Haber-Fotoğraf-Umut IŞIK
Seminerde öğrencilere teknolojinin bilinçli kullanılması gerektiğini söyleyen TÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Mertkan Gezgin, “teknoloji kaçılacak bir şey değil korkulacak bir şey de değil ya da terörle mücadele gibi teknoloji ile mücadele diye bir şey yok. Ama biz bu mücadeleyi kaldırıp teknolojiyi bilinçli olarak kullanmak adına neler yapılabilir” dedi.
1. Murat Anadolu Lisesi Örencilerine Teknolojinin bilinçli kullanılması gerektiğine dair bilgiler veren TÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Mertkan Gezgin, “Milli Eğitim ve Trakya Üniversitesi arasındaki bir işbirliği sayesinde geldik. Öğrencilere son dönemde teknolojiden olumsuz durumlar karşımıza çıkıyor. İnternet ve çevremizde gözlemliyoruz. Bunlar için çeşitli bilgiler vereceğiz. Burada şunu söylemek isterim ki teknoloji kaçılacak bir şey değil korkulacak bir şey de değil ya da terörle mücadele gibi teknoloji ile mücadele diye bir şey yok. Ama biz bu mücadeleyi kaldırıp teknolojiyi bilinçli olarak kullanmak adına neler yapılabilir. Bunu sosyal sermayeye nasıl çevirebiliriz. Yâda bu teknolojiyle olan ilişkide öğrencilerin nasıl daha üretici bir hale gelip ülke ekonomisine de kendi gelişimine de tekâmül sürecine nasıl etki edeceğini gösteren bazı bilgiler vermek için buradayım. Veliler ile alakalı buluşmalarımızda oluyor. Pazartesi günü Pınarhisar belediyesinin davetiyle katılmıştım. Orada veliler ile buluştuk. Tabi veliler çocuklarını yetiştirirken ben nesli oldukları için 2’nci Dünya savaşındaki bebek patlamasından sonraki neslin artık toplumsal değil, de bireyselci yapıya dönüşü, çocuklarında artık evlerinde kendi mutluluğundan başka mutluluk tanımama gibi bencilleşmesi ama bunların içi boş olan özbenlik saygıları, özdenetim ile yapılmayıp dışarı çıktığında boş olan bir sürü genç ile karşı karşıyayız” diye konuştu.
‘ÇOCUKLARIN ELİNE TELEFON VERMEYİN’
Ailelerin çocuklara yönelik teknoloji ile ilgili bazı yanlışlar yaptığını belirten Gezgin, “Bu yanlışları da aileler ile konuşuyoruz. Bence burada çocuğa çok zekisin akıllısın gibi eskiden duyduğumuz kelimeler yerine özdenetimini yani iradesini ve bu insanın sosyal bir hayvan olduğunu yani sosyalleşmesini ve topluma göre ayak uydurması gerektiğini öğretmesi gerekiyor. Ama onlar hep kızım ya da oğlum senin mutluluğun önemli gerisi önemli değil şeklinde yetiştiriliyor. Ama hayat böyle değil hayat acı. Aileler çoğunlukla sussunlar diye dışarı çıktıklarında bile çocukların eline telefon veriyorlar. Bunu doğru bulmuyorum neden? Silikon Vadisinde bile ya da sosyal medya kurucuları bile çocuklarını belirli bir yaşa kadar teknoloji ile karşılaştırmıyorlar. Bu adamlar bütün dünyaya bunu tüketin diye gönderiyorlar fakat kendileri kullandırtmıyorlar demek ki bir durum var. Bende buna karşıyım bir çocuğun annesi ve babası ile geçirmesi gereken vakit ya da bazı becerilerini kazanması için gereken vakit daha önemli. Ama ekran üzerinde geçirilen süre çocuğun bazı özellikleri düşünme ya da orada görebileceği uygunsuz içerikler ile ya da bir oyunla fiziksel gelişimi ile alakalı sorunlara neden oluyor. Bence anne ve babanın çocuklar ile zaman geçirmesi belki montessori programları var. Belki bunlarla beraber motor becerilerinin gelişmesi için eskiden bizim zamanımızdaki gibi oyunlar ya da Amerikan çamurları vardı, Belirli Legolar vardı çocukların gelişimlerini sağlayacak problem çözmeyi sağlayacak bazı etkinlikler vardı. Ama daha çok çocukların anne ve babayla olan ilişkileri daha da önemli bu dönemde sonraki dönemi zaten okul devir alıyor. Bu benim ülke çapında 20. seminerim sadece Edirne’de ilk defa çağırıldım. Bütün özel okullar ve üniversitelerde seminer düzenledim. İlk defa milli eğitim ile Trakya Üniversitesi arasında anlaşma oldu. Bizde Eğitim Fakültesinden Milli Eğitime destek vermek amaçlı bilgilerimizi paylaşmak için buradayız” ifadelerini kullandı.
