Tarım arazilerimiz genişliyor
Hatice ÖZSOY
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Küresel ısınma, yanlış gübreleme ve erozyon gibi sebeplerle tarıma elverişli arazilerde azalma var” şeklindeki açıklaması üzerine Edirne Ziraat Odası Meclis Başkanı Erdal Akgün,” Edirne’de ve Trakya’daki tarım alanlarında bir daralma söz konusu değil, hatta genişleme var diyebilirim” dedi.
Akgün, tarım bakanı olabilmek için kişinin önce toprakta izi olması lazım diyerek “Tarımla ilgisi olmayan insanları tarım bakanı olarak görevlendiriyorlar, tarım bizim geleceğimiz tarlada izi olanın iktidarda sözü olması lazım” şeklinde konuştu.
Akgün, toplulaştırma ve sınırların ortadan kalkmasıyla birlikte tarım alanlarındaki azalmanın Edirne için geçerli olmadığını söyleyerek doğaya zarar vermeyen ilaçlar ve gübreleme yöntemleri kullanılması gerektiğinin altını çizdi.
Akgün, “Edirne’de ve Trakya’daki tarım alanlarında bir daralma söz konusu değil. Toplulaştırma ve sınırların ortadan kalkmasıyla birlikte tarım alanlarımızda bir genişleme var diyebiliriz. Tabi ki bu durum Edirne insanın genlerinde ve doğasında var. Her şeyde dünyayı kirlettiğimiz gibi yanlış ilaçlama ve gübreleme sebebiyle toprağa da zarar veriyoruz. Bunun önüne geçmek için doğaya zarar vermeyen ilaçlama ve gübreleme yöntemlerini bulmak gerekiyor. Gübreleme tarımda olmazsa olmazımız haline geldi. Son 15 yılda değişen toprak yapısıyla ilgili tüm ülkede çiftçiler var olma ve yok olma arasında tutunmaya çalışıyor. Çiftçiler savaş veriyor şuan neredeyse borç batağındalar. Destekler açıkları kapatmıyor, milli hâsılatın yüzde 1’ini tarıma destek olarak verileceği açıklansa da asla bu oran yüzde 1 olmadı. Çiftçiler kanuni haklarını dahi alamıyor. Sulama imkânlarının iyi olduğu yerlerde Trakya’da çeltik ekiliyor. Fakat sulamaya elverişli olmayan alanlar ise çeşitli doğal afet, yağmur, sel veya dolu gibi felaketlerden toprak nasibini alıyor ve çiftçi toprağa yaptığı yatırımın karşılığını alamaz hale geliyor. Son 10 yıldır daha önce hiç karşılaşmadığımız doğal afetlerle karşılaşıyoruz. Biz insanoğlunun çevreye ve havaya verdiğimiz zarar sonucu küresel ısınma artıyor ve mevsim geçişlerinde beklenilenin dışında afetler yaşanılıyor bu durum insanları etkilediği gibi toprağı da etkiliyor. 70’li yıllarda başlatılan toplulaştırma projesi ile tarım alanında uygulayan yerlerde oldu uygulanmayan yerlerde oldu ama bu ve bunun gibi projeler ile tarım alanları korunuyor ve genişletilmeye çalışılıyor. Şuanda Edirne’de topraklar tarıma el verişlidir denilebilecek durumda, fakat biz ne kadar böyle söylesek de ülke genelinde yaşanılan ekonomik kriz toprağı da çiftçiyi de olumsuz yönde etkiledi” dedi.
Geçmiş dönem görev yapan bakanları özlediğini söyleyen Akgün, “Tarımla ilgilenecek ve bakan olarak görev yapılacak olan kişileri seçerken eli toprağa değmiş kişiler seçilmeli. Birçok tarım bakanı geldi geçti ve çiftçinin her türlü derdine derman arayan ve el uzatan kişilerdi bunlar. Fakat bu son atanan 2 bakan sebebiyle geçmiş dönemdeki bakanlarımızı özledik. Tarımla ilgisi olmayan insanları tarım bakanı olarak görevlendiriyorlar. Toprakta izi olmayan insanları tarım bakanı yapıyorlar bu durum bizim içimizi acıttı. Tarım bizim geleceğimiz tarlada izi olanın iktidarda sözü olması lazım. İşinin ehli insanların göreve gelmesi ve çiftçinin elini tutması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Hatice ÖZSOY
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Küresel ısınma, yanlış gübreleme ve erozyon gibi sebeplerle tarıma elverişli arazilerde azalma var” şeklindeki açıklaması üzerine Edirne Ziraat Odası Meclis Başkanı Erdal Akgün,” Edirne’de ve Trakya’daki tarım alanlarında bir daralma söz konusu değil, hatta genişleme var diyebilirim” dedi.
