Haber: Mutahhare Çağlı Milon
Ülke genelinde yaklaşık 18 milyon Edirne’de ise 55 bin öğrencinin bugün itibariyle yeni eğitim öğretim yılına başladığını belirten Zobar, öğrencilerle birlikte 1 milyona yakın eğitim emekçisinin çözüm bekleyen sorunlar, müfredat ve sınav değişikliği ve ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesinde bir yıla daha giriş yapıldığını belirtti.
“ÖĞRENCİLERİN ÜSTÜNE EKONOMİK KRİZİN YARATTIĞI ETKİ YÜKLENDİ”
Öğrencilerin birçoğunun yeni eğitim öğretim yılına çözülemeyen ve yeni eklenen sorunlarla başladığını belirten Zobar, Bütün bu sorunların üstüne bir de ekonomik krizin yarattığı etkinin yüklendiğini dile getirdi. Bununla birlikte sınan sistemi değişikliklerinin de öğrencileri mağdur ettiğini vurgulayan Zobar, “LGS birçok öğrenciyi istemedikleri okullara gitmeye mecbur bırakmaktadır. Sınavla öğrenci alan akademik liselerin kontenjanlarının sınırlı tutulması, sınavsız öğrenci alan Anadolu Liseleri’nin kontenjanlarının dolduğu birçok ilde öğrenciler seçeneksiz kalmıştır. Bu sistemle öğrencilerin istemedikleri okullara yerleştirileceği, birçok ailenin çocuklarını istemedikleri halde meslek, imam hatip lisesi ya da özel okullara göndermek zorunda kalacağı yönündeki kaygılarımız ne yazık ki haklı çıkmıştır. Bu değişikliğin uzun vadede eğitim sistemimizi tümden özelleştirme ve imam hatipleştirme projesinin bir adımı olduğu ortadır” dedi.
“YKS SONUÇLARI ORTAOĞRETİMDEKİ ÇÖKÜŞÜN AYNASI OLMUŞTUR”
2018 yılı YKS’ye giren öğrenci sayısının 2,5 milyon olduğunu söyleyen Zobar, YKS sonuçlarının ortaöğretimdeki çöküşün aynası olduğunu belirtti.
YKS’ye girecek adayın bir gün içerisinde sabah ve öğleden sonra yapılan oturumlarda başarı göstermesinin mümkün olmadığını söyleyen Zobar, “ YKS’de sorulara verilen doğru yanıtların ortalaması çok düşük kalmıştır. Birçok öğrenci açıkta kalmamak için istemediği bölümleri tercih etmiştir” dedi.
“700 BİN ÖĞRETMEN AÇIKTA”
Yeni eğitim öğretim yılında mesleğine kavuşamayan ve ataması yapılamayan öğretmen sayısının 700 bine ulaştığını söyleyen Zobar,
Sayıştay'ın denetim raporunda bile yüz binlerce öğretmene ihtiyaç duyulduğu tespitine rağmen, bu konuda da bir irade gösterilmemiştir. Bir eğitim sisteminin dinamosu, öğretmendir. Yani yeni eğitim-öğretim dönemi, sadece veliler ve öğrenciler için değil, biz eğitimciler için de bolca kara haber barındırmaktadır” dedi.
“EĞİTİMDE ÖZELLEŞTİRME DEVAM EDİYOR”
Yıllardır eğitime piyasa merkezli işletmeci anlayışı yerleştirilmeye çalışıldığını söyleyen Zobar, “Özel okullara yönelik doğrudan teşvik uygulamalarında ciddi adımlar atılarak kamusal eğitim alanı daraltılmıştır. Kamusal kaynaklar, eğitimin ticarileştirilmesi için özel sermayeye aktarılırken kamusal eğitimin niteliği düşürülmüştür. MEB verilerine göre, 2018-2019 eğitim öğretim yılı itibarıyla Türkiye’de 54 bin 732 resmi, 13 bin 679 özel okul bulunmaktadır. 2003’te özel okulların resmi okullara oranı yüzde 2 iken, 2019’a gelindiğinde bu oran yüzde 25’e yükselmiştir. 2002-2003 eğitim ve öğretim yılında tüm özel okullarda kayıtlı öğrencilerin toplam öğrenci sayısına oranı yüzde 1 iken, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 8 kat artarak yüzde 8,2’e çıkmıştır” dedi.
