Gençlerin köylerde yaşamak istemediğini söyleyen Öztürk, bunun birçok sebebi olduğunun altını çizdi. Bu sorunlardan birinin sosyal hayatın ve iş imkânlarının kısıtlı olması olduğunu söyleyen Öztürk, köylerde tarım ve hayvancılıktaki verimliliğin arttırılarak köyde yaşayan genç nüfusunun da artacağını belirtti.
Haber-Fotoğraf: Hatice ÖZSOY
Gençlerin köylerde yaşamak istemediğini söyleyen Öztürk, bunun birçok sebebi olduğunun altını çizdi.
Bu sebeplerden birinin sosyal hayatın ve iş imkânlarının kısıtlı olması olduğunu belirten Öztürk, köylerde tarım ve hayvancılıktaki verimliliğin arttırılarak köyde yaşayan genç nüfusunun da artacağını söyledi. Köyde yaşayanlar arasında kimlik karmaşası yaşandığını da söyleyen Öztürk, bu karmaşanın çözülebilmesi için yapılacakları sıraladı.
Öztürk, “Bizim köydeki nüfusumuz hızlı bir şekilde yaşlanıyor. Edirne’nin köylerindeki yaş ortalamasına baktığımızda 57 yaş ortalamasını görüyoruz. Bu ortalama ilerleyen yıllarda daha da yaşlanacağını düşündüğümüzde hayvancılık ve tarımı kim yapacak diye soru oluşuyor akıllarda. Tabii bunun birçok sebebi var. Gençlerimiz köylerde yaşamak istemiyor. Şehirlere gidip de şehir hayatı yaşamak istiyorlar. Şehirlerdeki işlerde çalışıyorlar. Bununla ilgili köylerdeki sosyal hayatın daha geliştirmek mantıklı olabilir. Kazanım anlamında bakıldığında verimsizlikten kaynaklı ya da kimlik karmaşası diyebileceğimiz bir konu da var. Kimlik karmaşası dediğim; 60-70 dönüm tarlası var bir taraftan tarımsal üretim yapmaya çalışıyor, bir taraftan ahırında 6-7 tane hayvanı var. Burada sorduğunuzda çiftçiyim diyor, hayvancıyım diyor. 6-7 hayvan hayvancılıkta az bir ölçek, diğer taraftan çiftçilik anlamında da 60-70 dönüm tarla artık insanları geçindirmiyor. Bunu tek tarafa toplamakta fayda var. Ya hayvancıyım diyecek tarlalarda hayvanlarının kaba yem ihtiyaçlarını karşılamak için üretecek ve maliyetlerini düşürecek. Ya da gidecek hayvancılıktan çıkarak 60-70 dönüm tarla içerisinde katma değerli üretimler yapmanın hedefinde olacak. Bundan dolayı kimlik karmaşasını netleştirirsek, çiftçilik ya da hayvancılık karmaşasını hedef oluşturursak buradaki verimlilik kısmını geliştirmiş oluruz. Verimlilik konusunda da Türkiye’de süt üretimine baktığımızda ortalama 12-16 litre görüyoruz köylerde. Bu rakamlar çok düşük. Bir şekilde girdi maliyetleri arttı bunun yanında fiyat anlamında üretici çok rahat değil. O zaman ne yapmak gerekiyor verimliliği arttırmak gerekiyor. Bununla ilgili olarak; hayvanların kaliteleri iyi, bu iyi olan kalite ve ırktaki hayvanların ihtiyaçlarını doğru belirleyerek, doğru besleyerek ve doğru bakarak erimlilikleri 25-30 litrelere kadar çıkartmak gerekir. Besleme kısmına bakıldığında; besi hayvancılığında günlük canlı ağırlık artışlarında da özellikle bölgemizde bizim holstein ırkı hayvanlar var. Bu ırk hayvanlarda 1,1 kilogram gibi günlük canlı ağırlık artışı görüyoruz. Bunları 1,4 ya da 1,5 kilolara çıkartmak mümkün. Bunun için hayvanların ihtiyaç doğrultusunda, doğru beslenerek bir şekilde verimi arttırarak karlılığı arttırabiliriz. İnsanlar kazandığı zaman köylerde yaşarlar diye düşünüyorum” dedi.
Haber-Fotoğraf: Hatice ÖZSOY
Gençlerin köylerde yaşamak istemediğini söyleyen Öztürk, bunun birçok sebebi olduğunun altını çizdi.
Bu sebeplerden birinin sosyal hayatın ve iş imkânlarının kısıtlı olması olduğunu belirten Öztürk, köylerde tarım ve hayvancılıktaki verimliliğin arttırılarak köyde yaşayan genç nüfusunun da artacağını söyledi. Köyde yaşayanlar arasında kimlik karmaşası yaşandığını da söyleyen Öztürk, bu karmaşanın çözülebilmesi için yapılacakları sıraladı.
Öztürk, “Bizim köydeki nüfusumuz hızlı bir şekilde yaşlanıyor. Edirne’nin köylerindeki yaş ortalamasına baktığımızda 57 yaş ortalamasını görüyoruz. Bu ortalama ilerleyen yıllarda daha da yaşlanacağını düşündüğümüzde hayvancılık ve tarımı kim yapacak diye soru oluşuyor akıllarda. Tabii bunun birçok sebebi var. Gençlerimiz köylerde yaşamak istemiyor. Şehirlere gidip de şehir hayatı yaşamak istiyorlar. Şehirlerdeki işlerde çalışıyorlar. Bununla ilgili köylerdeki sosyal hayatın daha geliştirmek mantıklı olabilir. Kazanım anlamında bakıldığında verimsizlikten kaynaklı ya da kimlik karmaşası diyebileceğimiz bir konu da var. Kimlik karmaşası dediğim; 60-70 dönüm tarlası var bir taraftan tarımsal üretim yapmaya çalışıyor, bir taraftan ahırında 6-7 tane hayvanı var. Burada sorduğunuzda çiftçiyim diyor, hayvancıyım diyor. 6-7 hayvan hayvancılıkta az bir ölçek, diğer taraftan çiftçilik anlamında da 60-70 dönüm tarla artık insanları geçindirmiyor. Bunu tek tarafa toplamakta fayda var. Ya hayvancıyım diyecek tarlalarda hayvanlarının kaba yem ihtiyaçlarını karşılamak için üretecek ve maliyetlerini düşürecek. Ya da gidecek hayvancılıktan çıkarak 60-70 dönüm tarla içerisinde katma değerli üretimler yapmanın hedefinde olacak. Bundan dolayı kimlik karmaşasını netleştirirsek, çiftçilik ya da hayvancılık karmaşasını hedef oluşturursak buradaki verimlilik kısmını geliştirmiş oluruz. Verimlilik konusunda da Türkiye’de süt üretimine baktığımızda ortalama 12-16 litre görüyoruz köylerde. Bu rakamlar çok düşük. Bir şekilde girdi maliyetleri arttı bunun yanında fiyat anlamında üretici çok rahat değil. O zaman ne yapmak gerekiyor verimliliği arttırmak gerekiyor. Bununla ilgili olarak; hayvanların kaliteleri iyi, bu iyi olan kalite ve ırktaki hayvanların ihtiyaçlarını doğru belirleyerek, doğru besleyerek ve doğru bakarak erimlilikleri 25-30 litrelere kadar çıkartmak gerekir. Besleme kısmına bakıldığında; besi hayvancılığında günlük canlı ağırlık artışlarında da özellikle bölgemizde bizim holstein ırkı hayvanlar var. Bu ırk hayvanlarda 1,1 kilogram gibi günlük canlı ağırlık artışı görüyoruz. Bunları 1,4 ya da 1,5 kilolara çıkartmak mümkün. Bunun için hayvanların ihtiyaç doğrultusunda, doğru beslenerek bir şekilde verimi arttırarak karlılığı arttırabiliriz. İnsanlar kazandığı zaman köylerde yaşarlar diye düşünüyorum” dedi.