Akgün, tarım bakanı olabilmek için kişinin önce toprakta izi olması lazım diyerek “Tarımla ilgisi olmayan insanları tarım bakanı olarak görevlendiriyorlar, tarım bizim geleceğimiz tarlada izi olanın iktidarda sözü olması lazım” şeklinde konuştu.
Akgün, toplulaştırma ve sınırların ortadan kalkmasıyla birlikte tarım alanlarındaki azalmanın Edirne için geçerli olmadığını söyleyerek doğaya zarar vermeyen ilaçlar ve gübreleme yöntemleri kullanılması gerektiğinin altını çizdi.
Akgün, “Edirne’de ve Trakya’daki tarım alanlarında bir daralma söz konusu değil. Toplulaştırma ve sınırların ortadan kalkmasıyla birlikte tarım alanlarımızda bir genişleme var diyebiliriz. Tabi ki bu durum Edirne insanın genlerinde ve doğasında var. Her şeyde dünyayı kirlettiğimiz gibi yanlış ilaçlama ve gübreleme sebebiyle toprağa da zarar veriyoruz. Bunun önüne geçmek için doğaya zarar vermeyen ilaçlama ve gübreleme yöntemlerini bulmak gerekiyor. Gübreleme tarımda olmazsa olmazımız haline geldi. Son 15 yılda değişen toprak yapısıyla ilgili tüm ülkede çiftçiler var olma ve yok olma arasında tutunmaya çalışıyor. Çiftçiler savaş veriyor şuan neredeyse borç batağındalar. Destekler açıkları kapatmıyor, milli hâsılatın yüzde 1’ini tarıma destek olarak verileceği açıklansa da asla bu oran yüzde 1 olmadı. Çiftçiler kanuni haklarını dahi alamıyor. Sulama imkânlarının iyi olduğu yerlerde Trakya’da çeltik ekiliyor. Fakat sulamaya elverişli olmayan alanlar ise çeşitli doğal afet, yağmur, sel veya dolu gibi felaketlerden toprak nasibini alıyor ve çiftçi toprağa yaptığı yatırımın karşılığını alamaz hale geliyor. Son 10 yıldır daha önce hiç karşılaşmadığımız doğal afetlerle karşılaşıyoruz. Biz insanoğlunun çevreye ve havaya verdiğimiz zarar sonucu küresel ısınma artıyor ve mevsim geçişlerinde beklenilenin dışında afetler yaşanılıyor bu durum insanları etkilediği gibi toprağı da etkiliyor. 70’li yıllarda başlatılan toplulaştırma projesi ile tarım alanında uygulayan yerlerde oldu uygulanmayan yerlerde oldu ama bu ve bunun gibi projeler ile tarım alanları korunuyor ve genişletilmeye çalışılıyor. Şuanda Edirne’de topraklar tarıma el verişlidir denilebilecek durumda, fakat biz ne kadar böyle söylesek de ülke genelinde yaşanılan ekonomik kriz toprağı da çiftçiyi de olumsuz yönde etkiledi” dedi.
Geçmiş dönem görev yapan bakanları özlediğini söyleyen Akgün, “Tarımla ilgilenecek ve bakan olarak görev yapılacak olan kişileri seçerken eli toprağa değmiş kişiler seçilmeli. Birçok tarım bakanı geldi geçti ve çiftçinin her türlü derdine derman arayan ve el uzatan kişilerdi bunlar. Fakat bu son atanan 2 bakan sebebiyle geçmiş dönemdeki bakanlarımızı özledik. Tarımla ilgisi olmayan insanları tarım bakanı olarak görevlendiriyorlar. Toprakta izi olmayan insanları tarım bakanı yapıyorlar bu durum bizim içimizi acıttı. Tarım bizim geleceğimiz tarlada izi olanın iktidarda sözü olması lazım. İşinin ehli insanların göreve gelmesi ve çiftçinin elini tutması gerekiyor” şeklinde konuştu.









