Kıymetli Sanatseverler,
Bugünkü köşe yazımda, klasik Türk müziğimizin en müstesna değerlerinden birini; âdeta okyanusun derinliklerinde saklı, nâdide bir inci gibi parıldayan bir gönül insanını ağırlamak istiyorum. Kelimelerin nihâyetinde kifayetsiz kalacağı, üzerimde çok büyük bir emeği olan, o anaç kalbi ve zarif rûhuyla dokunduğu her hayatı güzelleştiren, çok özel bir aileye mensup, yüzü nûr, kalbi nûr, icrası nûr bir sesten bahsetmek niyetindeyim. Evet, tüm bu kalbi ve edebi ifadelerin yegâne hak edicisi; çok kıymetli Şehnaz Rizeli hocamdır.
Şehnaz hocam, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu'nda uzun yıllar boyunca ses icracısı olarak görev yapmış, mûsıkîmize devlet çatısı altında çok kıymetli hizmetlerde bulunmuştur. Akademik kariyerinde de aynı istikrarı sürdüren hocamız, İstanbul Haliç Üniversitesi’nin kuruluşundan bugüne dek üniversite bünyesinde görev almış, nice öğrencilerin yetişmesine vesile olmuştur. Halihazırda ise Medipol Üniversitesi Türk Müziği Konservatuvarı’nda, genç nesillere ses eğitimi ve Türk müziği üslup-repertuvar dersleri vererek, birikimini büyük bir gayretle aktarmaya devam etmektedir.
Kendisiyle yolumuz, yine onun bu akademik çatıları altındaki derslerinde kesişti. Allah’a sonsuz şükürler olsun ki, böylesi güzel bir insanın, böylesi muazzam bir birikimin rahlesinde oturmak benim için paha biçilemez bir lütuftu. Bugün geriye dönüp baktığımda net bir şekilde görebiliyorum: Şu anda gerek devlet korolarında gerekse konservatuvarlarımızda musikimize yön veren, icrasıyla hayranlık uyandıran ne kadar kıymetli sanatkar varsa, eminim ki birçoğu doğrudan veya dolaylı olarak Şehnaz hocamın rahle-i tedrîsinden geçmiş, onun estetik süzgecinden beslenmiştir. Onun bu hocalık vasfı, mûsıkîmizin asırlar süzgecinden geçen o asil geleneğinin muhafazası ve geleceğe safiyetle aktarılması adına görünmez bir kaledir.
Bilindiği üzere, klasik Türk müziğinin en hayati damarı meşk sistemi ve bu sistemi ayakta tutan usta-çırak ilişkisidir. Bu kâdim silsilenin devam etmesi, mûsıkîmizin geleceği için hayati bir önem taşır. İşte Şehnaz Rizeli hocam, bu altın silsilenin en kıymetli halkalarından biridir; zira kendisi, klasik Türk müziğinin gelmiş geçmiş en büyük ses icracılarından olan Bekir Sıtkı Sezgin hocamızın tâlibi olmuştur. Bizler de Şehnaz hocamla birlikte üslup ve repertuvar derslerinde, o köklü gelenekten süzülen muazzam eserleri meşk etme şerefine nail olduk.
Tam da bu noktada, haddim olmayarak, hocamın benim üzerimde en çok hayranlık uyandıran ve özellikle dikkatimi çeken benzersiz icra hususiyetine, o muazzam ses sanatkarlığına değinmek isterim. Şehnaz hocamın icrası, son derece duru, yalın ve tertemizdir. O, bir eseri meşk ederken veya terennüm ederken şarkının güftesi, kelimeleri ve o kelimelerin taşıdığı mânâ, dinleyicinin kalbine nakış gibi işlenir. Şarkı okurken sözlerin bu denli net, anlaşılır ve pürüzsüz bir diksiyonla dökülmesi; özellikle klasik Türk müziği icrası açısından son derece örnek alınası, ders gibi takip ve taklit edilmesi gereken bir dehadır. Gönlü ve zihni musikiyle âgâh olan her sanatkâr için onun icrası bir mekteptir.
