“Simgelerle Şifrelenmiş Aşk Edirne” isimli kitabın yazarı Tuncer Dabanlı, kitabının Edirne ve İtalya verileriyle birleştirerek yazdığını söyledi. Dabanlı Edirne’nin yeryüzünde bulunan müstesna şehirlerden olduğunu belirterek, açık hava müzesi konumunda bir yerleşim yeri olduğunu ifade etti. Yeni yapılacak bazı proje ve konseptlerle yurt dışı ve yurt içinden kültür turizmi açısından kaliteli turistin ağırlanabileceğini belirten Dabanlı Edirne’nin Floransa ve Venedik’ten bir farkı olmadığını dile getirdi. Edirne’de 1900’lü yıllarda bir çok milleten halkın bir arada hoşgörü içinde yaşadığı müstesna bir şehir olduğunu ifade eden Dabanlı, Edirne Belediyesi’nde bulunan, o dönem de farklı milletlerden oluşan meclis üyelerinin yer aldığı yağlı boya tablosundan da bunun anlaşıldığına dikkat çekti.
“Simgelerle Şifrelenmiş Aşk Edirne” isimli kitabının yazarı Tuncer Dabanlı Edirne Belediyesi’nin 9’uncu Kitap Günleri’ne katıldı. Gazetecilerle bir araya gelen Dabanlı, bir dönem yaşadığı Edirne’den övgü dolu sözlerle bahsetti. Dabanlı yazmış olduğu kitabın yanı sıra, yurt dışında görevi gereği bulunduğunu oradaki şehirler gibi Edirne’nin de kültürüne ve geçmişine dayalı tarihi bir şehir olduğunu ifade etti.
Dabanlı Edirne bu kadar kültürel birikimi olan bir şehir ve açık hava müzesi gibi bir kent olduğunu ifade ederek, “Gerçekten açık hava müzesi, bugün Floransa’ya, Venedik’e gittiğiniz zaman, -ben Venedik’i çok iyi biliyorum- Edirne’nin oralardan bir farkı yok. Fakat biz bunun farkında değiliz. Edirne, Türkiye’de bulunan nadir şehirlerden biri, aslında tarihte yaşayan bir şehir. Birisi buraya geldiğinde merkezde yürüdüğü zaman, camiler, medreseler, kervansaraylar, kilise ve havra gibi yerlerle karşılaştığında 16.-17. Yüzyıla gidiyor. Hayal olarak değil gerçekten gidiyor, çünkü mekan çok güzel etkileşimler veriyor” dedi.
“TARİHTE YAŞAYAN ŞEHİR EDİRNE KONSEPTİ İLE KALİTELİ TURİST ÇEKİLEBİLİR”
Dabanlı, “Bu nedenle belki bir Floransa ve Venedik gibi sayın valim olabilir, sayın belediye başkanımız olabilir, bir proje başlatılıp, tarihte yaşayan şehir Edirne konsepti ile hem yurt dışına hem yurt içine tarih ve kültür perspektifinde ir takım doneler sunulabilir. Bunlar mesela gelen insanlara o dönemin ruhunu yaşatacak Sağlık müzesi var. Orada nasıl giysiler varsa orada insanların bir takım faaliyetler içinde bulunması veya gözlemlenmesi sadece müze ziyareti değil, katılımlı bir takım etkileşim sağlanabilirse, tarihi mekanlarda ki bunu çok güzel yapıyor belediye, caz festivali, İtalyan kilisesinde de oldu, havrada da oldu. Evet bunlar çok güzel kültürel faaliyetler, bunlar uluslar arası turist çekecek, veya nitelikli yer turist çekecek, tarih kültür atmosferini yaşamak ve hissetmek için yeni bir proje ve yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda tarihte yaşayan şehir Edirne konseptini nacizane Edirne sevdalısı olarak öneriyorum.” İfadelerini kullandı.
“OSMANLI DÖNEMİNDEKİ EDİRNE YAŞAMI BENİ ÇOK ETKİLEDİ”
Kitabıyla ilgli olarak konuşan Dabanlı, “Bildiğiniz gibi çok kültürlü bir şehir geçmişinden geliyoruz, özellikle 6 tane farklı ırktan insanlar Osmanlı döneminde burada yaşamış. Bu beni çok etkiledi, gemçliğmde burada babam DSİ’de görevliyken bu tarih mekanlara çok gittim. Daha sonra yurt dışında NATO’da görev yaparken, İtalya’da Venedik ve Verona’da benzer böyle tarihi dokuları görünce Edirne’nin de aslında kendine özgü tarihi dokusu olan çok özgün bir yer olduğunu hissettim. Yaşadığım Verona şehri ile Edirne şehrini birleştiren bir roman haline getirmek istedim. Bunu yaparken de basit bir kurgu ile yazma yerine mesela Selimiye cami yazılı eserler kütüphanesi müdürü ile konuştum. Edirne’deki Yahudi tarihini okudum. Geçmişte burada neler yaşanmış onları araştırdım. Mesela salnameler var. Buralarda roman kahramanlarını oluştururken, gerçek verilere baktım ve inceledim. Bir tane İtalyan eczacı var mesela, romanımda onu kullandım. Gerçek üzerine inşa ettim romanımın kahramanlarımı ve insan ilişkilerimi de burada yaşamak için ne gerekiyorsa öyle hayal etmeye çalıştım. Özellikle sayın Recep Gürkan’ın ziyaretinde söylemiştim kendisine protokol odasında Osmanlı’dan kalma Belediye Meclisi üyelerinin yağlı boya tablosu var. Buraya baktığımızda 1905 gibi geç bir zamanda biz bunun bir mecliste herhangi bir nüfus sayınsa bakılmadan İtalyanların dahi temsil edildiğini gördüm. Bu beni çok şarttı, belki komşu ülkeler Bulgar ve Yunanistan temsili normal gelebilir ama İtalyanların da temsili olduğunu görünce, burada birlikte yaşamın bir kültürü varmış. Farklılara saygı varmış. Bu kesinlikle hani geçmişi aşırı yüceltip bugün kü Cumhuriyet değerlerimizin değersiz olduğunu söylemek istemiyorum. O anlamda söylemiyorum. Bugünkü Cumhuriyetimizin değerlerine de baktığımızda aslında Edirne’de bile Balkanların hemen her yerinden insanlar var, Anadolu’dan insanlar var. Yani özellikle şu yaşadığımız Ukrayna- Rusya savaşı ve İsrail- Filistin çatışmalarını göz önüne alırsak, 1900 lü yıllar gibi bir zaman diliminde ve onun da öncesinde belki 150 yıllık Yahudilerin, İtalyanların, Yunanlıların, Bulgarların Romenlerin ve Türklerin bir arada yaşaması ve böyle bir medeniyeti kurması. Medeniyet neden diyorum, bugün İtalyan kilisesi var, Bulgar kilisesi var, o dönemin en büyük yapılarından Yahudi havrası var. Bunlar hepsi kültürel miras, bunu yanında romanımda çok önemli bir yeri olan Mimar Sinan’ın meşhur lalesi var” diye konuştu.
“Simgelerle Şifrelenmiş Aşk Edirne” isimli kitabın yazarı Tuncer Dabanlı Edirne Belediyesi kitap günleri kapsamında okuyucularına kitabını imzalıyor. (Haber: Tamer Yavuz)