TÜRK’ÜN GELENEĞİ, YAPISI NEREDE?
Gençlerin sosyal medyada kendilerini youtuber olmak için soytarı gibi hareket edip para kazanmaya çalıştıklarını, Türk geleneğinin unutulmaya başlandığını söyleyen Gezgin, “youtuber arkadaşım ya da Youtober’lık yapan arkadaşlar. İyi bir bir örnek var Youtober Barış Özcan var. Bu adamlar çok şeylerini kaybediyorlar. Ama izlenilecek yolda ki adamlar değil. Kitap okuyacaksak ne okuyalım dediler, Melisa Kesmez okuyun, Mahir Ünsal okuyun, Zülfü Livaneli okuyun Rüzgarlar Hep Gençtir kitabı mesela sizlere uygundur. Hayat çıkayım iki soytarılık yapayım parayı bulayım. Soytarılık yaparak parayı bulacaksak, Türk’ün geleneği, yapısı nerede? Bunlar bize öğretilmeyen şeyler. Lütfen buna dikkat edelim. Bu Youtober’lerı kınıyorum. Bir de bu Youtober’ların kitapları da var onlarda boş. Her yerden kopyala yapıştır yapmış. Murathan Mungar der ki, “her okur yazar okuyamaz”. Bunu bir şair de demiştir, “herkes şair olduğunda şiir susacak”demiştir. Herkes yazar, herkes şair onlar yalan. Dayanağı olmayan hiçbir şey olmaz. Gerçeklerle sizi yüzleştirmek için bunları söylüyorum. Bu insanlar sizi yanlış yönlendiriyor. Türk toplumu geleneklerine, göreneklerine, örf adetlerine bağlıdır. Aile yapısı sosyallik kuvvetlidir. Biz sosyalliğe dönersek, benim mutluluğum başkasının mutluluğu değil dersek esas kendi kendimizi yıkıyoruz. Parçalara ayrılırsak yok oluruz. Bunu kafamıza yazalım” dedi.
Seminerde öğrencilere teknolojinin bilinçli kullanılması gerektiğini söyleyen TÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Mertkan Gezgin, “teknoloji kaçılacak bir şey değil korkulacak bir şey de değil ya da terörle mücadele gibi teknoloji ile mücadele diye bir şey yok. Ama biz bu mücadeleyi kaldırıp teknolojiyi bilinçli olarak kullanmak adına neler yapılabilir” dedi.
1. Murat Anadolu Lisesi Örencilerine Teknolojinin bilinçli kullanılması gerektiğine dair bilgiler veren TÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Deniz Mertkan Gezgin, “Milli Eğitim ve Trakya Üniversitesi arasındaki bir işbirliği sayesinde geldik. Öğrencilere son dönemde teknolojiden olumsuz durumlar karşımıza çıkıyor. İnternet ve çevremizde gözlemliyoruz. Bunlar için çeşitli bilgiler vereceğiz. Burada şunu söylemek isterim ki teknoloji kaçılacak bir şey değil korkulacak bir şey de değil ya da terörle mücadele gibi teknoloji ile mücadele diye bir şey yok. Ama biz bu mücadeleyi kaldırıp teknolojiyi bilinçli olarak kullanmak adına neler yapılabilir. Bunu sosyal sermayeye nasıl çevirebiliriz. Yâda bu teknolojiyle olan ilişkide öğrencilerin nasıl daha üretici bir hale gelip ülke ekonomisine de kendi gelişimine de tekâmül sürecine nasıl etki edeceğini gösteren bazı bilgiler vermek için buradayım. Veliler ile alakalı buluşmalarımızda oluyor. Pazartesi günü Pınarhisar belediyesinin davetiyle katılmıştım. Orada veliler ile buluştuk. Tabi veliler çocuklarını yetiştirirken ben nesli oldukları için 2’nci Dünya savaşındaki bebek patlamasından sonraki neslin artık toplumsal değil, de bireyselci yapıya dönüşü, çocuklarında artık evlerinde kendi mutluluğundan başka mutluluk tanımama gibi bencilleşmesi ama bunların içi boş olan özbenlik saygıları, özdenetim ile yapılmayıp dışarı çıktığında boş olan bir sürü genç ile karşı karşıyayız” diye konuştu.
