“Tüm dünyadaki çocukların haklarını korumak için 1989’da Birleşmiş Milletlerin ortaya koymuş olduğu ve dünya ülkelerinin %98’inin kabul edip imzalamış olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi günümüzde de devamlılığı sürdürmektedir.. Bu sözleşmeye imza atan her devlet, çocukların her türlü sorumluluğunu aldığını açık bir şekilde kabul edip çocuğunkorunması, gelişimi, yaşatılması ve katılımı konusunda her türlü faaliyette bulunmayı taahhüt etmektedir. Ancak kağıt üstünde imzalayarak çocuklar için alınacak her türlü önlemleri taahhüt etmelerine karşın pratikte bunları ne kadar gerçekleştirdikleri sizin vereceğiniz karara bağlı..” Bakınız:
“Çocuk Seks İşçiliği, Çocuk Pornografisi ve Seks Amacıyla Çocuk Ticaretine Son Ağı yani kısa adıyla ECPAT, Türkiye’de cinsel istismara uğrayan çocuklarla ilgili 2013-2014 yılı raporunda çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grup olup yüzdesi 46’dır.İnternette 36 binden fazla, içinde çocukların bulunduğu müstehcen fotoğraf dolaşımda, bu sayının yüzde 42'si yedi yaş ve altı, yüzde 77'si ise dokuz yaş ve altı çocuklardan oluşuyor. Ayrıca resmi evliliklerin beşte birinde 18 yaşın altındaki kızlar evlendiriliyor. Türkiye’deki Suriyeli çocukların yüzde 4.5’i evli durumda.”
Diğer bir araştırmada ise;
“Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne göre; Çocuk cinsel istismar hükümlülerinin yüzdesi % 42.5 iken (2006 yılında) % 58.8'e (2016'da) yükselmiştir”.
Bu kısa ve acı bir bilgilendirmeden sonra; yinede unutulmamalıdır ki çocuğa yaklaşım modelleri ülkeden ülkeye ve toplumdan topluma değişmektedir.Polat,O.(2017). Yazdığı kitapta verdiği örnek bu bilgiyi desteklemektedir. Örnek, İsveç’te çocuğun tüm sorumluluğu devlet tarafından üstlenilmiş olup ebeveyn söz hakkı minimaldir. Yani devletin çocuk için doğru bulduğu yöntemi anne-babaya sormadan uygulayabilir. Daha da ötesi çocuğun ebeveynlerine karşı bir sorumluluğu yoktur ve onları şikayet edebilme hakkına sahiptir. Ancak bu yönteminde bazı problemleri doğurduğunu aklımızda tutmak gerekmektedir. Verdiğimiz örneğin tam zıttı olarakta Arap ülkelerindeki çocukların tüm söz hakkı ve sorumluluğu ebeveyne aittir ve kısıtlamalar gözükmektedir. Buna verilebilecek en açık örnek kız çocuklarının eğitim hakkının kısıtlandırılmasıdır.
Ülkemize bakacak olursak tam orta noktada görülmektedir. Aile yapısına ve çocuğa önem verme geleneğimizden ötürü çocuklar sevgi dolu bir ortamda büyütülmektedir. Ama bu durum yine az önce söylediğimiz gibi değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin dayak kavramı.. Şöyle bir eskileri düşünürsek görürüz ki en azından birkaç kez anne-baba veya öğretmenden dayak yiyip oturmuşuzdur. “Eti senin kemiği benim”, “Annenin vurduğu yerde gül biter”, “Kızını dövmeyen dizini döver”. Bunlar hepimizin bildiği atasözleridir.
Bunlar ışığında akıllara gelen soru çocuk istismarınedir?Çocuk istismarı, 0-18 yaş grubundaki çocuğun kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici olan, kaza-dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. O zaman aklımıza gelen diğer bir soruda hangi davranışları çocuk istismarı olarak kabul etmeliyiz? Bu sorunun cevabını 1985’te Dünya Sağlık Örgütünün yapmış olduğu çalışmalar sonucunda “Çocuğun, sağlığını, fiziksel gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplumu veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar çocuk istismarı olarak kabul edilir. Aynı zamanda çocuğun istismar veya şiddet olarak algılamadığı veya yetişkinlerin istismar olarak kabul etmediği davranışları da içine alarak davranışın mutlaka çocuk tarafından algılanması veya yetişkin tarafından bilinçli olarak yapılması koşul değildir”. tanımını yapmıştır. Buna ek olarak, çocuk istismarının tanımının uluslararası bir bakış içerisinde yapılmış olsada, toplumlara göre de bunun değişebildiğinin unutulmaması çok önemli bir boyuttur.
Kaynakça:
POLAT,O.(2017),Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı Tanımlar 1, Ankara:Seçkin.
POLAT,O.(2008), Türkiye’de Çocuk Haklarının Durumu, Toplum ve Demokrasi, 2(2), Ocak-Nisan, s.149-157.
