Birkaç gün sonra Sarayiçi yine pehlivanlarla dolacak, davullar vuracak, cazgırlar meydanı inletmeye başlayacak. Türkiye'nin dört bir yanından insanlar Edirne'ye gelecek. Ama insan ister istemez soruyor:
Şehir bunun farkında mı?
Çarşıda geziyorum, sokakta yürüyorum, vatandaşla konuşuyorum. Kırkpınar'ın heyecanını hisseden kaç kişi var? Esnafın yüzünde o eski hareketlilik beklentisi var mı? Mahallelerde festival havası esiyor mu?
Ne yazık ki hayır.
Kırkpınar sadece konser programı açıklamakla, birkaç afiş asmakla yaşatılacak bir organizasyon değil. Bu şehrin ruhuna işlemiş bir gelenek. Bir hafta boyunca Edirne'nin her köşesinde hissedilmesi gereken bir kültür şöleni.
Ancak bugün bakıyoruz; şehirde o hava yok.
Neden sokaklar başpehlivanların afişleriyle donatılmıyor? Neden şehrin dört bir yanında Kırkpınar temalı etkinlikler yapılmıyor? Neden paneller, sempozyumlar, söyleşiler düzenlenmiyor? Neden çocuklar ve gençler bu kültürün içine çekilmiyor?
Kırkpınar sadece Sarayiçi'nde üç gün süren güreşlerden ibaret değildir. Kırkpınar bir yıldır, bir kültürdür, bir medeniyettir.
Bugün Bulgaristan'da, Yunanistan'da Kırkpınar'a ilgi duyan binlerce insan var. Edirne'nin hemen yanı başındaki bu ülkelerde yaşayan insanlar ata sporumuza büyük saygı duyuyor. Peki onları Edirne'ye çekmek için ne yapıyoruz? Kırkpınar'ı tanıtmak için hangi adımları atıyoruz?
Bu insanlar Edirne'ye gelse oteller dolacak, esnaf kazanacak, restoranlar çalışacak, şehir ekonomisi hareketlenecek. Kırkpınar sadece bir spor organizasyonu değil, aynı zamanda büyük bir ekonomik fırsattır.
Ama ne yazık ki yıllardır bu potansiyeli tam anlamıyla değerlendiremiyoruz.
Daha da önemlisi Kırkpınar her geçen gün özünden biraz daha uzaklaşıyor.
Bugün mesele sadece organizasyon eksikliği değildir. Asıl mesele geleneklerin korunamamasıdır.
Kırkpınar'ı Kırkpınar yapan sadece pehlivanlar değildir. Davul-zurnasıdır, cazgırıdır, çayırıdır, yağıdır, dualarıdır, ağasıdır ve yüzlerce yıldır süregelen kurallarıdır.
Gelenek dediğiniz şey istediğimiz zaman değiştirip istediğimiz zaman kaldıracağımız bir ayrıntı değildir.
Bunun en somut örneğini Kırkpınar Ağalığında görüyoruz.
Yıllardır ağaların taşıdığı bir kıyafet kültürü vardır. Şalvarı, cepkeni, kuşağı ve temsil ettiği tarihi kimliği vardır. Çünkü ağa sadece para veren kişi değildir. Ağa, geleneğin temsilcisidir.
Bu gelenekte ilk büyük kırılmayı Seyfettin Selim döneminde gördük. Ağalık kıyafeti şalvar yerine kot pantolon giydi. Sonraki ağalığı alan Ufuk Özünlü ağamız Kırkpınar ile uzaktan yakından alakası olmayan kıyafet giydi. Bu kıyafet ile güreşlere geldi, neye benzediğini anlayamadık. Ağa nerde diye gözlerimiz aradı…
Sonrasında da benzer yaklaşımlar devam etti. Bugün ise ağalık makamına gelen kişi "Ben bu kıyafeti giymem" diyebiliyor, Kırkpınar'ın kültürüne ve renklerine uymayan kıyafetlerle ortaya çıkabiliyor.
Mesele kıyafet değildir.
Mesele, yüzlerce yıldır süren bir geleneğe saygı duyup duymamaktır.
Eğer bugün ağalık makamı kendi geleneklerinden koparsa, yarın başka birisi çıkar başka bir kuralı değiştirmek ister. Sonra bir başkası gelir başka bir değeri ortadan kaldırmak ister. Böyle böyle Kırkpınar özünü kaybeder.
İşte bu noktada en büyük görev belediyeye düşüyor.
Birilerinin çıkıp "Hayır, bu gelenek böyle devam edecek" diyebilmesi gerekiyor.
Parayı veren herkes gelenekleri değiştiremez.
Ağalık parayla alınabilir ama saygınlık geleneklere sahip çıkarak kazanılır.
Kırkpınar satılık değildir.
Kırkpınar, Edirnelilerin emaneti, Türk milletinin ortak mirasıdır.
Ağa seçiliyorsa bu geleneği yaşatsın diye seçiliyor. Geleneği değiştirsin diye değil.
Bugün sahip çıkmazsak yarın çok geç olabilir.
Çünkü gelenekler bir günde yok olmaz.
Önce küçük tavizlerle başlar, sonra özünü kaybeder.
Kırkpınar'ın buna tahammülü yok.
Bu yüzden artık sadece güreşleri konuşmamalıyız. Kırkpınar'ın ruhunu, kültürünü ve geleceğini konuşmalıyız.
Çünkü Kırkpınar sadece bir spor organizasyonu değildir.
Kırkpınar, Edirne'nin hafızasıdır.
O hafızaya sahip çıkmak da hepimizin görevidir. Neyse… Hafta sonu Meriç Nehrinde Gençler Türkiye Kupası yarışları yapılacak. Yarışları BAZ medyanın haber sitelerinde canlı anlatacağım. Hepinizi yarışlara bekliyorum…




