Doğal afetler can ve mal kaybına yol açan doğal olaylardır. Afetin ilk özelliği doğal olması, ikincisi can ve mal kaybına neden olması bir diğeri ise çok kısa zamanda meydana gelmesi ve son olarak da başladıktan sonra insanlar tarafından engellenememesidir.Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu (IFRC) 2015 dünya afet raporuna göre ülkemizde sadece on yıllık bir süre içerisinde yirmi milyon doksan sekiz bin insan afetler sonucu hayatını kaybetmiştir.Ayrıca her geçen sene afetlerden ölen insan sayısı da artmaktadır.
Afetlerin etkileri ekonomik, sosyal ve psikolojik olmak üzere hem bireyi hem de toplumu etkileyecek farklı boyutlarda sonuçlara neden olmaktadır. Doğal afetlere maruz kalan bireylerin büyük bir çoğunluğunun psikolojik desteğe ihtiyacı bulunmaktadır. Afet sonrası oluşan psikolojik travmalar bireylerin hayatını olumsuz yönde etkilemekte ve bireylerin ruh sağlığını yaşam boyu dalgalanmalar şeklinde devam etmektedir. Öyle ki gerekli psikolojik destek sağlanmadığında bireylerde çok farklı şekillerde ruhsal bozukluklar görülebilmekte veçevrelerindeki bireyleri de bu süreçte etkileyebilmektedir.Ancak kriz ortamında oluşan travmaların etkisi psikolojik olarak, ortamda bulunan her bireyi aynı düzeyde etkilemediğini unutmamak gerekir. Ayrıca travma sonrası psikolojik etki, hayat kalitesini uzun bir süre etki altına almaktadır. İleriki zamanlarda yaşanabilecek uzun dönem (majör) depresyon gibi farklı psikopatolojilerin görülmesine neden olabilmektedir. Buna ek olarak aileden veya yakın çevreden birilerinin kaybı, yaralanması, mal kaybı gibi durumlarda da bu kriz görülmektedir. Daha önce bahsedilen ortamda bulunan kişilerin bireysel farklılıklarına ek afete maruz kalan bireylerin tepkileri afet sonrasında geçen süreye göre de farklılıklar göstermektedir. Bu tepkisel farklılaşmalar süreci dört bölüm üzerinden yorumlanmıştır. Hacıoğlu v.d. (2002)’e göre dört bölüm şu şekilde açıklanmıştır;
1. Psikolojik şok dönemi: İlk yirmi dört saat veya daha uzun sürebilmektedir. Bu dönemde oluşabilecek travmatik tepkiler ise şu şekilde sıralanabilir:.
-Ani fizyolojik uyarılma, aşırı hassasiyet ve kısıtlanma hissi görülür.
-Mantıklı düşünememe ve karar verememektir.
-Hafızada tutma ve dikkati yoğunlaştırma sorunları gözlemlenir.
-Görünen her durumun gerçek dışı görünmesidir.
-Duyguların taşlaşması ve kısa süreli şok durumu yaşanmasıdır.
2. Tepki dönemi:İki ile altı gün sonrasında görülmeye başlamaktadır. Bu dönemde oluşabilecek travmatik tepkiler ise şu şekilde sıralanabilir: -Duygusal karmaşalardır. Bunlar;kaygı, öfke, sinirlilik, suçlama, güvensizlik, yalnız kalma korkusu duygularıdır. -Bedensel tepkiler olaraktitreme, bulantı, kardiyak sorunları (çarpıntı vs.) ve yerinde duramamak temel tepkilerdir.
3. Zihinsel işlemleme ve olanları düşünme dönemi: Yaklaşık bir haftanın sonunda bu dönem başlamaktadır. Bu dönemde oluşabilecek travmatik tepkiler ise şu şekilde sıralanabilir:
-Afetzede olayla ilgili konuşmak istemez.
-Kaybedilenler için yas tutulmaya başlanır.
-Üzüntü ve özlem gibi güçlü duygular yoğun olarak yaşanabilir.
-Hafıza ve odaklanma sorunları oluşabilir.
-Kişiler arası ilişkilerde öfke hali ve çatışmalar yoğun olarak yaşanabilmektedir.
4. İyileşme ve yeniden uyum dönemi: Afet durumu üzerinde fazlaca zaman geçmiştir ve artık yaşama uyum sağlama dönemi başlamaktadır. Bu dönemde oluşabilecek davranışsal tepkiler ise şu şekilde sıralanabilir:
-Direnç gösterme yavaşlar ve yaşama uyum gösterme davranışları görülür.
-Duygusal iyi hissetme yaşanır ve gelecek planları kurulmaya başlanılır.
-Yaşanılan afet anıların bir parçası olur ve zihni ilk zamanlar gibi yoğun olarak
meşgul etmez.
Bu dönemlerinde kesinlikle sırasıyla ilerleyecek diye bir zorunluluk olmamakla birlikte kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Ayrıca travma sonrasında sık görülen bilişsel düşünce sistemini bozan Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)bireylerin farklı yaşadıkları olumsuz olayları hatırlatan ve ruhsal olarak rahatsızlık veren bir seyir bozukluğudur.Bu olumsuz anılar istemsiz olarak zihinde tekrarlanır ve zorlayıcı bir duruma dönüşür. Öyle ki ileri aşamalarda kâbuslarda da bu sürecin tekrarlanmasına kadar giden bir süreç gelişebilmektedir.Ancak ortak bir sonuç olarak her bir birey psikolojik destekten yararlanmalıdır. Böylece bu krize daha kolay bir uyum sağlama süreci yaşanır ve krizin etkilerini ortak bir çalışmayla en aza indirilebilir.





