Özge Baykal
Fomo Hastalığı’yla birlikte insanların hayatları git gide derinden etkilenmeye başladı. Peki, bu hastalık nedir ve insanlar bu bağımlılıktan nasıl kurtulabilir? Edirne Abdurrahman Mahallesinde psikolojik danışmanlık yapan Uzman Psikolog Semra Pehlivan, Fomo Hastalığının gittikçe yaygınlaştığını ve gerekli kullanımından daha çok bir bağımlılık haline geldiğini söyleyerek hastalık ile ilgili şu bilgileri verdi:
“Hastalığın ne olduğundan önce bize olan etkilerini öğrenmemiz gerekiyor. Bu hastalık bir nevi bilgisayara bağlı kalmaktır. Bu konu hakkında yaptığım araştırmalarda medya ne diyor diye baktım. Ve sabah kalkar kalkmaz telefona bakma, gündemi takip etme isteği olduğunu gördüm. Aslında bunda bir rahatsızlık söz konusu. Uyanır uyanmaz telefona bakmak bir ihtiyaç haline getirilmiş ve bu bizlerin yaşam kalitesini oldukça etkiliyor.”
“BAĞIMLI OLDUKLARINI SÖYLEYEREK BAŞVURUYORLAR”
Bireylerin teknolojiye bağımlı oldukları konusunda bilinçli olduğunu ve ’’Ben bağımlıyım’’ şeklinde kendisine başvurduklarını söyleyen Pehlivan, teknolojinin fazlasının bireyleri kötü etkilediğini ifade ederek sözlerine devam etti:
“Kendi açımdan söyleyecek olursam ’Sürekli oyun oynuyorum ve bilgisayar başında çok fazla kalıyorum’ diyerek bizlere başvuran bireyler oluyor. Bilgisayarın ve telefonun başında çok fazla zaman geçiriyorlar. Bu durum bireyleri fizyolojik sağlık anlamında da oldukça etkiliyor. Düşünebiliyor musunuz? Genç bir insan günün 12 – 13 saatini bilgisayar başında geçiriyor. Telefona gelecek olursak sürekli birini takip etme, izleme, örnek alma isteği oluştuğundan dolayı bu bir zaman sonra insanları olumsuz etkiliyor. Telefona gün içersinde bakmayı sanki bir ihtiyaçmış gibi vücudumuz ve beynimiz algılamaya başlıyor. Zaten yapılan araştırmalara göre de instagram en zararlı sosyal medya aracı olarak belirlendi. Bu sosyal medya aracının çoğunluğu sadece mutlu anlarını paylaştığından dolayı diğer bireyler ’’ Herkes çok mutlu, acaba ben mutsuz muyum?’’ diye kendilerine soruyorlar. Ve bu yetersizlik duygusuna sebep oluyor.”
“TEDAVİDE DİNAMİK ÖNEMLİ”
Pehlivan, ”Bizim tedavi konusunda tabi standart paketlerimiz yok. Her bireyin farklı bir dinamiği var. Evet, birey belirli bir şikâyetle geliyor.’’Çok fazla erkek veya kız arkadaşımı takip ediyorum’’ ya da ’’Çok fazla oyun oynuyorum, kaliteli zaman geçiremiyorum’’ gibi şikâyetlerle tabi ki karşılaşıyoruz. Bunlar insanın verimliliğini düşürüyor, motivasyon kaybına ve en önemlisi duygu durumunda çalkalanmalara sebep oluyor. Biz bunların altında yatan nedenlerle ilerleme kaydediyoruz. O durumda hangi metodu kullanmam gerekiyorsa onu kullanıyorum. Dediğim gibi kullanılan metotlar dinamiğe bağlı. Genelde bu tür bağımlılıklarda ’Bilişsel Davranışçı terapi’ faydalı sonuçlar veriyor. 12 yaşından daha küçük çocuklar için ebeveynleri eşliğinde bu süreci ilerletiyoruz. Yetişkinlerde ise bireyle birebir çalışıyoruz” dedi.
“12 YAŞINDAN SONRA TANIŞMALI”
Ebeveynlerin bir kısmının çocukları sessiz dursun diye bilerek telefonu önlerine koyduğunu söyleyen Pehlivan, ’’Aileler çocuklarıyla birlikte spor yapabilmeli, kaliteli vakit geçiren bir çocuk teknolojiden mümkün mertebe az faydalanmayı seçecektir’’ diyerek sözlerine şunları ekledi:
“Bununla alakalı çeşitli araştırmalar yapılıyor. Ben 12 yaş ve sonrası çocukların telefon tablet ve bilgisayarla tanışmasını destekliyorum. Maalesef bu günümüzde çokta mümkün olmuyor. Çünkü çocuk zaten elimizde telefonu görüyor ve merak ediyor. Bu yüzden çok erken yaşta tanışmış oluyor. Bu yaşla alakalı konu bana göre her kesimde görülüyor. Tecrübelerime göre üniversite öğrencisinde, yetişkinde ve küçük çocuklarda da görülüyor. Çocuklara bir takım kurallar konulması gerekiyor ki teknolojik cihazlara erişmesin. Bir bölüm araştırmalar belirli kitleler arasında yapılıyor. Şahsi kanaatim erkeklerde kadınlarda aynı oranda teknolojiyi kullanıyor.”
