Trakya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, Türkiye’de 30 bin 645 kişinin organ nakli beklediğini açıkladı. Her gün yaklaşık 13 hastanın uygun organ bulunamadığı için hayatını kaybettiğini belirten Üstündağ, organ bağışının artırılması çağrısında bulundu.
3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında Trakya Üniversitesi’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, organ nakli bekleyen hastaların yaşadığı sorunlar ve Türkiye’deki bağış oranları gündeme taşındı. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda konuşan Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sedat Üstündağ, organ bağışının binlerce hasta için hayata tutunmanın en önemli yolu olduğunu vurguladı.
Türkiye’de organ nakli bekleyen 30 bin 645 hasta bulunduğunu açıklayan Üstündağ, mevcut bağışların ihtiyacı karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi. Uygun organ bulunamadığı için her gün yaklaşık 13 kişinin yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Üstündağ, organ bağışı konusunda toplumsal duyarlılığın artırılması gerektiğini ifade etti.
Organ naklinin, özellikle organlarında kalıcı ve geri dönüşü olmayan hasar meydana gelen hastalar için hayati önem taşıdığını belirten Üstündağ, Türkiye’de en fazla böbrek, karaciğer ve kalp nakline ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Bağış kararının yalnızca bir hastanın değil, ailesinin ve yakınlarının da geleceğini değiştirebilecek önemde olduğunu dile getirdi.
Nakil listesinde bekleyen hastaların durumuna ilişkin çarpıcı rakamlar paylaşan Üstündağ, organ bağışındaki yetersizliğin doğrudan insan hayatını etkilediğini belirtti. Türkiye genelinde 30 bin 645 kişinin nakil sırası beklediğini hatırlatan Üstündağ, uygun organ temin edilememesi nedeniyle her gün yaklaşık 13 hastanın hayatını kaybettiğini söyledi.
Organ bağışının bir insanın yeniden sağlığına kavuşmasına ve yaşamını sürdürebilmesine imkân tanıdığını ifade eden Üstündağ, bu konuda toplumun her kesimine sorumluluk düştüğünü vurguladı.
Toplantının önemli başlıklarından biri de kronik böbrek hastalığı oldu. Türkiye’de 18 yaş üzerindeki nüfusun yaklaşık yüzde 16’sının kronik böbrek hastalığından etkilenebileceğinin tahmin edildiğini belirten Üstündağ, hastalığın erken dönemde tespit edilmesinin önemine işaret etti.
Kronik böbrek hastalığının başlangıç aşamasında çoğu zaman belirgin şikâyetlere neden olmadığını kaydeden Üstündağ, bu nedenle hastaların önemli bir bölümünün sağlık sorununu ilerleyen dönemlerde fark ettiğini söyledi. Vatandaşların genellikle şikâyetleri ağırlaştığında sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirten Üstündağ, düzenli kontrollerin ve erken tanı bilincinin yaygınlaştırılması gerektiğini dile getirdi.
Dünya genelindeki verilere de değinen Üstündağ, kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin yalnızca yaklaşık yüzde 10’unun hastalığından haberdar olduğunu aktardı. Hastalığın geç fark edilmesinin tedavi sürecini zorlaştırabildiğini belirterek erken teşhisin önemini yineledi.
Türkiye’de organ nakillerinin hangi kaynaklardan gerçekleştirildiğine ilişkin bilgiler de paylaşan Üstündağ, geçen yıl yapılan böbrek nakillerinin yüzde 86’sının canlı vericilerden, yüzde 14’ünün ise kadavradan alınan organlarla gerçekleştirildiğini açıkladı.
Bu tablonun kadavra bağışlarının artırılması gerektiğini gösterdiğini belirten Üstündağ, beyin ölümü gerçekleşen kişilerin organlarının başka hastalar için yeni bir yaşam fırsatına dönüşebileceğini söyledi.
Canlı vericilerden yapılan nakillerin önemli bir paya sahip olduğunu ifade eden Üstündağ, organ bağışında kadavra kaynaklarının da güçlendirilmesinin nakil bekleyen hastalar açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.
Organ bağışı konusunda ülkeler arasındaki farklılıklara dikkat çeken Üstündağ, İspanya ile Türkiye’nin bağış oranlarını karşılaştırdı.
İspanya’da her 1 milyon kişiden yaklaşık 34’ünün organ bağışında bulunduğunu belirten Üstündağ, Türkiye’de ise bu rakamın yaklaşık 4 seviyesinde kaldığını söyledi.
İki ülke arasındaki farkın, Türkiye’de organ bağışına yönelik bilgilendirme çalışmalarının daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğini ortaya koyduğunu ifade eden Üstündağ, bağış konusunda toplumdaki farkındalığın artırılmasının önemini vurguladı.
Toplantıda vatandaşların organ bağışı ve nakil sistemine ilişkin merak ettiği konular da ele alındı. Bağışlanan organların dağıtımında kişisel yakınlık veya ayrıcalığa dayalı bir uygulama bulunmadığını belirten Üstündağ, sürecin belirlenmiş kurallar doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi.
Organ bağışında bulunan kişilerin eşlerinin veya birinci derece yakınlarının organ dağıtımında özel bir öncelik kazanmadığını ifade eden Üstündağ, nakil işlemlerinin farklı merkezler tarafından denetlendiğini ve sistemin şeffaflık ilkesiyle işlediğini kaydetti.(Hasan Yiğit KONAKLILAR)





