Karne sevinci kaygıya dönüşmesin

Çocuklar yoğun bir dönemi geride bırakarak karnelerini aldı. Karnenin çocuğun bir dönemdeki eğitim durumu hakkında bir geribildirim olduğunu hatırlatan Doktorlar, “Karneyi analiz etmeyi öğrenmesi, aslında hayatta zor şeyleri analiz etmesinin küçük bir başlangıcıdır” diyor. Aileleri kıyaslama yapmamaları konusunda uyaran Tarhan, kıyaslama yapmanın çocukta utanç, suçluluk ve eksiklik duygusunu ortaya çıkardığına dikkat çekiyor.

Karne sevinci kaygıya dönüşmesin

Çocuklar yoğun bir dönemi geride bırakarak karnelerini aldı. Karnenin çocuğun bir dönemdeki eğitim durumu hakkında bir geribildirim olduğunu hatırlatan Doktorlar, “Karneyi analiz etmeyi öğrenmesi, aslında hayatta zor şeyleri analiz etmesinin küçük bir başlangıcıdır” diyor. Aileleri kıyaslama yapmamaları konusunda uyaran Tarhan, kıyaslama yapmanın çocukta utanç, suçluluk ve eksiklik duygusunu ortaya çıkardığına dikkat çekiyor.

