Komşu ülkeler Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelenler, Edirne ekonomisine büyük katkı sağlıyor.
Oteller doluyor, gıda ve giyim sektöründeki işletmeler güzel paralar kazanıyor.
Edirne esnafı bu nedenle ekonomik anlamda bir nebze olsun rahatlıyor.
Bundan 20-30 yıl öncesine gidelim…
Otobanın olmadığı dönemlerde Kapıkule üzerinden gelen gurbetçiler ve turistler Edirne şehir merkezinden geçiyordu.
Londra asfaltı üzerinde bulunan irili ufaklı birçok işyeri bulunuyordu.
Bu bölgede geçmiş yıllarda esnaflık yapanlar veya daha eski jenerasyon Londra asfaltı üzerinde bir işyeri sahibi olmanın, kiracı olmanın bedelini bilirler.
Kiralar dudak uçuklatan miktardaydı, bir işyeri sahibi olmanın faturası çok ağırdı.
Kazanç büyük olunca dolayısıyla kiralar da buna bağlı olarak yüksek fiyatlardaydı.
Neler yaşanmadı ki o yıllarda, inanılmaz anılar ve inanılmaz hikayeler yaşandı.
Bunlardan bir tanesi ise bir gurbetçiye satılan bir teneke peynirdi.
Edirne’den aldığı peynir tenekesinden, peynir yerine başka bir şey çıkan gurbetçinin haberi o yıllarda yaygın basına bile malzeme olmuştu.
Şimdi gelin görün ki; Londra asfaltı üzerinde bulunan o işyerlerinden eser yok.
Bunun ilk nedeni elbette Otoban yolunun şehir dışından geçmesi.
Kapıkule’den gelen gurbetçinin veya turistin Edirne’ye girmemesinin diğer sebebi de örneğini verdiğimiz tarzda yaşanan olaylardır.
Bugünlerde Edirne’ye gelen Yunan ve Bulgar turistler konusunda bu tarz haberler duyuyoruz.
Gelin altın yumurtlayan tavuğu kesmeyelim, kendi ayağımıza sıkmayalım.
Onları kaybedersek gelecekteki turizm hayalleri suya düşer.
Fiyat etiketlerinde oynanan oyuna alet olmayalım, eğer çevremizde bu tür işlere tenezzül edenler varsa şikayet edelim.
Denetlensin, denetleyelim.
Yoksa turizmden beklentilerimiz, hayal aşamasında kalır…
Kalın sağlıcakla
Oteller doluyor, gıda ve giyim sektöründeki işletmeler güzel paralar kazanıyor.
Edirne esnafı bu nedenle ekonomik anlamda bir nebze olsun rahatlıyor.
Bundan 20-30 yıl öncesine gidelim…
Otobanın olmadığı dönemlerde Kapıkule üzerinden gelen gurbetçiler ve turistler Edirne şehir merkezinden geçiyordu.
Londra asfaltı üzerinde bulunan irili ufaklı birçok işyeri bulunuyordu.
Bu bölgede geçmiş yıllarda esnaflık yapanlar veya daha eski jenerasyon Londra asfaltı üzerinde bir işyeri sahibi olmanın, kiracı olmanın bedelini bilirler.
Kiralar dudak uçuklatan miktardaydı, bir işyeri sahibi olmanın faturası çok ağırdı.
Kazanç büyük olunca dolayısıyla kiralar da buna bağlı olarak yüksek fiyatlardaydı.
Neler yaşanmadı ki o yıllarda, inanılmaz anılar ve inanılmaz hikayeler yaşandı.
Bunlardan bir tanesi ise bir gurbetçiye satılan bir teneke peynirdi.
Edirne’den aldığı peynir tenekesinden, peynir yerine başka bir şey çıkan gurbetçinin haberi o yıllarda yaygın basına bile malzeme olmuştu.
Şimdi gelin görün ki; Londra asfaltı üzerinde bulunan o işyerlerinden eser yok.
Bunun ilk nedeni elbette Otoban yolunun şehir dışından geçmesi.
Kapıkule’den gelen gurbetçinin veya turistin Edirne’ye girmemesinin diğer sebebi de örneğini verdiğimiz tarzda yaşanan olaylardır.
Bugünlerde Edirne’ye gelen Yunan ve Bulgar turistler konusunda bu tarz haberler duyuyoruz.
Gelin altın yumurtlayan tavuğu kesmeyelim, kendi ayağımıza sıkmayalım.
Onları kaybedersek gelecekteki turizm hayalleri suya düşer.
Fiyat etiketlerinde oynanan oyuna alet olmayalım, eğer çevremizde bu tür işlere tenezzül edenler varsa şikayet edelim.
Denetlensin, denetleyelim.
Yoksa turizmden beklentilerimiz, hayal aşamasında kalır…
Kalın sağlıcakla