“KULLANIMI AZ OLMALI”
“Günümüz şartlarına bakıldığında teknoloji evet bir ihtiyaçtır. Önemli olan bu ihtiyacı nasıl yorumlayacağımız. Evet yemekte bir ihtiyaç ama çok az alırsanız hayati fonksiyonlarınızı olumsuz etkilersiniz, çok alırsanız da kilo alırsınız ve yaşam kaliteniz düşer. Teknoloji modern yaşamın bir ihtiyacı haline geldi. Ama onu doğru yönetmek lazım. Amaçsızca zaman geçirdiğinizde sadece yorulursunuz, duygusal ve bilişsel olarak olumsuz etkilenirsiniz. Her konuda olduğu gibi doğru yönetmek önemli.”
“ÖNLEM ALINMALI”
“İlk önce kural ebeveynler tarafından çocuklara kurallar konulmalı. Çocuklar mümkün olduğu kadar daha geç teknoloji ile tanışmalı. 3 ve 8 yaş arası çocukların somut dönemidir. Mesela örnek verecek olursam eğer kitabı somut olarak görür. Ve bu dönemde olduğundan dolayı gerçekliğini sorgulamıyor. Fakat 12 yaşından sonra artık birey somut dönemi geçiyor ve sorgulamaya başlıyor. Ebeveynler kısıtlama getirmeli. Mesela yaşına uygun oyunlar oynamalılar, belirli bir saat kadar teknolojiye vakit ayırmalılar. Çocuklar son dönemlerde vurdulu, kırdılı oyunlara yönelmiş durumdalar. Sadistik özellikleri tetiklediği zaten haberlerde gördüğümüz gibi öldürme, rekabet etme sonuçları doğuruyor. Ben ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmelerini tavsiye ediyorum. Oyunlar oynasınlar, ev işlerini bile yaptırarak teknolojinin bağımlılığından uzak tutabilirler. Ama bir diğer noktadan baktığımızda da ebeveynlerin bir kısmı çocuklar sessiz dursun diye önlerine teknolojiyi sunuyorlar. Artık haberleşme bile mesajlaşarak oluyor. Emojiler duyguları ne kadar yansıtabilir ki.”
Fomo Hastalığı’yla birlikte insanların hayatları git gide derinden etkilenmeye başladı. Peki, bu hastalık nedir ve insanlar bu bağımlılıktan nasıl kurtulabilir? Edirne Abdurrahman Mahallesinde psikolojik danışmanlık yapan Uzman Psikolog Semra Pehlivan, Fomo Hastalığının gittikçe yaygınlaştığını ve gerekli kullanımından daha çok bir bağımlılık haline geldiğini söyleyerek hastalık ile ilgili şu bilgileri verdi:
“Hastalığın ne olduğundan önce bize olan etkilerini öğrenmemiz gerekiyor. Bu hastalık bir nevi bilgisayara bağlı kalmaktır. Bu konu hakkında yaptığım araştırmalarda medya ne diyor diye baktım. Ve sabah kalkar kalkmaz telefona bakma, gündemi takip etme isteği olduğunu gördüm. Aslında bunda bir rahatsızlık söz konusu. Uyanır uyanmaz telefona bakmak bir ihtiyaç haline getirilmiş ve bu bizlerin yaşam kalitesini oldukça etkiliyor.”
“BAĞIMLI OLDUKLARINI SÖYLEYEREK BAŞVURUYORLAR”
Bireylerin teknolojiye bağımlı oldukları konusunda bilinçli olduğunu ve ’’Ben bağımlıyım’’ şeklinde kendisine başvurduklarını söyleyen Pehlivan, teknolojinin fazlasının bireyleri kötü etkilediğini ifade ederek sözlerine devam etti:
“Kendi açımdan söyleyecek olursam ’Sürekli oyun oynuyorum ve bilgisayar başında çok fazla kalıyorum’ diyerek bizlere başvuran bireyler oluyor. Bilgisayarın ve telefonun başında çok fazla zaman geçiriyorlar. Bu durum bireyleri fizyolojik sağlık anlamında da oldukça etkiliyor. Düşünebiliyor musunuz? Genç bir insan günün 12 – 13 saatini bilgisayar başında geçiriyor. Telefona gelecek olursak sürekli birini takip etme, izleme, örnek alma isteği oluştuğundan dolayı bu bir zaman sonra insanları olumsuz etkiliyor. Telefona gün içersinde bakmayı sanki bir ihtiyaçmış gibi vücudumuz ve beynimiz algılamaya başlıyor. Zaten yapılan araştırmalara göre de instagram en zararlı sosyal medya aracı olarak belirlendi. Bu sosyal medya aracının çoğunluğu sadece mutlu anlarını paylaştığından dolayı diğer bireyler ’’ Herkes çok mutlu, acaba ben mutsuz muyum?’’ diye kendilerine soruyorlar. Ve bu yetersizlik duygusuna sebep oluyor.”
