiğin dikkat çeken isimlerinden biri Özlem Becan oldu.
Uzunköprü’de belediye başkanlığı yaptı.
Ancak 2024 yerel seçimlerinde CHP tarafından yeniden Uzunköprü Belediye Başkanı seçilmedi. Ardından Becan, CHP Edirne İl Başkanlığı için yeniden sahneye çıkarak çok geçmeden CHP Edirne İl Başkanlığı koltuğuna oturdu.
Şimdi burada kimse “Neden il başkanı oldu?” diye sormasın mı?
Elbette sorulur.
Çünkü siyasette zamanlama önemlidir.
Bir makam olmazsa başka bir makam…
Bir adaylık olmazsa başka bir görev…
Bir liste olmazsa başka bir liste…
Bunların hepsi siyasetin içinde var.
Ama asıl merak edilen şu:
Özlem Becan il başkanlığına gerçekten CHP’ye ve Edirne’ye hizmet etmek için mi yöneldi, yoksa belediye başkan adaylığı gerçekleşmeyince siyasetin içinde kalmanın başka bir yolunu mu seçti?
Ben sadece zamanlamayı hatırlatıyorum.
Çünkü bugün CHP’de yeniden görev almak isteyen birçok ismin ortaya çıktığı bir dönemde, geçmişte yaşananları hatırlamak gerekiyor.
Becan’ın hikâyesi de bugün yaşananların küçük bir örneği gibi duruyor.
Bir koltuk olmadı. Başka bir koltuk bulundu. Ve bugün yeni bir yönetim şekillenirken yine aynı soruyla karşı karşıyayız:
Kim neden şimdi ortaya çıkıyor?
FEVZİ PEKCANLI YENİDEN SAHNEDE
Mesela Fevzi Pekcanlı…
CHP Edirne İl Başkanlığı yapmış, ardından milletvekili aday adaylığı için görevinden ayrılmış bir isim.
2023 seçimlerinde milletvekili aday adaylığı için yola çıktı.
Ancak listeye giremedi.
Siyasette bazen bir kapı açılır, bazen kapanır.
Pekcanlı açısından o dönem milletvekilliği kapısı açılmadı.
Şimdi ise “Baba ocağındayım” diye sosyal medyadan paylaşım yaptığını gördük. Yani “Neden döndün?” diye hesap sormuyorum.
Ama şu soruyu sormak hakkımız:
Neden şimdi?
Bu bir siyasi aidiyet meselesi mi?
Bir kırgınlığın sona ermesi mi?
Yoksa CHP’de yeni dönemde oluşacak kadrolarda yeniden görev alma ihtimali mi?
Belki de hiçbiri.
Belki sadece siyasi aidiyetinin yeniden güçlenmesi.
Bunu en iyi kendisi bilir.
Ama kamuoyu da sorar.
Çünkü dün ile bugün arasındaki mesafe bazen siyasetin gerçek hikâyesini anlatır.
SAVAŞ ÜNER’İN GERİ DÖNÜŞÜ
Bir başka isim Savaş Üner.
Üner de CHP içerisinde uzun yıllar siyaset yaptı.
2023’te milletvekili aday adaylığı için belediye meclis üyeliğinden istifa etti.
Milletvekili olmayı istedi.
Ancak CHP’nin aday listesinde yer alamadı.
Aradan geçen zamanın ardından bugün CHP içerisindeki hareketliliğin içinde yeniden görünmeye başlaması da dikkat çekiyor.
Şimdi yine aynı soruyu soralım:
Neden şimdi?
Parti mi kendisine ihtiyaç duydu?
Yoksa kendisi mi yeniden parti yönetiminde yer almak için kapıyı çaldı?
Bir davet mi geldi?
Yoksa “Ben hâlâ buradayım” mesajı mı verilmek isteniyor?
Hepsi ihtimal.
Ama henüz cevap yok.
Eğer yeni CHP yönetiminde gerçekten görev alacaksa, o zaman bu soruların cevabı daha da merak edilir hale gelecek.