“BİRÇOK KÖY OKULU KAPATILDI”
4+4+4 düzenlemesi ile birlikte 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren çok sayıda köy okulunun kapatıldığını ve taşımalı eğitim uygulamalarının yaygınlaştığını ifade eden Zobar, “2013-2014 eğitim öğretim yılında taşınan ilkokul ve ortaokul öğrenci sayısı 825 bin 90’dı. 2018-2019 eğitim öğretim yılında taşınan öğrenci sayısı 1 milyon 324 bin 960’a çıkmıştır. Eğitimlerine devam etmek için yerleşim yerlerine en yakın ilçelere giden öğrenciler Aladağ’da olduğu gibi devlete ait yurt olmadığı için yine cemaat ve tarikatların yurtlarına yönlendirilecektir. Taşımalı eğitim sisteminde özellikle kız çocukları mağduriyet yaşamakta ve eğitimden kopmaktadırlar. Özellikle ilköğretim ve lise çağındaki çocuklarımız devletin bizzat hizmet verdiği yurtlarda barınma ihtiyacını karşılamalı, hiçbir suretle özel teşebbüs, dernek, vakfın faaliyetine izin verilmemelidir” dedi.
“MEB BÜTÇESİNDEN YAPILAN KESİNTİ YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI OLUMSUZ ETKİLEYECEK”
Ekonomik kriz sebebiyle Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin 2 milyar TL’sinin kesilmesinin yeni eğitim öğretim yılını olumsuz etkileyeceğini söyleyen Zobar, “En fazla kesintinin okul onarımları ve öğrenciler için verilen yardımlardan yapıldı. Öğrenci sayısının artmasıyla birlikte okul, derslik ve öğretmen açığı hızla büyümektedir. Bugün Türkiye’de halen öğretmeni olmayan okullar bulunmaktadır. Türkiye’deki okulların yarısından fazlasında ikili eğitim yapılmakta, birleştirilmiş sınıflarda eğitim ve taşımalı eğitim uygulamasına devam edilmektedir. Okullardaki altyapı ve donanım eksiklikleri, nitelikli bir eğitim politikasının yürütülmesinin önünde büyük bir engeldir. Okul yetersizliği ve derslik açığının yanında, acil çözüm bekleyen en önemli sorun, öğretmen açıklarıdır” diye konuştu.
“İKİLİ EĞİTİM SORUNU DEVAM EDİYOR”
2023 Eğitim Vizyonunda, "ikili eğitime son verme hedefi" diğer programlarda olduğu gibi tekrar edildiğini ancak tekli eğitim yapan okulların bile ikili eğitime geçtiğini söyleyen Zobar, “Okul binaları hem içeriden tuğlalarla bölünmüş ve hem de okul bahçeleri küçültülmüş, eğitim sistemi işlevsiz hale getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ilköğretim kurumlarının yüzde 14.4; ortaöğretim okullarının ise yüzde 6.4’ünde ikili eğitim yapılıyor. Yine MEB’in verilerine göre 2019 sonuna kadar ikili öğretimin kaldırılması için Türkiye genelinde 57 bin 132’si temel eğitimde, 1.630’u ise ortaöğretimde olmak üzere toplam 58 bin 762 derslik yapılması gerekiyor. Ancak MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay ile hele ki ekonomik kriz nedeniyle yapılan kesintiden sonra bunu gerçekleştirmek mümkün görünmemektedir” dedi.
“YENİ ÇALIŞMA TAKVİMİ ÖĞRENCİLERİ DENEY TAHTASI HALİNE GETİRECEK”
Yeni ara tatil takviminin öğrencileri deney tahtası haline getireceği ve bu sisteme uygun olup olmadığının belirsiz olduğunu söyleyen Zobar, “Eğitimin yığılmış sorunları çözüm üretilmeksizin ortada dururken, daha fazla ara tatil içeren yeni çalışma takvimi açıklanmıştır. Bu takvimin bizim sistemimize uygun olup olmadığı büyük bir soru işareti olarak ortada durmaktadır. Her tatil öncesi rehavetin hâkim olduğu, okullarda ders işlenmediği, birçok öğrencinin rapor alarak tatilini uzatıp seyahate çıktığı gibi unsurlar da hesaba katılmadan açıklanan yeni takvim, bir kuşağı daha deney tahtası haline getirecektir” dedi.
Zobar, “Eğitim-İş olarak, parasız, bilimsel, demokratik, laik, ulusal ve karma eğitim mücadelemize, Atatürk’ü ve devrimlerini anlatmaya, haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalmış tüm eğitim emekçilerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Yolumuz çağdaş uygarlık yoludur, yolumuz Cumhuriyet yoludur ve bu yoldan asla dönmeyiz” şeklinde konuştu.
