Edirne’nin köklü el sanatlarından biri olan süpürgecilik, teknoloji ve sanayileşmenin gölgesinde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Bir dönem yüzlerce ustaya ekmek kapısı olan bu meslek, günümüzde yalnızca birkaç zanaatkârın çabalarıyla yaşamını sürdürüyor.
Bir zamanlar “bacasız fabrika” olarak anılan Edirne Süpürge Borsası’nda 30 yıl önce 300’e yakın ustanın çalıştığı bilinirken, bugün ise parmakla sayılacak kadar az kişi üretime devam ediyor. Çırak yetişmemesi ve gençlerin ilgi göstermemesi nedeniyle meslek gün geçtikçe unutuluyor.
El emeği ve sabır gerektiren süpürge yapımı, ustaları zorlamasına rağmen onlar baba mesleklerinden vazgeçmiyor. Teknolojinin gölgesinde ayakta kalmaya çalışan süpürgeciler, işlerini aşkla sürdürüyor.
Süpürgeciliği yaşatmaya çalışan son ustalardan biri de 76 yaşındaki Hamdi Gaspar. Henüz 15 yaşındayken tarlada süpürgeyle tanışan Gaspar, kalfalık döneminin ardından 1970’te kendi işyerini açarak mesleğini bugüne kadar sürdürdü. Gaspar, “Yıllar geçse de bu iş benim hayatım oldu. El emeği göz nuruyla yapılan süpürgenin değerini bilen azalsa da ben bırakmam” sözleriyle mesleğe olan bağlılığını dile getirdi.
Süpürgenin hammaddesinin bir tarım ürünü olduğunu söyleyen 76 yaşındaki Hamdi Gaspar, "Süpürgeyi üretici eker, hazırlar daha sonra biz kilogram üzerinden fiyatı belirlenir alırız ve süpürge yapımına başlarız. Süpürge yapımı çeşitli aşamalardan geçen zorlu bir süreci içerir. Yaklaşık 7-8 aşamadan geçiyor. Hepsinin farklı aşamaları oluyor. 1970 yılında iş yerimi açtım. O günden bu zamana işimi severek sürdürüyorum. Şuanda süpürge yapımı için elimizde eleman kalmadı. Ben işi kurduğumda 200-250 tane firma vardı. Bu meslek bin kişiye iş veriyordu. Maalesef teknoloji bizi bitirdi. Şuanda çalışan 7-8 firma kaldı. Artık çırak da çalışacak insan da bulunmuyor" şeklinde konuştu.
Yaklaşık 8-10 yıldır süpürge borsasında çalıştığını söyleyen 53 yaşındaki Ufuk Toy, "Meslek eski meslek olduğu için ustalarımız da azaldı dükkanlar da kapandı. Biz de Edirne süpürgesini yaşatmaya çalışıyoruz. Çok el emeği olduğu için zorlayıcı oluyor. Her aşamasında insan emeği var. Artık süpürge kullanan kalmadı. Genelde İstanbul'a, oradan da Anadolu'nun kırsalına gidiyor. Oralarda köy ve bahçelerde daha çok kullanılıyor. Mesleğin son temsilcileriyiz süpürgecilik bitmek üzere" dedi.
Baba mesleği süpürgeciliği sürdüren 57 yaşındaki Ender Kırdagezen, "Süpürgecilik mesleği gelişen teknoloji ve elektrikli süpürgelerin çıkmasıyla birlikte kaybolmaya başladı. Eskiden 300 firma vardı, şimdi bu sayı oldukça azaldı. Artık bu meslek için çırak bulunmuyor. Bulunsa da giderlerini karşılamaz. Biz bu mesleğin son demleriyiz. Elimizden geldiğince yaşatmaya çalışıyoruz. Pek süpürge kullanan kalmadı. Benim evime gitseniz, bende bile bir tane var o da kullanılmıyor. Köylerde bile nadiren kullanıyor. Bu plastik ve elektrikli süpürge mesleği bitirme noktasına getirdi. Apartmanlarda da vileda, paspas kullanılıyor" dedi.
60 yıldır Süpürge ustası olarak çalışan 71 yaşındaki Hasan Çalışkanlar, "Sarma işini yapıp bağlama ustasına veriyorum. Daha sonra başı bağlı olarak dikiş bölümüne gider. Çeşitli aşamalardan sonra süpürge haline gelir. Teknoloji bizi bitirdi. Kırsal kesimlere veriyoruz. O da bitince bizim iş biter. Bu mesleğin geleceği de yok çırak da yetişmiyor" ifadelerine verdi.
Süpürge bağlama ustası olarak çalışan 70 yaşındaki Niyazi Mamarcık, mesleğin son temsilcileri olduklarını ve artık bu işte çırak yetişmediğini aktardı. Süpürge yapımının büyük emek istediğini belirten Mamarcık, çocukluk çağlarında başladığı mesleği severek sürdürdüklerini ifade etti.
Otları desteler halinde ayırmaya başlayıp tel malzemeyle bağlanmasıyla şekil verilen süpürgeler son olarak elle dikilerek satışa sunulurken bazı ustular siparişlere cevap vermek için süpürgeleri makinelerle dikiyor.