Çünkü insan ister istemez düşünüyor:
Milletvekilliği adaylığı gerçekleşmediğinde kenarda kalan bir siyasetçi, bugün neden yeniden yönetim masasına dönmek istiyor?
Belki siyasi tecrübesi için.
Belki partiye katkı sunmak için.
Belki yeniden sorumluluk almak için.
Bunların hepsi mümkün.
Ama neden şimdi?
İşte mesele burada.
BARAN YAZGAN “ÇÖZÜM KURULTAY” DİYOR
Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan’ın parti binasında yaptığı açıklamalarda çözümü kurultayda göstermesi de CHP içerisindeki hareketliliğin önümüzdeki günlerde daha da büyüyeceğini gösteriyor.
Kurultay demek;
Yeni listeler demek.
Yeni yönetimler demek.
Yeni dengeler demek.
Ve doğal olarak…
Yeni görevler demek.
İşte tam da bu nedenle CHP’nin il yönetimine girmek isteyenlerin sayısının artması şaşırtıcı değil.
Ama burada da bir soru var:
Bu insanlar CHP’nin yeniden yapılanmasına katkı sunmak için mi geliyor, yoksa yeniden siyasetin merkezinde olmak için mi?
Bunu zaman gösterecek.
Neden şimdi?
GÜRKAN DA GERİ DÖNERSE?
Edirne siyasetinde bir başka ihtimalden söz etmeden de olmaz.
Recep Gürkan…
Geçmişte CHP’nin en güçlü isimlerinden biri.
Belediye başkanlığı yaptı.
Milletvekilliği yaptı.
İl başkanlığı yaptı.
CHP siyasetinin birçok kademesinde görev aldı.
Bugün CHP’nin yeniden yapılanma süreci devam ederken, Gürkan’ın da bir gün yeniden CHP’nin aktif siyasetinde görünmesi kimseyi şaşırtır mı?
Bence şaşırtmaz.
Hatta Edirne siyasetinde artık şaşırtıcı olan, kimsenin geri dönmemesi olur.
Çünkü siyasette kapılar bazen kapanır.
Ama tamamen kilitlenmez.
SİYASETTE GERİ DÖNÜŞLER
Bir tarafta CHP’den ayrılıp Yeni Parti’ye geçenler…
Diğer tarafta CHP’de kalıp yeniden yapılanma sürecinde görev bekleyenler…
İşte Edirne siyasetinin yeni fotoğrafı bu.
Benim merak ettiğim ise şu:
Siyasetçiyi yeniden siyasete döndüren şey nedir?
Partiye duyulan inanç mı?
Edirne’ye hizmet etme arzusu mu?
Yeniden sorumluluk alma isteği mi?
Yoksa yeniden siyaset sahnesinde yer alma arzusu mu?
Bugün “partimizin yanındayım” demek kolay.
Yarın gerçekten partinin yanında durmak ise başka bir mesele.
Bugün “göreve hazırım” demek kolay.
Görev verildiğinde aynı heyecanı göstermek ise başka bir mesele.
Ve bugün “Edirne için buradayım” demek kolay.
Asıl mesele, koltuk olmadığında da Edirne için orada olabilmek.
OLMAK YA DA OLMAMAK…
Shakespeare’in sözüne geri dönelim.
“Olmak ya da olmamak…”
Edirne siyasetinde artık soru belki de bu değil.
“Ne zaman olmak?”
“Nerede olmak?”
“Kim çağırınca olmak?”
Yoksa…
“Kimse çağırmasa da halk için olmak mı?”
Siyasette herkes bir gün yeniden sahneye çıkabilir.
Ama önemli olan sahneye çıkmak değil.
Neden çıktığını halka anlatabilmek.
Edirne halkının hafızası güçlüdür.
Dün Özgür Özel’in her söylemine hay hay diyenleri bugün başka menzile doğru koşanları bu halk hatırlar…
Kimin dün nerede olduğunu da hatırlar.
Bugün nerede olduğunu da görür.
Yarın nereye gittiğini de mutlaka sorar.
Olmak ya da olmamak…
Belki bütün mesele gerçekten budur.
Ama siyasette bir mesele daha vardır:
NEDEN ŞİMDİ?