Ülke genelinde yaklaşık 18 milyon Edirne’de ise 55 bin öğrencinin bugün itibariyle yeni eğitim öğretim yılına başladığını belirten Zobar, öğrencilerle birlikte 1 milyona yakın eğitim emekçisinin çözüm bekleyen sorunlar, müfredat ve sınav değişikliği ve ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesinde bir yıla daha giriş yapıldığını belirtti.
“ÖĞRENCİLERİN ÜSTÜNE EKONOMİK KRİZİN YARATTIĞI ETKİ YÜKLENDİ”
Öğrencilerin birçoğunun yeni eğitim öğretim yılına çözülemeyen ve yeni eklenen sorunlarla başladığını belirten Zobar, Bütün bu sorunların üstüne bir de ekonomik krizin yarattığı etkinin yüklendiğini dile getirdi. Bununla birlikte sınan sistemi değişikliklerinin de öğrencileri mağdur ettiğini vurgulayan Zobar, “LGS birçok öğrenciyi istemedikleri okullara gitmeye mecbur bırakmaktadır. Sınavla öğrenci alan akademik liselerin kontenjanlarının sınırlı tutulması, sınavsız öğrenci alan Anadolu Liseleri’nin kontenjanlarının dolduğu birçok ilde öğrenciler seçeneksiz kalmıştır. Bu sistemle öğrencilerin istemedikleri okullara yerleştirileceği, birçok ailenin çocuklarını istemedikleri halde meslek, imam hatip lisesi ya da özel okullara göndermek zorunda kalacağı yönündeki kaygılarımız ne yazık ki haklı çıkmıştır. Bu değişikliğin uzun vadede eğitim sistemimizi tümden özelleştirme ve imam hatipleştirme projesinin bir adımı olduğu ortadır” dedi.
“YKS SONUÇLARI ORTAOĞRETİMDEKİ ÇÖKÜŞÜN AYNASI OLMUŞTUR”
2018 yılı YKS’ye giren öğrenci sayısının 2,5 milyon olduğunu söyleyen Zobar, YKS sonuçlarının ortaöğretimdeki çöküşün aynası olduğunu belirtti.
YKS’ye girecek adayın bir gün içerisinde sabah ve öğleden sonra yapılan oturumlarda başarı göstermesinin mümkün olmadığını söyleyen Zobar, “ YKS’de sorulara verilen doğru yanıtların ortalaması çok düşük kalmıştır. Birçok öğrenci açıkta kalmamak için istemediği bölümleri tercih etmiştir” dedi.
“700 BİN ÖĞRETMEN AÇIKTA”
Yeni eğitim öğretim yılında mesleğine kavuşamayan ve ataması yapılamayan öğretmen sayısının 700 bine ulaştığını söyleyen Zobar,
Sayıştay'ın denetim raporunda bile yüz binlerce öğretmene ihtiyaç duyulduğu tespitine rağmen, bu konuda da bir irade gösterilmemiştir. Bir eğitim sisteminin dinamosu, öğretmendir. Yani yeni eğitim-öğretim dönemi, sadece veliler ve öğrenciler için değil, biz eğitimciler için de bolca kara haber barındırmaktadır” dedi.
“EĞİTİMDE ÖZELLEŞTİRME DEVAM EDİYOR”
Yıllardır eğitime piyasa merkezli işletmeci anlayışı yerleştirilmeye çalışıldığını söyleyen Zobar, “Özel okullara yönelik doğrudan teşvik uygulamalarında ciddi adımlar atılarak kamusal eğitim alanı daraltılmıştır. Kamusal kaynaklar, eğitimin ticarileştirilmesi için özel sermayeye aktarılırken kamusal eğitimin niteliği düşürülmüştür. MEB verilerine göre, 2018-2019 eğitim öğretim yılı itibarıyla Türkiye’de 54 bin 732 resmi, 13 bin 679 özel okul bulunmaktadır. 2003’te özel okulların resmi okullara oranı yüzde 2 iken, 2019’a gelindiğinde bu oran yüzde 25’e yükselmiştir. 2002-2003 eğitim ve öğretim yılında tüm özel okullarda kayıtlı öğrencilerin toplam öğrenci sayısına oranı yüzde 1 iken, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 8 kat artarak yüzde 8,2’e çıkmıştır” dedi.