Karne sevinci kaygıya dönüşmesin
22 Ocak 2020 - 10:25
Reklam

Uzmanlar, karne ve sömestr tatil dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
KARNENİN ANLAMI, İYİ ANLAŞILMALIDIR
Çocuğun karneyle olan ilişkisini hayatla olan ilişkisinin bir biçimi şeklinde öğrendiğini belirten uzmanlar, “Karnenin çocuğun zihin dünyasındaki değerini ve anlamını doğru bir şekilde yapabilirsek çocuk gelecekte hayatla ilişkisine yön verecek beceriler kazanabilir. Karnede en önemli konu, karnenin ne olduğunu ve ne anlama geldiğini hem eğitimcinin hem annenin hem babanın hem çocuğun bilmesidir. Karnenin anlamı aslında çocuğun bir dönemlik eğitiminin geri bildirimidir amaç budur. Bu hem anne baba veli için hem de öğretmenler ve okul idaresi için önemlidir. Karneyi bu şekilde değerlendirmek gerekir. Karneye farklı anlamlar yüklendiği zaman çocukta özgüven eksikliği ya da içine kapanma hissi, utanç duygusu oluyor veya hep başkasını suçlamayı öğreniyor. Karneyi analiz etmeyi öğrenmesi, aslında hayatta zor şeyleri analiz etmesinin küçük bir başlangıcıdır” diye konuştu.
KARNEYE DEĞERİNDEN FAZLA BİR ANLAM YÜKLEMEMEK GEREKİYOR
Karneyi değerlendirirken dengeli olunması gerektiğini, karnenin küçümsenmemesi ya da abartılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Karneyi abartarak sanki çocuğun iyi insan olup olmadığının göstergesi ya da bir değer ölçüsü gibi bir anlam yüklememek gerek. Fazla anlan yüklendiğinde çocuk eğer notları düşükse karneyi saklama ya da üzerinde oynama yapma gibi tepkiler verebiliyor. Bunun arka planında genellikle anne babanın çocukla diyalog kuramaması vardır. Bu nedenle çocuğa karnenin değil, kendisinin önemli ve değerli olduğu duygusunu vermek gerekiyor” önerisinde bulundu.
Karnenin çocuğun sorumluluk duygusu taşıyıp taşımadığını saptamak için bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini de kaydeden Uzmanlar, “Karne geldiği zaman çocuğu iki şekilde değerlendirmek gerekiyor; sorumluluk duygusu olan çocuk ve sorumluluk duygusu olmayan çocuk. Çocuğun sorumluluk duygusu varsa yani derslerine çalışmış olmasına rağmen notları iyi değil ise o çocuğa farklı yaklaşılmalıdır. Çocuk çalışmamışsa ve notları da kötü ise bu çocuğa farklı yaklaşılmalıdır. Mesela hiç çalışmadığı için karnesi de kötü olan çocuğa sen önemlisin denildiği anda bu çocuk hayatta zora talip olmayı, zorluklarla mücadele etmeyi ve hayat becerilerini öğrenemez. Çocuk sorumsuzsa ve çalışmadıysa bu durum çocukla paylaşılmalıdır. Çalışmadığı için notlarının zayıf olduğu, ikinci dönem daha fazla çalışması gerektiği, zamanını daha iyi değerlendirmesi gerektiği, bazı konularda daha çok sorumluluk alması gerektiği anlatılmalıdır. Bunları söylerken çocuğun kişiliğini ezmeden, anne ve babanın çocuğa kılavuzluk yapılabilmeyi başarabilmesi gerekiyor” dedi.
İYİ NOTLARDAN BAŞLAYARAK EKSİKLİKLER KONUŞULMALIDIR
Karne döneminin çocuğun doğruları ve yanlışları konusunda konuşmak ve değerlendirme yapmak için bir fırsat olduğunu belirten Uzmanlar, şunları söyledi:
“Karnesindeki 10 dersten üçü iyi, yedisi zayıf olan çocuğun karnesini değerlendirirken; önce iyiyle başlayıp ‘Bak şunlarda ne güzel başarılı olmuşsun şu diğerlerinde neden başarılı olamadın? Gel bunu konuşalım’ demek gerekir. Çocuk genellikle öğretmenin kendisini sevmediğini öne sürerek başkasını suçlayacak şekilde bir savunmaya girer. Burada çocuğu terslememek gerekir. Böyle durumlarda ‘Peki özeleştiri yap senin burada eksiğin var mı düşün’ denebilir çocuğa. Karne dönemi, anne ve babanın çocukla yanlışı ve doğruyu konuşması için bir fırsattır. Burada yanlışın neden yanlış olduğu analiz edilir. Çocuk böyle durumlarda kendisi ya dersi sevmediğini ya da çalışamadığını söyleyecek. O zaman ebeveynler ‘Hayatta bazı şeyleri ben de sevmiyorum ama çalışmak zorundayım. Her gün işe gitmek bana da zor geliyor ama işe gitmek zorundayım’ demeli” diye konuştu.
ÇOCUĞUN BAŞARISI VE ÇABASI ÖVÜLMELİDİR
Uzmanlar, takdir ve teşekkür belgesi alan çocukların da “Bak çalıştın ve sonucunu aldın. Tebrik ederim seni” şeklinde takdir edilmesi gerektiğini söyledi. Tarhan, burada başarının övülmesini çocuğun kişiliğinin değil, davranış ve çabalarının övülmesi gerektiğini vurguladı. Tarhan, “Çocuğun kişiliğini översek çocukta ‘Ben mükemmelmişim’ şeklinde bir narsistik beslenmeye sebep olur. Burada hassas olunması gereken nokta, çocuğun güçlü ve zayıf olduğu noktaları tespit etmesini sağlamak amaç ve yol belirlemesine yardımcı olmaktır” dedi.
KIYASLAMA YAPMAK UTANÇ, SUÇLULUK VE EKSİKLİK DUYGUSU UYANDIRIYOR
En çok yapılan hatalı tutumlardan birinin kıyaslama olduğunu kaydeden doktorlar, “Çocuk bir başkasıyla kıyaslandığında utanç, suçluluk ve eksiklik duygusu öğreniyor. Böyle durumlarda çocuk kendisini kötü hissettiği için kıskançlık hisseder ve karşı tarafı suçlamayı öğrenir. Böyle durumlarda kıskançlığı ve barışçıl olmayan bir yarışmayı öğrenir. Hâlbuki bu durum çocuğa barışçıl bir yarışmayı öğretmek için fırsattır. Burada çocuğa kendisine ileride hedef koyup ilerlemeyi öğretmek gerekir” dedi.
