Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Turan Şallı yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi;
“2010 Roman açılımı rüzgârlarının estiği, yaprakların henüz solmadığı günlerdi. Şarkıcı Kibariye ablam ‘kim bilir’ şarkısının ahengi içinde yanıp tutuşuyordu. Kim bilir bu gidişin dönüşü olacak mı? Ah nasıl bakacağım yollarına, Ufkumda batan güneş bu sabah doğacak mı? Kalben ne kadar bu dertli olacağım kim bilir diye. Yıl 2020. Romanların ufkunda güneş hala doğmadı. Doğan yeni zamlar, çaresizlik ve umut tükenmişliğidir. Kaybolan yaşantımızın içindeki sosyal dramdır. "İtibardan tasarruf olmaz!" düşüncesi, bazen de "abartmayın" anlayışına dönüşebilmektedir. Birilerinin eli balda, bir eli yağda, bizler cefa da tüzel kişiliğimiz sayesinde ezilen Çingene gurupların hatta diğer yoksul kesimlerin sesi olmaya gayret ediyoruz. Zor olsa da bu kışın dönüşü zor alacağı kesin. Yoksullara, Çingenelere verilen kömürün torba sayısının azalacağı, torba sayısının 48' den 34’e düşeceği, 12 torba kömür eksik verileceğine ilişkin duyumlar alıyoruz. Yanında da 200 lira para verileceği söyleniyor. Bu para ve verilecek olan kömür garip gureba ya kaç gün yeter? Bunun yanında genellikle Roman vatandaşlarımızın daha çok rağbet gösterdiği ucuz sakadat et ürünlerinde aşırı orandaki zam yoksulların, Çingene vatandaşlarımızın satın alma gücünü zayıflatmış durumdadır.
Halimiz sakat bu gidişle sakadat etlerini bile satın almakta zorlanacağız
Sakadat kırmızı et, işkembe, munbar, uykuluk, yürek, ciğer, şirden, kelle paça gibi et ürünlerini tenceresinde kaynatmanın zorluğunu daha fazla yaşayacaklardır. Tencerenin dibi karardığı kadar, yaşamsal zorluk iç dünyamızı da karartmaktadır, gelecek endişesi taşıyoruz.
Kibariye ablamız " Kalben ne kadar bu dertli olacağım kim bilir" dese de bu kışı çok dertli geçireceğimiz kesindir. Türkiye'de uzun zamandır yürütülen ekonomi politikalarından en çok etkilenen kesim dezavantajlı kesimlerdir.” (Haber Merkezi)
“2010 Roman açılımı rüzgârlarının estiği, yaprakların henüz solmadığı günlerdi. Şarkıcı Kibariye ablam ‘kim bilir’ şarkısının ahengi içinde yanıp tutuşuyordu. Kim bilir bu gidişin dönüşü olacak mı? Ah nasıl bakacağım yollarına, Ufkumda batan güneş bu sabah doğacak mı? Kalben ne kadar bu dertli olacağım kim bilir diye. Yıl 2020. Romanların ufkunda güneş hala doğmadı. Doğan yeni zamlar, çaresizlik ve umut tükenmişliğidir. Kaybolan yaşantımızın içindeki sosyal dramdır. "İtibardan tasarruf olmaz!" düşüncesi, bazen de "abartmayın" anlayışına dönüşebilmektedir. Birilerinin eli balda, bir eli yağda, bizler cefa da tüzel kişiliğimiz sayesinde ezilen Çingene gurupların hatta diğer yoksul kesimlerin sesi olmaya gayret ediyoruz. Zor olsa da bu kışın dönüşü zor alacağı kesin. Yoksullara, Çingenelere verilen kömürün torba sayısının azalacağı, torba sayısının 48' den 34’e düşeceği, 12 torba kömür eksik verileceğine ilişkin duyumlar alıyoruz. Yanında da 200 lira para verileceği söyleniyor. Bu para ve verilecek olan kömür garip gureba ya kaç gün yeter? Bunun yanında genellikle Roman vatandaşlarımızın daha çok rağbet gösterdiği ucuz sakadat et ürünlerinde aşırı orandaki zam yoksulların, Çingene vatandaşlarımızın satın alma gücünü zayıflatmış durumdadır.
Halimiz sakat bu gidişle sakadat etlerini bile satın almakta zorlanacağız
Sakadat kırmızı et, işkembe, munbar, uykuluk, yürek, ciğer, şirden, kelle paça gibi et ürünlerini tenceresinde kaynatmanın zorluğunu daha fazla yaşayacaklardır. Tencerenin dibi karardığı kadar, yaşamsal zorluk iç dünyamızı da karartmaktadır, gelecek endişesi taşıyoruz.
Kibariye ablamız " Kalben ne kadar bu dertli olacağım kim bilir" dese de bu kışı çok dertli geçireceğimiz kesindir. Türkiye'de uzun zamandır yürütülen ekonomi politikalarından en çok etkilenen kesim dezavantajlı kesimlerdir.” (Haber Merkezi)





