Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, bu yıl fitre miktarının 180 lira olarak belirlendi. Edirne Müftü Yardımcısı Fatih Samet okumuş, vatandaşların ödemeleri müftülüklere giderek veya Türkiye Diyanet Vakfı banka hesaplarından yapabileceğini söyledi.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 2025 yılı Ramazan ayından 2026 yılı Ramazan ayına kadar olan süre için fitre miktarını 180 TL olarak belirledi.
11 ayın sultanı Mübarek Ramazan ayında verilen fitre ve zekatlar çeşitli kurum, kuruluş ve muhtarlar aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine iletiliyor.
Edirne Müftü Yardımcısı Fatih Samet okumuş, vatandaşların ödemeleri müftülüklere giderek veya Türkiye Diyanet Vakfı banka hesaplarından yapabileceğini söyledi.
Fitreyi dinen zengin olarak kabul edenlerin ödemesi gerektiğini belirten Okumuş, “80,18 gram altın veya bu değerde bir paraya sahip olan Müslümanların kendisi için veya ailesi için çoluğu çocuğu için her birey için fitre verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Ramazanda fitre verilmesi Müslümanlar üzerinde bir sorumluluktur genellikle Ramazan geldiğinde bütün Müslümanlarda bir paylaşma dayanışma ruhu hassasiyeti gelişmekte. Müslümanlar bundan dolayı da paylaşımlarını genellikle zekatını, fitresini, fidyesini, mali borçlarını Ramazan ayında yapmanın daha sevap olacağı düşüncesiyle paylaşımlarını bu ayda yapmaktalar. Gerçekten de bu ay vesilesiyle dünyadaki fakirliğin daha azaldığını, Müslümanların dayanışmasının daha çoğaldığını ve birlik beraberliğin daha güçlendiğini bizler de her sene yaşıyoruz şahit oluyoruz. Gerçekten de bu mana da İslam dünyasının güzel bir uygulaması var. Efendimizin sünneti var. Bu da Müslümanlar tarafından ne kadar etkin bir şekilde uygulanırsa İslam dünyasının o kadar bunun huzurunu ve bunun bereketini hissedeceğini ve hep beraber daha mutlu bir dünyada yaşayacağımıza inanıyoruz.” Dedi.
FİTRE NEDİR, NE ZAMAN VERİLİR?
Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır (Nevevî, el-Mecmû’, 6/103-105). Vacip oluşu, sünnetle sabittir (Buhârî, Zekât, 70-78 [1503-1512]; Müslim, Zekât, 12-21 [984-985]).
Kişi, kendisinin ve küçük çocuklarının fitrelerini vermekle yükümlüdür. Hz. Peygamber (s.a.s.), köle-hür, büyük-küçük, kadın-erkek her Müslümana fitrenin gerektiğini ifade etmiştir (Ebû Dâvûd, Zekât, 20 [1619]).
Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan Bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Nitekim bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak bayramdan sonraya bırakılması mekruhtur.
Şâfiî mezhebinde ise; fitreyi, meşru bir mazeret bulunmadıkça bayramın birinci gününün gün batımından sonraya bırakmak haramdır. Fitreyi Ramazan’ın ilk günlerinde vermek de caizdir (Nevevî,el-Mecmû’, 6/128).
Fitrenin hedefi, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması suretiyle onun bayram sevincine iştirak etmesine katkıda bulunmaktır.
Günümüzde fıtır sadakası miktarının belirlenmesinde, kişinin bir günlük (iki öğün) normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması daha uygundur. Kişi dinen zengin sayılanlara, usûlüne (anne, baba, dedeler ve nineler), fürûuna (çocuk ve torunlar) ve eşine fıtır sadakası veremez. Fitreler bir fakire verilebileceği gibi birkaç fakire de dağıtılabilir (Merğinânî, el-Hidâye, 2/224). Ancak bir kişiye verilen miktarın bir fitreden az olmaması evlâdır.
FİTRE KİMLERE VERİLİR, KİMLERE VERİLMEZ?
Fıtır sadakası, kişinin bakmakla yükümlü olmadığı yoksul Müslümanlara verilir. Fıtır sadakası ve oruç fidyesini vermek durumunda olan kimsenin bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmaması esastır. Zekât için de aynı kural geçerlidir. Bu sebeple bir kimse zekâtını, fıtır sadakasını ve fidyesini kendi usûl ve fürûuna veremez. (Usûl, bir kimsenin anası, babası, dede ve nineleri; fürûu ise; çocukları, torunları ve onların çocuklarıdır.) Ayrıca eşler de birbirlerine zekât, fitre ve fidye veremez.
Hanefîler'e göre aşağıda sayılanlara fitre verilmez:
a) Ana, baba, büyük anne ve büyük babalara,
b) Oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklara,
c) Eşine,
d) Zengine yani aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişiye,
e) Babası zengin olan ergen olmamış çocuğa (Merğinânî, el-Hidâye, 2/223-228).
f) Şâfiîlere ve İmam Ebû Yûsuf’a göre fitre, Müslüman olmayana da verilemez (Mâverdî, el-Hâvî, 3/387; 10/519; Merğinânî, el-Hidâye, 2/223).
Zikredilenlerin dışındaki kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları, gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalide gibi akrabalar zengin değillerse kendilerine zekât, fitre ve fidye verilebilir (Zeylaî, Tebyîn, 1/301).(Haber : Refik USLUY)





