Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı ölüm verileri, Edirne’de en fazla ölümün dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleştiğini ortaya koydu. Verileri değerlendiren Nöroloji Uzmanı Dr. Alev Vatan ile Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çetin Gül, kalp ve beyin sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayarak düzenli kontrol ve erken tanının yaşamsal önem taşıdığını ifade etti.
TÜİK tarafından yayımlanan 2025 yılı ölüm ve ölüm nedenlerine ilişkin istatistikler, Edirne’de halk sağlığı açısından dikkat çekici bir tabloyu gözler önüne serdi. Açıklanan rakamlara göre kentte geçen yıl toplam 3 bin 982 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin 2 bin 165’ini erkekler, 1.817’sini ise kadınlar oluşturdu. Verilerde en dikkat çeken unsur ise ölüm nedenlerinin başında dolaşım sistemi hastalıklarının yer alması oldu. Kentteki ölümlerin yüzde 38’ine karşılık gelen 1.513 kişinin kalp ve damar hastalıkları sebebiyle yaşamını yitirdiği belirlendi.
TÜİK verilerine göre Edirne’de ölüm nedenleri arasında ilk sırayı dolaşım sistemi hastalıkları alırken, bunu solunum sistemi hastalıkları ve iyi ile kötü huylu tümörler izledi. Yüzde 38,0 oranla 1.513 ölüm dolaşım sistemi hastalıklarına bağlanırken, yüzde 15,1 ile solunum sistemi hastalıkları ve yüzde 14,2 ile 567 ölümle tümör kaynaklı vakalar takip eden nedenler arasında yer aldı. Uzmanlar, bu tabloya ilişkin değerlendirmelerinde erken teşhis, düzenli sağlık kontrolleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemini vurguladı.
Nöroloji Uzmanı Dr. Alev Vatan, inmenin çoğu durumda önlenebilir olduğuna ve erken müdahale ile kontrol altına alınabileceğine dikkat çekti. Toplumun bilinçlenmesi, risk faktörlerinin azaltılması ve düzenli doktor kontrollerinin inme riskini ciddi ölçüde düşürebileceğini belirten Vatan, “İnme kader değildir. Belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önem taşır. Erken tanı, hem ölüm riskini hem de kalıcı hasar ihtimalini büyük oranda azaltır” dedi.
İnmenin sadece beyinle sınırlı bir hastalık olmadığını ifade eden Vatan, son yıllarda üzerinde durulan “İnme-Kalp Sendromu”na da dikkat çekti. Akut inme sonrası bazı hastalarda kalp fonksiyonlarında geçici bozulmalar görülebildiğini belirten Vatan, stres hormonlarının kalp kası üzerinde etkili olabildiğini ve bu nedenle nörolojik hastaların kardiyolojik açıdan da izlenmesi gerektiğini söyledi.
Kalp ile beyin arasında güçlü bir etkileşim bulunduğunu dile getiren Vatan, inme sonrası kalpte ritim bozuklukları, EKG değişiklikleri ve pompalama gücünde azalma gibi sorunların görülebileceğini belirtti. Bazı vakalarda Takotsubo kardiyomiyopatisine benzer tabloların ortaya çıkabileceğini de ekledi.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çetin Gül ise dolaşım sistemi hastalıklarının büyük bölümünün yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğini ifade etti. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara ve alkol kullanımının damar sağlığını olumsuz etkilediğini belirten Gül, bu faktörlerin kalp krizi ve inme riskini artırdığını söyledi.
İnme sonrası kalp fonksiyonlarının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gül, bazı hastalarda görülen kalp fonksiyon bozukluklarının zamanla düzelebileceğini ancak özellikle risk grubundaki hastalarda kalıcı hasar ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik ve bacaklarda şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Gül, bu durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasının kritik olduğunu söyledi. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve sigaradan uzak durmanın kalp hastalıklarını önemli ölçüde azalttığını da ekledi.
Uzmanlar, 40 yaş sonrasında düzenli kardiyoloji ve nöroloji kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhisin hayat kurtardığını belirtti. TÜİK verileri ise Edirne’de dolaşım sistemi hastalıklarının hâlâ en önemli ölüm nedeni olduğunu ortaya koyarken, alınacak önlemlerle bu tablonun değiştirilebileceğine işaret etti.
Hasan Yiğit Konaklılar