Uzmanlar, çocuğa karne konusunda yalan söylemeyi öğretmemek gerektiğini de hatırlatarak “Çocukla konuşurken ‘Sen bizim için önemlisin. Bu karne senin iyi insan olup olmadığını, değerli olup olmadığını göstermez ama bu dönem neler yaptığını, ne kadar performans gösterdiğini gösterir. Buradan biz bir sonuç çıkarırız yani başarıların için alnından öperiz ama yanlışlar eksikler varsa onları tespit ederiz. Onları telafi ederiz’ şeklinde bir yaklaşım içinde olunmalıdır” diye konuştu.
Sömestr tatili bazı öğrenciler için karne stresini de beraberinde getiriyor.Birçok çocuğun başarısız oldukları için aileleri tarafından eleştirileceklerini,onların sevgisini kaybedeceklerini düşündüğünü ve bu nedenle kaygıya kapıldıklarını söyleyen doktorlar, bu çerçevede ebeveynlere çok kıymetli önerilerde bulunuyor.
Sömestr tatiliyle birlikte okul çağındaki tüm çocukları da karne heyecanı sarıyor. Bu günlerde karnesini sevinçle bekleyen öğrenciler olduğu gibi karne nedeniyle stres yapan hatta depresif durumda çocuklar da bulunuyor. Uzmanlar, bu durumun nedenini şöyle açıklıyor: “Çocuklar aileleri tarafından koşulsuz sevilmeye dair çok temel bir ihtiyaca ve hakka sahiplerdir. Bu ihtiyaçla beraber karne gibi değerlendirme sonuçlarına karşı aileleri tarafında başarılı oldukları sürece sevilecekleri, başarılı olamadıklarında ise ailelerinin beklentilerini karşılayamadıkları için onların sevgisini kaybedeceklerini düşünerek kaygılanırlar. Öncelikle çocuğunuzun karnesini görmeden ona, onu çok sevdiğinizi ve karne sonuçlarının durumu asla değiştiremeyeceğini ifade edin.”
KARNE SONUÇ ODAKLI BİR ÖLÇÜMLEMEDİR
“Karne ile öğrencinin bir dönemlik çalışma performansı ve başarısı değerlendirilmeye çalışılsa da sonuç odaklı bir eğitim sistemimizin olduğunu unutmamak gereklidir” diyen Uzmanlar sistemin çocuğun ders dinleme çabasını, dersi öğrenme gayretini, öğrendiklerini hayatına katma ve içselleştirme yeteneğini kapsamlı bir şekilde ölçmediğine dikkat çekiyor. Sistemin sınavlarla çocuğa yönetilmiş soruların o anlık cevaplanma oranı üzerine bir başarı tespiti yaptığının altını çizen uzmanlar, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Öğrenciyi ve karne notlarını değerlendirirken sınavlarla ölçümlenemeyen bir öğrenme gayreti, sınavlarla ölçülen bilgiyi olumsuz etkileyen stres ve performans kaygısı gibi değişkenlerin varlığı hep göz önünde tutulmalı. Eğitim sisteminin sonuç odaklılığına karşın anne ve babaların genellikle süreç odaklı oluyor. Bu nedenle onlara çocuklarını tüm süreç boyunca takip etmeleri, motive etmeleri ve sonucu buna göre okumalarını öneriyorum. Yani yıl içerisinde “Şimdi çalışma sen, karne günü görüşeceğiz” demek çok büyük bir hatadır. Çünkü çocuklar uzun vadeli sonuçları planlayamaz. Bu nedenle yetişkinlerin anlık davranışlarına ilişkin uzun vadeli sonuçlar hakkında bilgi verici ve rehber konumunda olmaları çocukların başarısını arttırır.”
BAŞARISIZLIK BİR DENEYİMDİR
Karne notlarıyla hedeflediği başarıyı tutturamayan öğrencilerin bu başarısızlık duygusundan deneyimle ayrılması, ne yapmamaları gerektiğini öğrenmesi için yine ailelerin rehberliği gerekiyor. Ailenin başarısızlığa değil nedenlerine odaklanarak çocuğu sorgulamaya yönlendirmesinin daha doğru bir davranış olacağını ifade eden doktorlar, öğrenilmiş çaresizliğe de dikkat çekiyor. Uzman Klinik Psikolog Ceren Kurtay Doğan, bu kavramı şöyle açıklıyor: “Eğer çocuk gerçekten çaba göstermiş ve sınav kaygısı, stres, hastalık gibi sebeplerden süreci iyi yönetemediği için çabasını karne notlarına yansıtamamışsa öğrencinin “öğrenilmiş çaresizlik” hissetmesi olasıdır. Öğrenilmiş çaresizliği, bu durum özelinde çocuğun ne yaparsam yapayım başarılı olamıyorum duygusuna kapılmaması olarak açıklayabiliriz. Bu çok tehlikeli bir çıkarımdır. Çocuğun çalışmaya karşı motivasyonunu ileriye dönük ortadan kaldırabilir. Bu yüzden böyle bir durumun yaşandığını düşünüyorsanız, çocuğunuza notlarıyla ilgili tabloya gerçekçi bir yerden bakmasını sağlayın. Onun olumlu ve güçlü yanlarına dikkat çekin, çabasıyla gurur duyun. Sınav kaygısı gibi psikolojik bir sebebe bağlı başarı düşüklüğü için de profesyonel destek almaya yönlendirin.”
KIYASLAMA YAPMAK DEĞERSİZ HİSSETTİRİR
Ailelere çocuklarını asla başka çocuklarla kıyaslamasını öğütleyen uzmanlar, “Karnelerin alınmasıyla birlikte notları iyi çocuklar da notları kötü çocuklar da olacaktır. Çocuğunuzu bireysel değerlendirin. Arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, kısacası diğerleriyle karşılaştırmayın. Karşılaştırma, çocuğunuza kendini değersiz ve yetersiz hissettirir. Bu değersizlik hissi uzun vadede motivasyonunu olumsuz etkileyecektir. Çocuğunuz kendini başkalarıyla kıyaslarsa kendini değerlendirmeye yönlendirin, kendine odaklanmasını sağlayın. Başarı kişisel bir yerde kalırsa sağlıklı ve geliştirici olur. Ayrıca karnesi nasıl olursa olsun çocuğunuza iyi ve verimli bir tatil imkanı sunmaya çalışın. Teknolojiden uzak, yaratıcılığını geliştiren etkinliklerle dolu bir program yapmaya gayret edin. Her yaştaki öğrenciye verilebilecek en yararlı öneri ise kendi ilgisine uygun kitap okumaktır. Değerlendirilmeden, sadece keyif için kitap okumayı başaran öğrenci hayatı boyunca onu geliştirecek bir alışkanlığın tohumlarını atmış olur” diyor. (Haber Merkezi)
 

Bu haber 727 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum