Edirne’nin İpsala ilçesinde bu yıl 25’incisi düzenlenen Kel Aliço Yağlı Güreşleri, yalnızca Türkiye’nin dört bir yanından gelen pehlivanları değil, Yunanistan’dan güreş tutkunlarını da bir araya getirdi. Türkiye ile Yunanistan arasındaki yıllara dayanan komşuluk ve dostluk ilişkilerinin yansıdığı organizasyonda, iki ülke arasındaki ortak kültürel değerlerden biri olan yağlı güreş de yaşatıldı. Yunanistan’ın farklı bölgelerinden İpsala’ya gelen güreşseverler, gün boyunca er meydanındaki karşılaşmaları takip ederken, güreşe duydukları ilginin aile büyüklerinden kendilerine miras kaldığını anlattı.
Serez’in Nigrita bölgesinden Tousios Athanasios ve Polixronidis Spiros ile İskeçe’den Sali Oglou Serat ve Esat Nixat, İpsala Belediyesinin davetlisi olarak ilçeye geldi. Türkiye’de yıllardır gerçekleştirilen yağlı güreş organizasyonlarını takip eden grup, Kel Aliço Yağlı Güreşleri’nde pehlivanların mücadelesini izledi. Yunanistan’dan gelen güreşseverler, organizasyon sırasında geçmişten tanıdıkları dostlarıyla da görüşme fırsatı buldu.
Grup adına açıklamalarda bulunan Esat Nixat, yağlı güreşe olan ilgilerinin yeni başlamadığını, bu sevginin ailelerinden kendilerine kadar uzanan uzun bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Türkiye’deki önemli güreş organizasyonlarını fırsat buldukça takip ettiklerini belirten Nixat, arkadaşlarıyla birlikte farklı şehirlerdeki er meydanlarına giderek güreşleri yerinde izlediklerini dile getirdi.
TÜRKİYE’NİN FARKLI KENTLERİNDE GÜREŞ İZLİYORLAR
Güreş için Türkiye’nin farklı noktalarına gittiklerini belirten Nixat, takip ettikleri organizasyonların yalnızca Edirne ve İpsala’daki müsabakalarla sınırlı olmadığını ifade etti. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yanı sıra Konya, Antalya ve Çanakkale’de düzenlenen güreşlere de katıldıklarını aktaran Nixat, arkadaş grubuyla birlikte organizasyonları yakından takip ettiklerini söyledi.
Güreşin kendileri açısından büyük bir tutku olduğunu vurgulayan Nixat, müsabaka takvimi ve şartlar uygun olduğu sürece farklı kentlere gitmek için yola çıktıklarını belirtti. Nixat, “Takvimimiz ve imkanlarımız uygun olduğunda arkadaşlarımızla birlikte yola çıkıyoruz. Konya’ya kadar gittik, Antalya’daki organizasyonları takip ettik. Kısa süre önce Çanakkale’nin Çardak beldesindeki güreşlerde de yer aldık. Bizim için önemli olan güzel bir güreşin olması. Nerede güreş varsa imkanımız ölçüsünde oraya gitmeye çalışıyoruz” dedi.
Türkiye’deki yağlı güreş organizasyonlarını uzun yıllardır takip ettiklerini anlatan Nixat, Edirne ve İpsala’daki güreşlere yaklaşık 36 yıldır geldiklerini söyledi. Bazı arkadaşlarının Kırkpınar ile tanışıklığının ise 40 yıla yaklaştığını belirten Nixat, yıllar içinde devam eden bu ilginin artık kendileri açısından gelenek haline geldiğini kaydetti.
KIRKPINAR’A AİLELERİYLE GELİYORLAR
Güreş sevgisinin arkadaş grubu içerisinde uzun yıllardır devam ettiğini belirten Nixat, bazı arkadaşlarının Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni aileleriyle birlikte takip ettiğini söyledi. Kırkpınar ile Kel Aliço Yağlı Güreşleri’nin kendileri için ayrı bir yere sahip olduğunu ifade eden Nixat, yıllar boyunca er meydanlarında çok sayıda pehlivanın mücadelesine tanıklık ettiklerini dile getirdi.
Arkadaşları arasında Kırkpınar’a uzun yıllardır gelenlerin bulunduğunu aktaran Nixat, “Bazılarımız ailelerimizi de yanımıza alarak geliyoruz. Yıllar geçse de güreş başladığında yaşadığımız heyecan değişmiyor. Kırkpınar’ın da İpsala’daki güreşlerin de gönlümüzde özel bir yeri var” diye konuştu.
AİLEDEN GELEN GÜREŞ SEVGİSİ
Yunanistan’dan İpsala’ya gelen grubun yağlı güreşe ilgisinin yalnızca bir spor merakı olmadığı, aile geçmişleriyle de bağlantılı olduğu belirtildi. Esat Nixat, ailesinin mübadele döneminde Türkiye’den Yunanistan’a geçtiğini ve bu nedenle Edirne ile çevresine ilişkin bağlarının geçmişe dayandığını anlattı.
Aile büyüklerinden dinlediği hikâyelerin Türkiye’deki güreş kültürüne olan ilgisinin şekillenmesinde etkili olduğunu belirten Nixat, güreş sevgisini babasından ve dedelerinden aldığını söyledi. Nixat, ailelerinin mübadele döneminde Türkiye’den Yunanistan’a gittiğini belirterek, “Babam da henüz iki veya üç yaşındayken bu süreci yaşamış. Dolayısıyla Edirne ve çevresiyle olan bağımızın geçmişi çok eski. Güreşe olan sevgimiz de aile büyüklerimizden bize ulaştı. Babalarımızın ve dedelerimizin anlattığı hikayeleri dinleyerek büyüdük. Onların güreşe olan ilgisi zaman içerisinde bize de geçti. Bugün arkadaşlarımızla birlikte bu geleneğin içerisinde olmaktan mutluluk duyuyoruz” ifadelerini kullandı.(Haber: Hasan Yiğit KONAKLILAR)





