Hatice ÖZSOY
Divan başkanlığına İbrahim Keyfoğlu, başkan yardımcılığına Bülent Civelek, yazmanlığa Serafin Karapire ve Özlem Bayındır Aliyev getirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından gündem görüşmelerine geçildi.
ÇYDD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Tahsin Yılmaz yaptığı açılış konuşmasına “Dünya’nın döndüğünü bilmeden, dünya üstünde nelerin döndüğü bilinemez. Dünyanın döndüğünü ilkokul sıralarında öğretiyorlar da, üstünde nelerin döndüğünü öğrenmek pek kolay değil” şeklinde ifadelerle başladı.
Dünya’nın huzursuzluk dönencesine doğru gittiğini söyleyen Yılmaz, siyasi iktidarın toplumun içinden doğduğunu fakat bir duvar gibi toplumun karşılarına geçtiklerini belirtti.
Yılmaz, “Böyle olunca toplumları, iktidarlar karşısında savunan, koruyan hükümet dışı kuruluşlar kaçınılmaz oluyor. Sendikalar, meslek örgütleri, kooperatifler, dernekler bu gereksinimin ürünleridirler. Toplumları kıskaç altına alan güç odakları, kendilerinin lütfettikleri kâğıt üstündeki hakları bile zaman içinde kullanılamaz duruma getirebiliyorlar. Bütün bu kuşatılmışlıklara karşın DKÖ’ler, STK’lar, ilkelerinden, kuruluş gerekçelerinden sapmazlarsa, halkın içinden doğarken yüzlerini iktidara değil de, halka dönme koşulu ile namuslu görevler üstlenebilirler. Halkın yanında, siyasi iktidarlar üzerinde baskı öğesi olarak görev üstlenebilirler. Zaman-zaman düşündüğümüz bir konudur, STK’lar, halkla iktidar odakları arasında bir tampon mudur? Daha ilginci, kitleleri mi iktidara karşı koruyoruz, iktidarı mı kitleler karşısında koruyoruz?” şeklinde ifadelere yer verdi.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğini burs veren dernek olarak bildiklerini fakat kendilerinin eğitim değil yetişme kavramını yeğlediklerini söyleyen Yılmaz, “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de ‘Ben Atatürk’ün kızıyım! Bütün eğitimli kadınların, bu Cumhuriyete borcu vardır’ diyen Prof. Dr. Türkan Saylan’ın öncülüğünde kurulmuş 110 şubesi ile hizmet vermeye çalışıyor. ÇYDD, uzun süre ‘burs veren dernek’ diye biliniyordu. Şimdi ‘eğitimi derneği’ kimliği ile bilinir oldu. Ancak biz, eğitim değil, yetişme kavramını yeğliyoruz. Evet, bir ÇYDD, bir eğitim derneğidir de. Eylül-Ekim ayları, Edirne’ye ve Derneğimize gençler gelir. Gelen gençler yine burs başvurusunda bulunuyorlar. İlk tanıştığımız söyleşilerde karşımıza hüzünlü bir tümce çıkıyor: Benim hiçbir yeteneğim yok! Ne yazık ki Milli eğitim Bakanlığı’na dayatılan, bakanlığın da öğrencilerimize dayattığı eğitim düzeneği, çocuklarımıza yeteneksiz olduklarını kabul ettirmeyi başarmış!“Hiçbir yeteneği olmayan” gençleri, nasıl bir gelecek bekliyor olabilir? Böyle gençler, bu ülkeye ne verebilir? Anladık ki, gençlerin, bursun yanında başka konularda da yardım alma gereksinimleri var ve aslında en önemli konu da bu. Onlara, kendilerini keşfetme, kendilerini tanıma, yeteneklerin ortaya çıkarma olanağı sunmak kaçınılmaz bir görev yükledi derneğimize” dedi.
“ÇOCUKLAR ARTIK YALAN SÖYLEMEYİ BİLE GEREKSİZ BULUYOR”
Yılmaz, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın durumu ortada. Ne yaptığını görüyoruz. Durum böyleyken çocuklarımızın yazgısını belirlemek, geleceklerini çarçur etmek, bilinçlerini bulandırmaktan geri durmuyor. Artık yalan söylemeyi bile gereksiz buluyorlar. Öğretmenlerin elini kolunu bağlayıp tarikat odaklarıyla, çağdışı cemaatlerle işbirliğinde umut ve gelecek karartmayı ilke edinmişler. Durumun, üzerimize olağanüstü görevler yüklediği ortada. Böylece 102 üyeli ÇYDD Edirne’nin 102 üyesinin de bu yurt ve insanlık görevinde üzerine düşeni en yetkin biçimde üstlenmesi gerekiyor. Bu, bize yurt ve ulus görevidir. Denizyıldızı görevidir.