‘ÇOCUKLARIN ELİNE TELEFON VERMEYİN’
Ailelerin çocuklara yönelik teknoloji ile ilgili bazı yanlışlar yaptığını belirten Gezgin, “Bu yanlışları da aileler ile konuşuyoruz. Bence burada çocuğa çok zekisin akıllısın gibi eskiden duyduğumuz kelimeler yerine özdenetimini yani iradesini ve bu insanın sosyal bir hayvan olduğunu yani sosyalleşmesini ve topluma göre ayak uydurması gerektiğini öğretmesi gerekiyor. Ama onlar hep kızım ya da oğlum senin mutluluğun önemli gerisi önemli değil şeklinde yetiştiriliyor. Ama hayat böyle değil hayat acı. Aileler çoğunlukla sussunlar diye dışarı çıktıklarında bile çocukların eline telefon veriyorlar. Bunu doğru bulmuyorum neden? Silikon Vadisinde bile ya da sosyal medya kurucuları bile çocuklarını belirli bir yaşa kadar teknoloji ile karşılaştırmıyorlar. Bu adamlar bütün dünyaya bunu tüketin diye gönderiyorlar fakat kendileri kullandırtmıyorlar demek ki bir durum var. Bende buna karşıyım bir çocuğun annesi ve babası ile geçirmesi gereken vakit ya da bazı becerilerini kazanması için gereken vakit daha önemli. Ama ekran üzerinde geçirilen süre çocuğun bazı özellikleri düşünme ya da orada görebileceği uygunsuz içerikler ile ya da bir oyunla fiziksel gelişimi ile alakalı sorunlara neden oluyor. Bence anne ve babanın çocuklar ile zaman geçirmesi belki montessori programları var. Belki bunlarla beraber motor becerilerinin gelişmesi için eskiden bizim zamanımızdaki gibi oyunlar ya da Amerikan çamurları vardı, Belirli Legolar vardı çocukların gelişimlerini sağlayacak problem çözmeyi sağlayacak bazı etkinlikler vardı. Ama daha çok çocukların anne ve babayla olan ilişkileri daha da önemli bu dönemde sonraki dönemi zaten okul devir alıyor. Bu benim ülke çapında 20. seminerim sadece Edirne’de ilk defa çağırıldım. Bütün özel okullar ve üniversitelerde seminer düzenledim. İlk defa milli eğitim ile Trakya Üniversitesi arasında anlaşma oldu. Bizde Eğitim Fakültesinden Milli Eğitime destek vermek amaçlı bilgilerimizi paylaşmak için buradayız” ifadelerini kullandı.
TÜRK’ÜN GELENEĞİ, YAPISI NEREDE?
Gençlerin sosyal medyada kendilerini youtuber olmak için soytarı gibi hareket edip para kazanmaya çalıştıklarını, Türk geleneğinin unutulmaya başlandığını söyleyen Gezgin, “youtuber arkadaşım ya da Youtober’lık yapan arkadaşlar. İyi bir bir örnek var Youtober Barış Özcan var. Bu adamlar çok şeylerini kaybediyorlar. Ama izlenilecek yolda ki adamlar değil. Kitap okuyacaksak ne okuyalım dediler, Melisa Kesmez okuyun, Mahir Ünsal okuyun, Zülfü Livaneli okuyun Rüzgarlar Hep Gençtir kitabı mesela sizlere uygundur. Hayat çıkayım iki soytarılık yapayım parayı bulayım. Soytarılık yaparak parayı bulacaksak, Türk’ün geleneği, yapısı nerede? Bunlar bize öğretilmeyen şeyler. Lütfen buna dikkat edelim. Bu Youtober’lerı kınıyorum. Bir de bu Youtober’ların kitapları da var onlarda boş. Her yerden kopyala yapıştır yapmış. Murathan Mungar der ki, “her okur yazar okuyamaz”. Bunu bir şair de demiştir, “herkes şair olduğunda şiir susacak”demiştir. Herkes yazar, herkes şair onlar yalan. Dayanağı olmayan hiçbir şey olmaz. Gerçeklerle sizi yüzleştirmek için bunları söylüyorum. Bu insanlar sizi yanlış yönlendiriyor. Türk toplumu geleneklerine, göreneklerine, örf adetlerine bağlıdır. Aile yapısı sosyallik kuvvetlidir. Biz sosyalliğe dönersek, benim mutluluğum başkasının mutluluğu değil dersek esas kendi kendimizi yıkıyoruz. Parçalara ayrılırsak yok oluruz. Bunu kafamıza yazalım” dedi.