“BİRÇOK KÖY OKULU KAPATILDI”
4+4+4 düzenlemesi ile birlikte 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren çok sayıda köy okulunun kapatıldığını ve taşımalı eğitim uygulamalarının yaygınlaştığını ifade eden Zobar, “2013-2014 eğitim öğretim yılında taşınan ilkokul ve ortaokul öğrenci sayısı 825 bin 90’dı. 2018-2019 eğitim öğretim yılında taşınan öğrenci sayısı 1 milyon 324 bin 960’a çıkmıştır. Eğitimlerine devam etmek için yerleşim yerlerine en yakın ilçelere giden öğrenciler Aladağ’da olduğu gibi devlete ait yurt olmadığı için yine cemaat ve tarikatların yurtlarına yönlendirilecektir. Taşımalı eğitim sisteminde özellikle kız çocukları mağduriyet yaşamakta ve eğitimden kopmaktadırlar. Özellikle ilköğretim ve lise çağındaki çocuklarımız devletin bizzat hizmet verdiği yurtlarda barınma ihtiyacını karşılamalı, hiçbir suretle özel teşebbüs, dernek, vakfın faaliyetine izin verilmemelidir” dedi.
“MEB BÜTÇESİNDEN YAPILAN KESİNTİ YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILINI OLUMSUZ ETKİLEYECEK”
Ekonomik kriz sebebiyle Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin 2 milyar TL’sinin kesilmesinin yeni eğitim öğretim yılını olumsuz etkileyeceğini söyleyen Zobar, “En fazla kesintinin okul onarımları ve öğrenciler için verilen yardımlardan yapıldı. Öğrenci sayısının artmasıyla birlikte okul, derslik ve öğretmen açığı hızla büyümektedir. Bugün Türkiye’de halen öğretmeni olmayan okullar bulunmaktadır. Türkiye’deki okulların yarısından fazlasında ikili eğitim yapılmakta, birleştirilmiş sınıflarda eğitim ve taşımalı eğitim uygulamasına devam edilmektedir. Okullardaki altyapı ve donanım eksiklikleri, nitelikli bir eğitim politikasının yürütülmesinin önünde büyük bir engeldir. Okul yetersizliği ve derslik açığının yanında, acil çözüm bekleyen en önemli sorun, öğretmen açıklarıdır” diye konuştu.
“İKİLİ EĞİTİM SORUNU DEVAM EDİYOR”
2023 Eğitim Vizyonunda, "ikili eğitime son verme hedefi" diğer programlarda olduğu gibi tekrar edildiğini ancak tekli eğitim yapan okulların bile ikili eğitime geçtiğini söyleyen Zobar, “Okul binaları hem içeriden tuğlalarla bölünmüş ve hem de okul bahçeleri küçültülmüş, eğitim sistemi işlevsiz hale getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre ilköğretim kurumlarının yüzde 14.4; ortaöğretim okullarının ise yüzde 6.4’ünde ikili eğitim yapılıyor. Yine MEB’in verilerine göre 2019 sonuna kadar ikili öğretimin kaldırılması için Türkiye genelinde 57 bin 132’si temel eğitimde, 1.630’u ise ortaöğretimde olmak üzere toplam 58 bin 762 derslik yapılması gerekiyor. Ancak MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan pay ile hele ki ekonomik kriz nedeniyle yapılan kesintiden sonra bunu gerçekleştirmek mümkün görünmemektedir” dedi.
“YENİ ÇALIŞMA TAKVİMİ ÖĞRENCİLERİ DENEY TAHTASI HALİNE GETİRECEK”
Yeni ara tatil takviminin öğrencileri deney tahtası haline getireceği ve bu sisteme uygun olup olmadığının belirsiz olduğunu söyleyen Zobar, “Eğitimin yığılmış sorunları çözüm üretilmeksizin ortada dururken, daha fazla ara tatil içeren yeni çalışma takvimi açıklanmıştır. Bu takvimin bizim sistemimize uygun olup olmadığı büyük bir soru işareti olarak ortada durmaktadır. Her tatil öncesi rehavetin hâkim olduğu, okullarda ders işlenmediği, birçok öğrencinin rapor alarak tatilini uzatıp seyahate çıktığı gibi unsurlar da hesaba katılmadan açıklanan yeni takvim, bir kuşağı daha deney tahtası haline getirecektir” dedi.
Zobar, “Eğitim-İş olarak, parasız, bilimsel, demokratik, laik, ulusal ve karma eğitim mücadelemize, Atatürk’ü ve devrimlerini anlatmaya, haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalmış tüm eğitim emekçilerinin yanında olmaya devam edeceğiz. Yolumuz çağdaş uygarlık yoludur, yolumuz Cumhuriyet yoludur ve bu yoldan asla dönmeyiz” şeklinde konuştu.