Çocuklarımızı Ortadoğululuk anlayışından kurtarmak görevimiz var. Çocuklarımızın ruhu gasp ediliyor, gelecekleri karartılıyor, umutları çalınıyor. Evlerimizde oturup ülkemizin geleceğine uzaklardan dürbünle bakılacak zaman değil” dedi.
“DEVLET GECE ÇALIŞMAZ”
Yılmaz, “Asıl sorun, sorunu çözmesi gerekenlerin, bizzat sorun üretmesi. Hatta içeride sorun çıkarılamazsa yurt dışından sorun ithal etmesidir. İşte böylesine savrulan bir ülkede Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, can havliyle gençlerimizi umutlu, coşkulu, mutlu, üretken kılmanın çabasını üstlendi. Türkan Saylan, diyor ki; Ya sorunun parçasısınız ya da çözümün! Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendik ki: Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir. İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal milletimizi adeta yok olmuş göstermektedir. Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Şimdi bakalım ÇYDD Edirne Şubesi üyeleri nasıl bir tavır sergileyecekler. En yetkili organımız olan bu genel kuruldan yeni bir yönetim kurulu örgütlemesini bekliyoruz “ dedi.
Tek listeyle gidilen seçimde Yönetim kuruluna Hüseyin Koç 22, Hasan Tahsin Yılmaz 19, İbrahim Keyfoğlu 18, Özlem Bayındır Alıyev 17, Ayten Durmuş 17, Tural Üke 13, Özer Demir 12, Meral Keyfoğlu 12, Bülent Civelek 9, Sevim Ozan 8, Mehmet Kaşıkçı 5, Mehmet Akın 4, Fatma Sarıkaya 3, Ayşen Kızılcık 2 oy alarak seçildi.
Divan başkanlığına İbrahim Keyfoğlu, başkan yardımcılığına Bülent Civelek, yazmanlığa Serafin Karapire ve Özlem Bayındır Aliyev getirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından gündem görüşmelerine geçildi.
ÇYDD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Tahsin Yılmaz yaptığı açılış konuşmasına “Dünya’nın döndüğünü bilmeden, dünya üstünde nelerin döndüğü bilinemez. Dünyanın döndüğünü ilkokul sıralarında öğretiyorlar da, üstünde nelerin döndüğünü öğrenmek pek kolay değil” şeklinde ifadelerle başladı.
Dünya’nın huzursuzluk dönencesine doğru gittiğini söyleyen Yılmaz, siyasi iktidarın toplumun içinden doğduğunu fakat bir duvar gibi toplumun karşılarına geçtiklerini belirtti.
Yılmaz, “Böyle olunca toplumları, iktidarlar karşısında savunan, koruyan hükümet dışı kuruluşlar kaçınılmaz oluyor. Sendikalar, meslek örgütleri, kooperatifler, dernekler bu gereksinimin ürünleridirler. Toplumları kıskaç altına alan güç odakları, kendilerinin lütfettikleri kâğıt üstündeki hakları bile zaman içinde kullanılamaz duruma getirebiliyorlar. Bütün bu kuşatılmışlıklara karşın DKÖ’ler, STK’lar, ilkelerinden, kuruluş gerekçelerinden sapmazlarsa, halkın içinden doğarken yüzlerini iktidara değil de, halka dönme koşulu ile namuslu görevler üstlenebilirler. Halkın yanında, siyasi iktidarlar üzerinde baskı öğesi olarak görev üstlenebilirler. Zaman-zaman düşündüğümüz bir konudur, STK’lar, halkla iktidar odakları arasında bir tampon mudur? Daha ilginci, kitleleri mi iktidara karşı koruyoruz, iktidarı mı kitleler karşısında koruyoruz?” şeklinde ifadelere yer verdi.