Yaşagör vatandaşın konuyla ilgili daha çok bilinçlendirilmesi gerektiğini hatta çocuklara okul eğitimi sırasında ders verilmesi gerektiğini de vurguladı. Geçmiş yıllarda birçok ülkenin plastik poşet kullanımını tamamen yasakladığını söyleyen Yaşagör, “Bizde bu kararı bekliyoruz” dedi.
Haber: Hatice ÖZSOY
Sadece naylon poşet değil plastik katkı maddesi barındıran plastik tabak, çatak bardak gibi ürünlerin yerine de doğayla uyumlu kullanılabilecek alternatif ürünlerin geliştirilmesi gerektiğini belirten Yaşagör, plastik ürünleri kullanmanın Dünya’nın sonunu getireceğini belirtti.
Yaşagör, “Gündemde şuan market reyonlarında ücretsiz olarak kullanılan ince plastik poşetlerin kullanımında 1 Ocak itibariyle yüzde 100 artış yaşandığı konuşuluyor. Bu ürünlerin diğer poşetlere göre ham madde açısından zararı doğaya daha az, fakat ne olursa olsun plastik sınıfındadır ve kullanımının bu kadar artması doğru değildir. Vatandaş bunları çare olarak görüyorlar ve bir kilo domates alacaksa 1 poşet yerine 4-5 tane poşet alıyorlar. Bizler yaptığımız çalışmalarla daha önce bez torbalar dağıttık. Bunların çoğaltılması gerekiyor. Filelerin yaptırılması gerekiyor. Sorun şu ki bizim insanımızda bu alışkanlık yok. Alışverişe giderken vatandaş torba ya da filesiyle gitmeye tam alışamadı. Belki yüzde 30 yüzde 40’tır diyebilirim vatandaşsa bilinç kazandırmışızdır. Fakat geri kalan kısmında bilinçlenerek plastiğe savaş açmaları ve kullanmamaları gerekiyor. Çocukluktan itibaren okullarda artık bunun eğitimi verilmeli ve aşılanmalı yeni yetişen nesillere. Plastik poşet kullanmak Dünya’nın sonunu getirmekten başka bir şey değil. Ücretli durumu şuan ortadan kalksın herkes poşete tekrar saldırır. Geçtiğimiz günlerde bir haber okudum, Dünya’nın en derin denizinin olduğu yerde bile denizin dibinden plastik ürünler varmış. Denizlerimiz dolmuş, amaç insanları bilinçlendirmek. Dünya’da bazı ülkelerde artık plastiğin hiç kullanılmaması yönünde kararlar alınmaya başlandı. Bizde bu kararı bekliyoruz. Örneğin günlük kullanımlarda plastik tabak, bardak, çatal gibi ürünler sıkça kullanılıyor. Bunlar özellikle yaz aylarında piknikçilerin evden taşımak istemediği için başvurduğu ürünler. Bunlar yerine alternatif ürünler çıkartılarak plastik kullanımını bu alanda da azaltmalıyız. Hatta sıfıra indirmeliyiz. Bazı self servis olan yerlerde kahve ya da çayları karıştırırken ince tahta karıştırıcılar kullanılıyor, bunun gibi alternatiflerle doğaya uygun malzemeler kullanılarak alternatifler çoğaltılabilir. Çokta zor değil bunu yapmak, büyük firmalar bir sürü reklâm veriyorlar bu amaçla reklâmlarını bu yönde yapabilirler” dedi.
“PLASTİĞE AÇTIĞIMIZ SAVAŞTA DAHA YOLUN BAŞINDAYIZ”
Plastiğe açılan savaşta Türkiye’nin daha çok yolun başında olduğunu belirten Yaşagör, “Kat edeceğimiz çok yol var” dedi.
Eskiden manavların dükkânlarda kese kâğıdı kullanarak satışlarını yaptığını belirten Yaşagör, eskiye dönüşün acilen başlaması gerektiğini vurguladı.
Yaşagör, “Benim babam manavdı her akşam çocukluğumda kese kâğıdı yapardık onları katlardık sabaha hazırlardık. Şimdi gazetelerden kese kâğıdı yapmayı uygun bulmuyoruz tabii, içerisinde bulunan boya ve ilaçlardan dolayı. Fakat saman kâğıdı dediğimiz kâğıtlar kullanılarak market reyonlarında tekrardan kese kâğıdı düzenine geçilebilir. Tabii bu söylenilen önerilerin hepsi için yetkililerin destek çıkması gerekiyor. Naylon dışında kullanılacak bu ürünlerin devlet tarafından desteklenmesi gerekiyor. Plastiğe açtığımız savaşta daha yolun başındayız. Kat edeceğimiz çok yol var” diye konuştu.