“TEDAVİDE DİNAMİK ÖNEMLİ”
Pehlivan, ”Bizim tedavi konusunda tabi standart paketlerimiz yok. Her bireyin farklı bir dinamiği var. Evet, birey belirli bir şikâyetle geliyor.’’Çok fazla erkek veya kız arkadaşımı takip ediyorum’’ ya da ’’Çok fazla oyun oynuyorum, kaliteli zaman geçiremiyorum’’ gibi şikâyetlerle tabi ki karşılaşıyoruz. Bunlar insanın verimliliğini düşürüyor, motivasyon kaybına ve en önemlisi duygu durumunda çalkalanmalara sebep oluyor. Biz bunların altında yatan nedenlerle ilerleme kaydediyoruz. O durumda hangi metodu kullanmam gerekiyorsa onu kullanıyorum. Dediğim gibi kullanılan metotlar dinamiğe bağlı. Genelde bu tür bağımlılıklarda ’Bilişsel Davranışçı terapi’ faydalı sonuçlar veriyor. 12 yaşından daha küçük çocuklar için ebeveynleri eşliğinde bu süreci ilerletiyoruz. Yetişkinlerde ise bireyle birebir çalışıyoruz” dedi.
“12 YAŞINDAN SONRA TANIŞMALI”
Ebeveynlerin bir kısmının çocukları sessiz dursun diye bilerek telefonu önlerine koyduğunu söyleyen Pehlivan, ’’Aileler çocuklarıyla birlikte spor yapabilmeli, kaliteli vakit geçiren bir çocuk teknolojiden mümkün mertebe az faydalanmayı seçecektir’’ diyerek sözlerine şunları ekledi:
“Bununla alakalı çeşitli araştırmalar yapılıyor. Ben 12 yaş ve sonrası çocukların telefon tablet ve bilgisayarla tanışmasını destekliyorum. Maalesef bu günümüzde çokta mümkün olmuyor. Çünkü çocuk zaten elimizde telefonu görüyor ve merak ediyor. Bu yüzden çok erken yaşta tanışmış oluyor. Bu yaşla alakalı konu bana göre her kesimde görülüyor. Tecrübelerime göre üniversite öğrencisinde, yetişkinde ve küçük çocuklarda da görülüyor. Çocuklara bir takım kurallar konulması gerekiyor ki teknolojik cihazlara erişmesin. Bir bölüm araştırmalar belirli kitleler arasında yapılıyor. Şahsi kanaatim erkeklerde kadınlarda aynı oranda teknolojiyi kullanıyor.”
“KULLANIMI AZ OLMALI”
“Günümüz şartlarına bakıldığında teknoloji evet bir ihtiyaçtır. Önemli olan bu ihtiyacı nasıl yorumlayacağımız. Evet yemekte bir ihtiyaç ama çok az alırsanız hayati fonksiyonlarınızı olumsuz etkilersiniz, çok alırsanız da kilo alırsınız ve yaşam kaliteniz düşer. Teknoloji modern yaşamın bir ihtiyacı haline geldi. Ama onu doğru yönetmek lazım. Amaçsızca zaman geçirdiğinizde sadece yorulursunuz, duygusal ve bilişsel olarak olumsuz etkilenirsiniz. Her konuda olduğu gibi doğru yönetmek önemli.”
“ÖNLEM ALINMALI”
“İlk önce kural ebeveynler tarafından çocuklara kurallar konulmalı. Çocuklar mümkün olduğu kadar daha geç teknoloji ile tanışmalı. 3 ve 8 yaş arası çocukların somut dönemidir. Mesela örnek verecek olursam eğer kitabı somut olarak görür. Ve bu dönemde olduğundan dolayı gerçekliğini sorgulamıyor. Fakat 12 yaşından sonra artık birey somut dönemi geçiyor ve sorgulamaya başlıyor. Ebeveynler kısıtlama getirmeli. Mesela yaşına uygun oyunlar oynamalılar, belirli bir saat kadar teknolojiye vakit ayırmalılar. Çocuklar son dönemlerde vurdulu, kırdılı oyunlara yönelmiş durumdalar. Sadistik özellikleri tetiklediği zaten haberlerde gördüğümüz gibi öldürme, rekabet etme sonuçları doğuruyor. Ben ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmelerini tavsiye ediyorum. Oyunlar oynasınlar, ev işlerini bile yaptırarak teknolojinin bağımlılığından uzak tutabilirler. Ama bir diğer noktadan baktığımızda da ebeveynlerin bir kısmı çocuklar sessiz dursun diye önlerine teknolojiyi sunuyorlar. Artık haberleşme bile mesajlaşarak oluyor. Emojiler duyguları ne kadar yansıtabilir ki.”