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğini burs veren dernek olarak bildiklerini fakat kendilerinin eğitim değil yetişme kavramını yeğlediklerini söyleyen Yılmaz, “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği de ‘Ben Atatürk’ün kızıyım! Bütün eğitimli kadınların, bu Cumhuriyete borcu vardır’ diyen Prof. Dr. Türkan Saylan’ın öncülüğünde kurulmuş 110 şubesi ile hizmet vermeye çalışıyor. ÇYDD, uzun süre ‘burs veren dernek’ diye biliniyordu. Şimdi ‘eğitimi derneği’ kimliği ile bilinir oldu. Ancak biz, eğitim değil, yetişme kavramını yeğliyoruz. Evet, bir ÇYDD, bir eğitim derneğidir de. Eylül-Ekim ayları, Edirne’ye ve Derneğimize gençler gelir. Gelen gençler yine burs başvurusunda bulunuyorlar. İlk tanıştığımız söyleşilerde karşımıza hüzünlü bir tümce çıkıyor: Benim hiçbir yeteneğim yok! Ne yazık ki Milli eğitim Bakanlığı’na dayatılan, bakanlığın da öğrencilerimize dayattığı eğitim düzeneği, çocuklarımıza yeteneksiz olduklarını kabul ettirmeyi başarmış!“Hiçbir yeteneği olmayan” gençleri, nasıl bir gelecek bekliyor olabilir? Böyle gençler, bu ülkeye ne verebilir? Anladık ki, gençlerin, bursun yanında başka konularda da yardım alma gereksinimleri var ve aslında en önemli konu da bu. Onlara, kendilerini keşfetme, kendilerini tanıma, yeteneklerin ortaya çıkarma olanağı sunmak kaçınılmaz bir görev yükledi derneğimize” dedi.
“ÇOCUKLAR ARTIK YALAN SÖYLEMEYİ BİLE GEREKSİZ BULUYOR”
Yılmaz, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın durumu ortada. Ne yaptığını görüyoruz. Durum böyleyken çocuklarımızın yazgısını belirlemek, geleceklerini çarçur etmek, bilinçlerini bulandırmaktan geri durmuyor. Artık yalan söylemeyi bile gereksiz buluyorlar. Öğretmenlerin elini kolunu bağlayıp tarikat odaklarıyla, çağdışı cemaatlerle işbirliğinde umut ve gelecek karartmayı ilke edinmişler. Durumun, üzerimize olağanüstü görevler yüklediği ortada. Böylece 102 üyeli ÇYDD Edirne’nin 102 üyesinin de bu yurt ve insanlık görevinde üzerine düşeni en yetkin biçimde üstlenmesi gerekiyor. Bu, bize yurt ve ulus görevidir. Denizyıldızı görevidir.
Çocuklarımızı Ortadoğululuk anlayışından kurtarmak görevimiz var. Çocuklarımızın ruhu gasp ediliyor, gelecekleri karartılıyor, umutları çalınıyor. Evlerimizde oturup ülkemizin geleceğine uzaklardan dürbünle bakılacak zaman değil” dedi.
“DEVLET GECE ÇALIŞMAZ”
Yılmaz, “Asıl sorun, sorunu çözmesi gerekenlerin, bizzat sorun üretmesi. Hatta içeride sorun çıkarılamazsa yurt dışından sorun ithal etmesidir. İşte böylesine savrulan bir ülkede Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, can havliyle gençlerimizi umutlu, coşkulu, mutlu, üretken kılmanın çabasını üstlendi. Türkan Saylan, diyor ki; Ya sorunun parçasısınız ya da çözümün! Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrendik ki: Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir. İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal milletimizi adeta yok olmuş göstermektedir. Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. Şimdi bakalım ÇYDD Edirne Şubesi üyeleri nasıl bir tavır sergileyecekler. En yetkili organımız olan bu genel kuruldan yeni bir yönetim kurulu örgütlemesini bekliyoruz “ dedi.
Tek listeyle gidilen seçimde Yönetim kuruluna Hüseyin Koç 22, Hasan Tahsin Yılmaz 19, İbrahim Keyfoğlu 18, Özlem Bayındır Alıyev 17, Ayten Durmuş 17, Tural Üke 13, Özer Demir 12, Meral Keyfoğlu 12, Bülent Civelek 9, Sevim Ozan 8, Mehmet Kaşıkçı 5, Mehmet Akın 4, Fatma Sarıkaya 3, Ayşen Kızılcık 2 oy alarak seçildi.