THBERT,A.(Ed.).(2015), Turizm ve Seyahatte Çocukların Cinsel Sömürücü Küresel Araştırması Ülkeye Özel Rapor Türkiye. Web site ulaşım ağı http://www.ecpat.org/wp-content/uploads/2016/10/Turkce-Rapor-V2.pdf
“Çocuk Seks İşçiliği, Çocuk Pornografisi ve Seks Amacıyla Çocuk Ticaretine Son Ağı yani kısa adıyla ECPAT, Türkiye’de cinsel istismara uğrayan çocuklarla ilgili 2013-2014 yılı raporunda çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grup olup yüzdesi 46’dır.İnternette 36 binden fazla, içinde çocukların bulunduğu müstehcen fotoğraf dolaşımda, bu sayının yüzde 42'si yedi yaş ve altı, yüzde 77'si ise dokuz yaş ve altı çocuklardan oluşuyor. Ayrıca resmi evliliklerin beşte birinde 18 yaşın altındaki kızlar evlendiriliyor. Türkiye’deki Suriyeli çocukların yüzde 4.5’i evli durumda.”
Diğer bir araştırmada ise;
“Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne göre; Çocuk cinsel istismar hükümlülerinin yüzdesi % 42.5 iken (2006 yılında) % 58.8'e (2016'da) yükselmiştir”.
Bu kısa ve acı bir bilgilendirmeden sonra; yinede unutulmamalıdır ki çocuğa yaklaşım modelleri ülkeden ülkeye ve toplumdan topluma değişmektedir.Polat,O.(2017). Yazdığı kitapta verdiği örnek bu bilgiyi desteklemektedir. Örnek, İsveç’te çocuğun tüm sorumluluğu devlet tarafından üstlenilmiş olup ebeveyn söz hakkı minimaldir. Yani devletin çocuk için doğru bulduğu yöntemi anne-babaya sormadan uygulayabilir. Daha da ötesi çocuğun ebeveynlerine karşı bir sorumluluğu yoktur ve onları şikayet edebilme hakkına sahiptir. Ancak bu yönteminde bazı problemleri doğurduğunu aklımızda tutmak gerekmektedir. Verdiğimiz örneğin tam zıttı olarakta Arap ülkelerindeki çocukların tüm söz hakkı ve sorumluluğu ebeveyne aittir ve kısıtlamalar gözükmektedir. Buna verilebilecek en açık örnek kız çocuklarının eğitim hakkının kısıtlandırılmasıdır.
Ülkemize bakacak olursak tam orta noktada görülmektedir. Aile yapısına ve çocuğa önem verme geleneğimizden ötürü çocuklar sevgi dolu bir ortamda büyütülmektedir. Ama bu durum yine az önce söylediğimiz gibi değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin dayak kavramı.. Şöyle bir eskileri düşünürsek görürüz ki en azından birkaç kez anne-baba veya öğretmenden dayak yiyip oturmuşuzdur. “Eti senin kemiği benim”, “Annenin vurduğu yerde gül biter”, “Kızını dövmeyen dizini döver”. Bunlar hepimizin bildiği atasözleridir.
Bunlar ışığında akıllara gelen soru çocuk istismarınedir?Çocuk istismarı, 0-18 yaş grubundaki çocuğun kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici olan, kaza-dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalmasıdır. O zaman aklımıza gelen diğer bir soruda hangi davranışları çocuk istismarı olarak kabul etmeliyiz? Bu sorunun cevabını 1985’te Dünya Sağlık Örgütünün yapmış olduğu çalışmalar sonucunda “Çocuğun, sağlığını, fiziksel gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplumu veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar çocuk istismarı olarak kabul edilir. Aynı zamanda çocuğun istismar veya şiddet olarak algılamadığı veya yetişkinlerin istismar olarak kabul etmediği davranışları da içine alarak davranışın mutlaka çocuk tarafından algılanması veya yetişkin tarafından bilinçli olarak yapılması koşul değildir”. tanımını yapmıştır. Buna ek olarak, çocuk istismarının tanımının uluslararası bir bakış içerisinde yapılmış olsada, toplumlara göre de bunun değişebildiğinin unutulmaması çok önemli bir boyuttur.
Kaynakça:
POLAT,O.(2017),Tüm Boyutlarıyla Çocuk İstismarı Tanımlar 1, Ankara:Seçkin.
POLAT,O.(2008), Türkiye’de Çocuk Haklarının Durumu, Toplum ve Demokrasi, 2(2), Ocak-Nisan, s.149-157.
THBERT,A.(Ed.).(2015), Turizm ve Seyahatte Çocukların Cinsel Sömürücü Küresel Araştırması Ülkeye Özel Rapor Türkiye. Web site ulaşım ağı http://www.ecpat.org/wp-content/uploads/2016/10/Turkce-Rapor-V2.pdf