Maalesef, içinde bulunduğumuz modern zamanlarda klasik Türk müziği icra ettiğini iddia edenlerin birçoğu, eserleri seslendirirken teknik cambazlıklara veya yapay gırtlak nağmelerine kaçmakta; bu yüzden de eserin sözleri anlaşılamaz hale gelmektedir. Kelimelerin yutulduğu, güftenin mânâsından koparıldığı bir dönemde; Şehnaz hocamın o berrak telaffuzu ve kelimelere hak ettiği hürmeti gösteren icra üslubu, hepimiz için kutup yıldızı vazifesi görmektedir. Bendeniz, hem lisans hem de yüksek lisans eğitimim boyunca Şehnaz Rizeli hocamdan çok istifade ettim. Sanat hayatım boyunca onun o pürüzsüz, tertemiz okuyuşunu kendime her zaman rehber edindim ve korumaya çalıştığım musiki çizgisini onun rehberliğiyle şekillendirdim.
Hiç unutmam; dönemin final sınavında Yesari Asım Arsoy’un Hicaz makamındaki "Ülfet demi vuslat demi" eserini seslendirmiştim. Hocamızın şahsıma ettiği o zarif iltifatlar, bugün bile dün gibi kulaklarımda çınlar. Bendeniz esasen bir ney sanatçısı olmama rağmen, hocam beni her zaman hanendeliğe de teşvik etmiş, "Serkancım, muhakkak okumalısın, sesin çok güzel" diyerek beni daima motive etmiştir. Onun bu kıymetli tavsiyesi ve musikimizin o sarsılmaz düsturu olan "Hanende olmadan sazende olmaz" kelamı, benim musiki hayatımın en önemli mihenk taşı haline gelmiştir. Bir enstrümana nefes verirken bile, arkasındaki o söz kalıbını ve şarkının içsel ritmini hissetmemi sağlayan yegâne güç, onun bu teşvikleridir.
Şehnaz Rizeli hocam, babasının işleri ve devlet görevleri vesilesiyle Bağdat’ta dünyaya gelmiştir. Onun Bağdat’ta doğmuş olması; o köklü medeniyetin, o muazzam ve mistik manevi iklimin daha küçük yaşlarda gönlüne zerk olmasına vesile olmuştur. İşte bu medeniyet kokan manevi güzellikler, tüm hayatı boyunca adeta kalbinde cem olmuş; bugün yetiştirdiği öğrencilerin sinesinde pasparlak bir nûr gibi parlamaya devam etmiştir.
Hocama duyduğum sevgi ve hürmeti anlatmaya kelimeler yetmez. Ara ara onun o manevi zarafeti ve musikideki sarsılmaz duruşu kalbime düştüğünde, kendimi hemencecik sosyal mecralarda onunla ilgili bir şeyler yazarken, ona dair hislerimi kaleme alırken bulurum.
Bugün, ilerleyen yaşına rağmen, tüm öğrencilerine anaç bir rûhla yaklaşan, Türk musikisini sevdirmeye ve öğretmeye ömrünü vakfetmiş bu büyük hâdimi, musikimizin bu asil hizmetkarını, hepinizin huzurunda sevgi, saygı ve büyük bir muhabbetle anmak istedim. Böylesi kıymetli sanatkârların değerini, ne yazık ki fani dünyadan göçtükten sonra değil; henüz hayattayken, yanı başımızdayken ve o nefesi bizimle aynı gökyüzü altında tüketiyorken bilmek hepimiz için çok önemli bir kültür bilinci ve adanmışlık kilometre taşıdır.
Bu vesileyle, Şehnaz Rizeli hocama hayırlı, huzurlu, sağlıklı ve bereketli uzun ömürler diliyor; musiki dünyamıza ve bizlerin dimağına kattığı tüm güzellikler için şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bizlerin hayatına dokundunuz kıymetli hocam...








