Gece boyunca televizyonun açık kalması, başucu lambasının söndürülmemesi ve telefon ekranlarından yayılan ışık, vücudun doğal uyku düzenini etkileyebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çetin Gül, uyku sırasında ışığa maruz kalmanın biyolojik saat ve kalp-damar sağlığıyla ilişkili olası etkilerine dikkat çekerek, sağlıklı bir uyku ortamı için yatak odasının mümkün olduğunca karanlık tutulması gerektiğini belirtti.
Günlük yaşamın yoğunluğu içerisinde çoğu zaman ihmal edilen uyku alışkanlıkları, genel sağlığın korunmasında önemli bir yere sahip. Uyku süresinin yanı sıra dinlenilen ortamın özellikleri de vücudun gece boyunca nasıl bir dinlenme süreci geçirdiğini etkileyebiliyor. Özellikle yatak odasında açık bırakılan lambalar, televizyon ekranları, akıllı telefonlar ve pencerelerden içeri giren sokak ışıkları, uyku düzenini olumsuz yönde etkileyebilen unsurlar arasında bulunuyor.
Birçok kişi televizyon karşısında uyuyakalırken bazıları uykuya dalana kadar telefonuyla ilgilenmeye devam ediyor. Gece lambasını açık bırakmak da özellikle alışkanlık haline geldiğinde uyku ortamının aydınlık kalmasına neden olabiliyor. İlk bakışta önemsiz gibi görünen bu durumların, uyku ve biyolojik ritim üzerindeki etkileri nedeniyle dikkate alınması gerekiyor.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çetin Gül, gece boyunca ışığa maruz kalmanın yalnızca uyku kalitesiyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek, bu durumun vücudun doğal işleyişi ve kalp-damar sistemiyle ilişkili olabileceğini belirtti. Gül, sağlıklı bir uyku için yatak odasının dinlenmeye uygun hale getirilmesinin ve gereksiz ışık kaynaklarının ortadan kaldırılmasının önemine işaret etti.
Gece saatlerinde karanlık bir ortamda uyumanın vücudun doğal dinlenme döngüsünün korunmasına yardımcı olduğunu belirten Dr. Gül, uyku alışkanlıklarının yeniden gözden geçirilmesi ve ışık maruziyetinin mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini vurguladı.
Uyku sırasında ışığa maruz kalmanın hem doğrudan hem de dolaylı kaynaklardan meydana gelebildiğini belirten Dr. Çetin Gül, günlük yaşamda sık karşılaşılan bazı alışkanlıkların bu duruma zemin hazırladığını söyledi.
Televizyon açıkken uyuyakalmanın, yatak odasında gece lambasını söndürmeden uyumanın ve uyku öncesinde telefon ekranına uzun süre bakmanın ışık maruziyetinin yaygın nedenleri arasında yer aldığını kaydeden Gül, dış ortamdan gelen aydınlatmaların da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Pencerelerden içeri giren sokak lambalarının, araç farlarının ve reklam panolarından yayılan ışıkların gece boyunca yatak odasını aydınlatabildiğine dikkat çeken Gül, göz kapaklarının ışığı tamamen engellemediğini belirtti. Bu nedenle kişi uyurken gözleri kapalı olsa bile çevredeki aydınlatma, vücudun ışığa verdiği tepkiler üzerinde etkili olabiliyor.
Özellikle akıllı telefon, tablet ve televizyon gibi elektronik cihazlardan yayılan ışığın uyku öncesinde dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Gül, ekran kullanımının uykuya geçiş sürecini zorlaştırabileceğini kaydetti. Elektronik cihazların uyku saatine yakın kullanılması, kişinin gevşeyerek uykuya hazırlanmasını güçleştirebiliyor.
Gül, sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak isteyenlerin yalnızca kaç saat uyuduklarına değil, uyudukları ortamın ne kadar aydınlık olduğuna da dikkat etmesi gerektiğini belirterek, gece boyunca devam eden gereksiz aydınlatmanın azaltılmasını önerdi.
Vücudun uyku ve uyanıklık döngüsünün düzenlenmesinde melatonin hormonunun önemli bir görev üstlendiğini ifade eden Dr. Çetin Gül, bu hormonun vücudun gece dinlenmesine hazırlanmasına yardımcı olduğunu söyledi.
Karanlık ortamda melatonin salgılanmasının arttığını belirten Gül, gece boyunca ışığa maruz kalmanın ise hormonun salgılanmasını baskılayabileceğine dikkat çekti. Bu durumun uykuya dalma süresini uzatabileceğini ve kişinin alışılmış uyku düzeninde değişikliklere yol açabileceğini kaydetti.
Uyku sırasında ışık kaynaklarının açık kalmasının, gece boyunca sık sık uyanma ve uykunun yeterince derinleşememesi gibi sorunlarla ilişkili olabileceğini belirten Gül, bu durumun sabah saatlerinde dinlenmemiş hissetmeye neden olabileceğini ifade etti.
Kaliteli uykunun yalnızca gece boyunca yatakta geçirilen süreyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Gül, kesintisiz ve dinlendirici bir uyku sürecinin de önem taşıdığını söyledi. Uyku kalitesinin düşmesiyle birlikte ertesi gün yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve odaklanma güçlüğü gibi sorunların yaşanabileceğine işaret etti.
Özellikle gece geç saatlere kadar elektronik ekranlarla vakit geçiren kişilerin uyku öncesindeki alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğini belirten Gül, yatma saatine yakın dönemde daha sakin bir rutin oluşturulmasının ve yatak odasındaki ışık seviyesinin düşürülmesinin uykuya hazırlanmayı kolaylaştırabileceğini kaydetti.
Gece ışığa maruz kalmanın kalp ve damar sağlığıyla ilişkisine de değinen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Çetin Gül, uyku sırasında aydınlık bir ortamda bulunmanın bazı olumsuz sağlık göstergeleriyle bağlantılı olabileceğini söyledi.(alp Togan BOLU)