Haber: Hatice ÖZSOY
Sadece naylon poşet değil plastik katkı maddesi barındıran plastik tabak, çatak bardak gibi ürünlerin yerine de doğayla uyumlu kullanılabilecek alternatif ürünlerin geliştirilmesi gerektiğini belirten Yaşagör, plastik ürünleri kullanmanın Dünya’nın sonunu getireceğini belirtti.
Yaşagör, “Gündemde şuan market reyonlarında ücretsiz olarak kullanılan ince plastik poşetlerin kullanımında 1 Ocak itibariyle yüzde 100 artış yaşandığı konuşuluyor. Bu ürünlerin diğer poşetlere göre ham madde açısından zararı doğaya daha az, fakat ne olursa olsun plastik sınıfındadır ve kullanımının bu kadar artması doğru değildir. Vatandaş bunları çare olarak görüyorlar ve bir kilo domates alacaksa 1 poşet yerine 4-5 tane poşet alıyorlar. Bizler yaptığımız çalışmalarla daha önce bez torbalar dağıttık. Bunların çoğaltılması gerekiyor. Filelerin yaptırılması gerekiyor. Sorun şu ki bizim insanımızda bu alışkanlık yok. Alışverişe giderken vatandaş torba ya da filesiyle gitmeye tam alışamadı. Belki yüzde 30 yüzde 40’tır diyebilirim vatandaşsa bilinç kazandırmışızdır. Fakat geri kalan kısmında bilinçlenerek plastiğe savaş açmaları ve kullanmamaları gerekiyor. Çocukluktan itibaren okullarda artık bunun eğitimi verilmeli ve aşılanmalı yeni yetişen nesillere. Plastik poşet kullanmak Dünya’nın sonunu getirmekten başka bir şey değil. Ücretli durumu şuan ortadan kalksın herkes poşete tekrar saldırır. Geçtiğimiz günlerde bir haber okudum, Dünya’nın en derin denizinin olduğu yerde bile denizin dibinden plastik ürünler varmış. Denizlerimiz dolmuş, amaç insanları bilinçlendirmek. Dünya’da bazı ülkelerde artık plastiğin hiç kullanılmaması yönünde kararlar alınmaya başlandı. Bizde bu kararı bekliyoruz. Örneğin günlük kullanımlarda plastik tabak, bardak, çatal gibi ürünler sıkça kullanılıyor. Bunlar özellikle yaz aylarında piknikçilerin evden taşımak istemediği için başvurduğu ürünler. Bunlar yerine alternatif ürünler çıkartılarak plastik kullanımını bu alanda da azaltmalıyız. Hatta sıfıra indirmeliyiz. Bazı self servis olan yerlerde kahve ya da çayları karıştırırken ince tahta karıştırıcılar kullanılıyor, bunun gibi alternatiflerle doğaya uygun malzemeler kullanılarak alternatifler çoğaltılabilir. Çokta zor değil bunu yapmak, büyük firmalar bir sürü reklâm veriyorlar bu amaçla reklâmlarını bu yönde yapabilirler” dedi.
“PLASTİĞE AÇTIĞIMIZ SAVAŞTA DAHA YOLUN BAŞINDAYIZ”
Plastiğe açılan savaşta Türkiye’nin daha çok yolun başında olduğunu belirten Yaşagör, “Kat edeceğimiz çok yol var” dedi.
Eskiden manavların dükkânlarda kese kâğıdı kullanarak satışlarını yaptığını belirten Yaşagör, eskiye dönüşün acilen başlaması gerektiğini vurguladı.
Yaşagör, “Benim babam manavdı her akşam çocukluğumda kese kâğıdı yapardık onları katlardık sabaha hazırlardık. Şimdi gazetelerden kese kâğıdı yapmayı uygun bulmuyoruz tabii, içerisinde bulunan boya ve ilaçlardan dolayı. Fakat saman kâğıdı dediğimiz kâğıtlar kullanılarak market reyonlarında tekrardan kese kâğıdı düzenine geçilebilir. Tabii bu söylenilen önerilerin hepsi için yetkililerin destek çıkması gerekiyor. Naylon dışında kullanılacak bu ürünlerin devlet tarafından desteklenmesi gerekiyor. Plastiğe açtığımız savaşta daha yolun başındayız. Kat edeceğimiz çok yol var” diye konuştu.




