Edirne'nin Süloğlu ilçesinde bulunan taş ocağından çıkarılan küfeki taşı, Türkiye genelindeki restorasyon projelerinde önemli bir rol oynuyor. Küfeki taşı, tarihi yapıların özgünlüğünü koruyarak sağlam bir şekilde geleceğe taşınmasına katkı sağlıyor.
Selimiye Camisi'nin restorasyonu ve Edirne Sarayı’nın yeniden canlandırılması gibi projelerde kullanılan küfeki taşı, yumuşak yapısıyla kolayca işlenebiliyor. Hava ile temas ettikten sonra sertleşen taş, zamanla betondan daha dayanıklı hale gelerek yapılara ekstra güç ve uzun ömür kazandırıyor.
Taş ocağını işleten firmanın müdürü Ali Çildoğan, Türkiye genelindeki tarihi eser restorasyonlarında küfeki taşının sıkça kullanıldığını belirtti.
Küfeki taşının oluşumunun 38 milyon yıl öncesine dayandığını ifade eden Çildoğan, “Buradaki midye fosillerini incelediğimizde buranın ekvatoral kuşak resif önü sahası olduğunu görüyoruz. Çok uzun yıllar içerisindeki kıta hareketliliğiyle günümüzdeki halini almış. Küfeki taşı, kalsiyum karbonat matriksli midye fosilli bir taştır. Taşı toprak altından çıkarıldıktan sonra işlenmek için çok uygun bir yapısı var. Taşın daha sonra karbondioksitle reaksiyon geçirmiş, sertleşip mukavemet kazanmış. Yapıların inşasında pek çok avantaj sağlıyor. Mimar Sinan'ın taşa özel ilgi gösterdiğini ve eserlerinde bu taştan her zaman yararlandığını biliyoruz. Mimar Sinan, Selimiye Camisi'nde bu taşı kullanmıştır. Yer döşemeleri ve minarelerinde bu taşı görmekteyiz. 6 asırlık bir yapıdan bahsediyoruz ve ayaktadır. Çimentoya baktığımızda günümüz tüm teknolojik çalışmalarıyla birlikte dayanımının en fazla 80 yıla kadar çıktığını biliyoruz. Doğal bir taş ve görüldüğü gibi 6-7 asır ayakta kalmakta. Küfeki taşı, günümüzde Selimiye ve Edirne Sarayı'ndaki çalışmalarda kullanılıyor. Her iki yapının da özgün taşı, küfeki taşıdır. Tarihi yapıyı ve dokuyu korumak adına bu taş çok önemlidir." Şeklinde konuştu.(Haber: Erkan KARAMAN)





