Edirne'nin simgelerinden biri haline gelen tava ciğerinin arkasında sadece yılların birikimi değil, nesilden nesile aktarılan güçlü bir aile kültürü de bulunuyor. Henüz 5 yaşındaki Kemal İmrak, oyun çağında olmasına rağmen gününün önemli bölümünü ailesinin iş yerinde geçiriyor. Küçük yaşlardan itibaren dedesi ve babasının yanında büyüyen Kemal, meslekten önce emeği, disiplini ve insan ilişkilerini öğrenerek geleceğe hazırlanıyor.
Edirne'yi Tanıtma ve Tava Ciğer Kalite Koruma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak, yaklaşık 146 yıllık aile geleneğinin bugün dördüncü kuşak temsilcileri olduklarını belirterek, çocuklarının da bu kültürün içinde yetişmesinden büyük mutluluk duyduklarını söyledi.
ASIRLIK GELENEK YENİ KUŞAKLA DEVAM EDİYOR
Aile büyüklerinin yıllar önce mezbahada başlayan çalışma hayatının zamanla ciğercilik mesleğine dönüştüğünü anlatan İmrak, bu serüvenin bugün de aynı heyecanla sürdüğünü ifade etti. Geçmişten gelen bilgi ve tecrübeyi koruyarak yaşatmaya çalıştıklarını dile getiren İmrak, her kuşağın kendinden sonrakine sadece mesleği değil, aynı zamanda çalışma ahlakını da aktardığını vurguladı.
Bugün ailenin en küçük ferdi olan Kemal'in de iş yerinde vakit geçirmekten büyük keyif aldığını söyleyen İmrak, oğlunun çocuk yaşına rağmen dükkânın düzenine karşı dikkatli davrandığını ve çevresinde olup biten her ayrıntıyı ilgiyle takip ettiğini belirtti.
OYUN YERİ DEĞİL, HAYAT OKULU
Yaşıtları parkta vakit geçirirken Kemal'in en sevdiği yerlerden biri aile işletmesi oluyor. İş yerine geldiğinde önce etrafı inceleyen minik Kemal, eksik gördüğü rafları düzenliyor, içecek dolabındaki ürünleri tek tek yerleştiriyor, zaman zaman da eline süpürge alarak çalışanlara yardım etmeye çalışıyor. Ailesi ise onun bu davranışlarını zorunluluk olarak değil, doğal gelişiminin bir parçası olarak görüyor.
MESLEĞİNİ KENDİSİ SEÇECEK
Oğlunun gelecekte hangi işi yapacağı konusunda hiçbir yönlendirmede bulunmayacaklarını ifade eden Uğurcan İmrak, asıl hedeflerinin iyi bir insan yetiştirmek olduğunu söyledi.
Kemal'in ileride aile mesleğini sürdürmek istemesi halinde tüm bilgi ve deneyimlerini paylaşacaklarını belirten İmrak, Bizim için önemli olan hangi işi yaptığı değil, dürüst, çalışkan, saygılı ve vicdanlı bir birey olmasıdır. Emek vermenin kıymetini bilsin, insanlara değer versin yeter. dedi.
ÇOCUKLUĞUNU KENDİSİNDE GÖRÜYOR
Kendisinin de küçük yaşlarda aynı dükkânda büyüdüğünü anlatan İmrak, bugün oğlunu izlerken sık sık kendi çocukluğunu hatırladığını dile getirdi.
Esnaf kültürünün insanı hayata hazırlayan önemli bir okul olduğunu ifade eden İmrak, çocukların küçük yaşlarda sorumluluk duygusuyla tanışmasının gelecekte büyük katkı sağladığını söyledi. Kemal'in iş yerine olan ilgisinin aile büyüklerinin yıllar önce gösterdiği davranışlarla benzerlik taşımasının kendilerini mutlu ettiğini belirtti.
MİSAFİRPERVERLİĞİ ŞİMDİDEN ÖĞRENİYOR
İş yerine gelen müşterilerle kurduğu samimi iletişim de küçük Kemal'in dikkat çeken yönleri arasında yer alıyor. Gelen misafirleri güler yüzle karşılayan, Hoş geldiniz diyen, yemeklerini tamamlayanlara ise Afiyet olsun ve İyi günler dileklerini ileten Kemal, ailesinin yıllardır yaşattığı misafirperverlik anlayışını küçük yaşta benimsemeye başladı.
Gerçek esnaflığın yalnızca kaliteli ürün sunmakla sınırlı olmadığını belirten Uğurcan İmrak, insan ilişkileri, saygı, paylaşma ve güler yüzün de bu kültürün temel taşları olduğunu ifade etti. Oğlunun bu değerlerle büyümesini en büyük kazanç olarak gördüklerini söyleyen İmrak, aile mirasının önce insan yetiştirerek geleceğe taşınacağına inandıklarını sözlerine ekledi. (Haber: Hasan Yiğit Konaklılar)



