Ülke genelinde geçtiğimiz hafta siyasi partiler, aday listelerini il ve ilçe seçim kurullarına teslim ederek, seçim çalışmalarına resmen başlamış oldu. AK Parti ile MHP aralarında yapmış olduğu Cumhur ittifakı kapsamında Recep Kozan başkan adaylığını geri çekti. Dolu dizgin çalışmalarına devam eden MHP adayı Kozan yukarıdan gelen ‘birleşin’ talimatı sonrasında çekilerek, ‘Tam da siyasete alışıyordum diyerek Cumhur ittifakına saygı duyduğunu söylemişti.
Öbür taraftan İYİ Parti’nin sonradan CHP ile Millet ittifak kapsamında birleşmesi Edirne seçmenine “iki seçenek bırakıldı” şeklinde yorumlar yapıldı. CHP’nin Edirne’de büyük bir seçmen kitlesi olduğu bilinirken öte yandan ittifak kapsamında yabana atılamayacak kadar seçmene sahip olan İYİ Parti ile birleşmesiyle büyük bir güç oluşturdu. Tabi seçimlerde erken konuşmamak gerekir, ya da rakiplerini hafife alınmaması kapsamında rahmetli Demirel’in sözünü söylemeden edemeyeceğim; “24 saat siyasette çok uzun bir süredir.” Bence gelişen teknolojiye kitlelere ulaşılabilirliğin artmasıyla bu süre daha da kısaldığını belirterek siyasette 24 dakika bile uzun süre diyebilirim.
Bu kapsamda her parti ve her ittifak üzerine düşeni yapması gerekir. Aksi taktirde bir hüsran ile karşılaşılabilir. Yine Bağımsız Türkiye Partisi başkan adayı Hamdi Sedefçi sahalara çıkarak tecrübesini konuşturmaya başladı. Sedefçi’nin meclis listelerine bakıldığında çok güçlü isimlerin olduğunu tüm Edirne’de konuşuluyor. Hepsi diğer partilerde üst düzey yöneticilik kendini kanıtlamış kişilerden oluştuğunu söyleyebilirim. Bu yoldan hareketle hiç kimse seçimi çantada keklik sanmasın, siyasette 24 saniye bile çok uzun…
Bu ittifakların ardından seçmenin kafası iyice karıştı, benim çevremdekiler kime oy atacağını düşünüyor. Biri diğerinin partisini sevmezken, diğeri sevdiği partinin adayına oy atmayacağını belirtiyor. Yaşanan bu durum sonucunda ne olur bilinmez ama Edirne’yi yönetecek kişinin siyaseti kendi çıkarları ile çevresinin çıkarları doğrultusunda değil de halkın çıkarları doğrultusunda bir araca dönüştürmesi gerekiyor. Aksi takdirde koltukları kısa vadeli olur şeklinde düşünüyorum. Çünkü bu ülkede halk güçlü olduğunu sadece seçim dönemlerinde anlayabiliyor.
Öbür taraftan İYİ Parti’nin sonradan CHP ile Millet ittifak kapsamında birleşmesi Edirne seçmenine “iki seçenek bırakıldı” şeklinde yorumlar yapıldı. CHP’nin Edirne’de büyük bir seçmen kitlesi olduğu bilinirken öte yandan ittifak kapsamında yabana atılamayacak kadar seçmene sahip olan İYİ Parti ile birleşmesiyle büyük bir güç oluşturdu. Tabi seçimlerde erken konuşmamak gerekir, ya da rakiplerini hafife alınmaması kapsamında rahmetli Demirel’in sözünü söylemeden edemeyeceğim; “24 saat siyasette çok uzun bir süredir.” Bence gelişen teknolojiye kitlelere ulaşılabilirliğin artmasıyla bu süre daha da kısaldığını belirterek siyasette 24 dakika bile uzun süre diyebilirim.
Bu kapsamda her parti ve her ittifak üzerine düşeni yapması gerekir. Aksi taktirde bir hüsran ile karşılaşılabilir. Yine Bağımsız Türkiye Partisi başkan adayı Hamdi Sedefçi sahalara çıkarak tecrübesini konuşturmaya başladı. Sedefçi’nin meclis listelerine bakıldığında çok güçlü isimlerin olduğunu tüm Edirne’de konuşuluyor. Hepsi diğer partilerde üst düzey yöneticilik kendini kanıtlamış kişilerden oluştuğunu söyleyebilirim. Bu yoldan hareketle hiç kimse seçimi çantada keklik sanmasın, siyasette 24 saniye bile çok uzun…
Bu ittifakların ardından seçmenin kafası iyice karıştı, benim çevremdekiler kime oy atacağını düşünüyor. Biri diğerinin partisini sevmezken, diğeri sevdiği partinin adayına oy atmayacağını belirtiyor. Yaşanan bu durum sonucunda ne olur bilinmez ama Edirne’yi yönetecek kişinin siyaseti kendi çıkarları ile çevresinin çıkarları doğrultusunda değil de halkın çıkarları doğrultusunda bir araca dönüştürmesi gerekiyor. Aksi takdirde koltukları kısa vadeli olur şeklinde düşünüyorum. Çünkü bu ülkede halk güçlü olduğunu sadece seçim dönemlerinde anlayabiliyor.



