Türkiye’de eğitimde ya da istihdamda yer almayan, günlerini evde geçiren gençlerin sayısı 4 milyonu geçti. “Ev genci” olarak tanımlanan bu kesimin önemli bir bölümü, teknoloji bağımlılığı ve sosyal izolasyonla mücadele ediyor.
Uzman Psikolog Utku Tohumcu, dijital çağın kaçınılmaz etkileriyle birlikte sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde hızla yayıldığını belirtti. Sosyal medya ve dijital teknolojilere bağımlılığın, bireylerin sosyal hayattan kopmasına neden olduğunu vurgulayan Tohumcu, bunun benlik saygısı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ve yalnızlık duygusunu derinleştirdiğini söyledi.
Pandemi sürecinin ardından gençlerin evde kalma eğilimi daha da arttı. Zamanlarının büyük kısmını ekran başında geçiren bu bireyler, sosyal ilişkilerini yüz yüze kurmak yerine sanal ortamlarda sürdürmeyi tercih ediyor.
Hikikomori Japonya kökenli bir terim olduğunu ve kısaca içe çekilme ya da kendini eve kapatma olarak tanımlanabildiğini belirten Uzman Psikolog Utku Tohumcu, bu durumun kişinin evden çıkmaması, sosyal ilişkilerden uzaklaşması ve ciddi fonksiyonel yitimle karakterize bir sendrom olduğuna değindi.
Bu tanımın tarihçesinin çok da uzak olmayan bir geçmişe, 1990’lara dayanmakla beraber dijital çağın etkisiyle günümüzde hem Türkiye’de hem de Dünya genelinde hızla yaygınlaştığını vurgulayan Uzman Psikolog Utku Tohumcu, "Sosyal medya ve teknoloji bağımlılığı, sosyal izolasyonu tetikleyip benlik saygısını ve yalnızlık hissini olumsuz yönde etkiliyor. Bu noktada yapılan klinik gözlemler, akademik araştırmalar ve sosyal değişim dinamiklerini bir araya getirdiğimizde ise hikikomori, modern çağın en sessiz ama tehlikeli salgınlarından biri olarak karşımıza çıkıyor" dedi.
2019 yılında meslektaşlarıyla beraber kaleme aldıkları araştırma makalesinden edindikleri bulgulardan yola çıkan Uzman Psikolog Utku Tohumcu, "İnternet bağımlılığı, benlik saygısını düşürürken yalnızlık düzeyini artırıyor. Akıllı telefon bağımlılığı, bireyleri fiziksel dünyadan uzaklaştırırken dijital bir “yalancı sosyallik” sunuyor. Yalnızlık duygusu, bağımlılığı besliyor; bağımlılık da yalnızlığı artırıyor. Özetle kısır bir döngü. Bu bulgular, hikikomori durumunun dijital çağda evrildiği bir gerçekliği işaret ediyor. Yalnızlıkla baş edemeyen birey, ekranın arkasına sığınıyor. Ama bu sığınak zamanla onu dış dünyadan tamamen koparıyor" ifadelerine yer verdi.
Japonya’da 1 milyona yakın hikikomori vakasından söz edilirken, Türkiye’de konu ile alakalı henüz sistematik bir veri olmadığına değinen Uzman Psikolog Utku Tohumcu, sayıları 4 milyonu bulan ‘’ev gencinin’’; yani ne okuyan, ne de iş gücüne katılmış olan ve zamanını evde geçirmeyi tercih eden gencin olmasının durumun ülkemizdeki, özellikle de genç popülasyondaki ciddiyetini gözler önüne serdiğini ifade etti.
Hikikomorinin belirtilerine ilişkin de açıklamada bulunan Uzman Psikolog Utku Tohumcu, Uzun süreli ev içi izolasyon, uyku-uyanıklık döngüsünün tersine dönmesi, hijyen problemleri, dijitale aşırı yönelim, depresyon, kaygı bozuklukları ve düşük benlik algısının ortaya çıktığını söyledi.
Hikikomorinin tetikleyicilerine de değinen Uzman Psikolog Utku Tohumcu, "Aşırı koruyucu aile yapısı, sorumluluk almadan büyüme ve dış dünya ile yüzleşememe bu sendromun ortaya çıkmasının önde gelen sebeplerinden biri. Eğitim ve işsizlik baskısı – Artan üniversite sayısı sebebiyle üniversite mezunu gençler arasında “evde kalma” süresinin uzaması. Pandemi sonrası dijitalleşme - Uzaktan eğitim ve iş modellerinin yaygınlaşması içe kapanmayı da normalleştirdi. Sosyal medya ve oyun bağımlılığı - “Dış dünya yerine ekran dünyasında yaşamak” artık norm haline geliyor. Kişiler sosyal ihtiyaçlarını bunlar aracılığı ile gidermeyi deneyebiliyor" şeklinde açıklamada bulundu.
Bu sorunla başa çıkma yollarını anlatan Uzman Psikolog Utku Tohumcu,"Topluma yayılacak düzeyde kapsayıcı ‘’Dijital Farkındalık Programları’’ oluşturulmalı. Akıllı cihazların bilinçli kullanımı ve “çevrimdışı yaşam kalitesi” vurgulanmalı ve teşvik edilmeli. Bireysel olarak ise özellikle farkındalık ve özgüven gelişimi ile davranış aktivasyonunu destekleyici nitelikte bir psikoterapi desteği alınmasında yararlı olacaktır" ifadelerini kullandı. (Haber:Refik USLUY)





