Edirne’de yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte evlerde kışlık hazırlıklar hız kazanırken, uzmanlardan konserve ve diğer saklama yöntemleriyle ilgili önemli uyarılar geldi. Semt pazarlarında domates, biber, fasulye, bezelye, bamya ve çeşitli meyvelere yönelik alışveriş artarken, Uzman Diyetisyen Selin Başkurt Önbay, yanlış uygulamaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Özellikle ev yapımı konservelerde hijyen ve doğru işlem koşullarının büyük önem taşıdığını belirten Başkurt Önbay, botulismus zehirlenmesi riskine karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Yaz aylarında bol miktarda bulunan sebze ve meyvelerin konserve, dondurma, kurutma ve turşu gibi yöntemlerle kış aylarında da tüketilebildiğini belirten Başkurt Önbay, ancak her ürün için aynı saklama yönteminin uygulanmaması gerektiğini ifade etti. Kışlık hazırlıkların yalnızca yaz lezzetlerini korumak amacı taşımadığını söyleyen Başkurt Önbay, doğru yöntemlerin tercih edilmesi halinde ürünlerin besin değerlerinin mümkün olduğunca korunabileceğini dile getirdi.
Uzman Diyetisyen Selin Başkurt Önbay, kışlık hazırlıkların aslında bir tür beslenme planlaması olduğunu belirterek, “Kışlık hazırlığın amacı yalnızca yaz lezzetlerini kışa taşımak değil, mevsiminde yetişen ürünleri uygun yöntemlerle saklayarak besin değerlerinden mümkün olduğunca yararlanmaktır” dedi.
Ürünün yapısına, asitlik seviyesine ve saklama koşullarına göre yöntem belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Başkurt Önbay, konserve, dondurma, kurutma ve turşunun doğru uygulandığında önemli alternatifler sunduğunu kaydetti.
“Burada önemli olan, her ürün için uygun saklama yöntemini seçmek ve hazırlama aşamasında gıda güvenliğini göz ardı etmemektir” ifadelerini kullanan Başkurt Önbay, özellikle konserve hazırlığında hijyen kurallarının titizlikle uygulanması gerektiğini söyledi.
Kışlık hazırlıkların en çok tercih edilen yöntemlerinden biri olan konservenin, doğru koşullar sağlandığında uzun süreli saklama imkânı sunduğunu belirten Başkurt Önbay, yanlış uygulamaların ise ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğine dikkat çekti.
Özellikle oksijensiz ortamlarda gelişebilen Clostridium botulinum bakterisinin oluşturduğu botulinum toksininin önemli bir tehlike olduğunu ifade eden Başkurt Önbay, konserve yapılacak sebze ve meyvelerin seçiminden kavanozların hazırlanmasına kadar her aşamada dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Konserve hazırlanırken taze, sağlam, küfsüz ve çürük olmayan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Başkurt Önbay, kavanoz, kapak ve kullanılan diğer ekipmanların temizliğinin de büyük önem taşıdığını kaydetti.
Kavanozların tarifte belirtilen miktardan fazla doldurulmaması ve gerekli boşluk payının bırakılması gerektiğini vurgulayan Başkurt Önbay, hazırlık sırasında hijyen kurallarının ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Konserve hazırlığında ürünlerin asitlik seviyesinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Başkurt Önbay, domates ve bazı meyveler gibi asitliği daha yüksek ürünlerle fasulye, bezelye ve bamya gibi düşük asitli sebzelerin aynı risk düzeyine sahip olmadığını söyledi.
Özellikle düşük asitli sebzelerde yanlış konserve uygulamalarının botulizm açısından ciddi risk oluşturabileceğine dikkat çeken Başkurt Önbay, bu ürünlerde yalnızca kaynar su banyosunun yeterli olmayabileceğini ifade etti.
Düşük asitli sebzelerin konservelenmesinde uygun basınçlı konserve ekipmanlarının ve güvenli işlem koşullarının kullanılması gerektiğini belirten Başkurt Önbay, “Düşük asitli sebzelerde güvenli işlem koşullarına özellikle dikkat edilmelidir” uyarısında bulundu.
Domates ve meyveler gibi asitliği daha yüksek ürünlerde de hijyen ve uygun ısıl işlem kurallarının ihmal edilmemesi gerektiğini aktaran Başkurt Önbay, vatandaşların güvenli olmayan yöntemlerden kaçınması gerektiğini söyledi.
Evlerde hazırlanan konservelerin saklama koşullarının da hazırlık aşaması kadar önemli olduğunu belirten Başkurt Önbay, ürünlerin serin, kuru ve doğrudan güneş ışığı almayan ortamlarda muhafaza edilmesi gerektiğini ifade etti.
Kapağı şişmiş, sızdıran, açıldığında köpüren veya görünümünde normal dışı değişiklik bulunan konservelerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Başkurt Önbay, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu.
Bozulduğundan şüphe edilen konservelerin tadına bakılarak kontrol edilmesinin kesinlikle doğru olmadığını belirten Başkurt Önbay, botulinum toksininin her zaman koku, renk veya tat değişikliğine neden olmayabileceğini söyledi.
Bu nedenle yalnızca görüntü ve kokunun normal olmasının ürünün güvenli olduğu anlamına gelmediğini ifade eden Başkurt Önbay, şüpheli ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini kaydetti.
Kışlık hazırlıklarda yalnızca konserve yönteminin kullanılmadığını belirten Başkurt Önbay, dondurarak saklamanın da özellikle sebzeler açısından önemli bir alternatif olduğunu söyledi.
Sebzelerin mümkün olduğunca taze dönemlerinde hazırlanması gerektiğini ifade eden Başkurt Önbay, uygun ürünlerde kısa süreli haşlama işleminin ardından hızlıca soğutma yapılabileceğini ve sebzelerin uygun porsiyonlarda paketlenerek dondurulabileceğini belirtti.
Dondurulacak ürünlerde fazla hava bırakılmamasının da önemli olduğunu dile getiren Başkurt Önbay, paketlerin üzerine ürünün adının ve dondurulduğu tarihin yazılmasını tavsiye etti.
Bu uygulamanın hem dondurucunun daha düzenli kullanılmasına hem de uzun süre bekleyen ürünlerin unutulmasının önüne geçilmesine katkı sağlayacağını belirten Başkurt Önbay, ihtiyaç kadar ürün çıkarılmasını ve çözdürülen gıdaların tekrar tekrar dondurulmamasını önerdi.
Kışlık hazırlıkların besin değerleri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Başkurt Önbay, farklı saklama ve pişirme yöntemlerinin besin öğelerini farklı şekilde etkileyebildiğini söyledi.
Özellikle C vitamini ve bazı B grubu vitaminlerinin ısı, su ve uzun süreli bekleme gibi koşullara karşı daha hassas olduğunu belirten Başkurt Önbay, sebzelerin gereğinden fazla pişirilmemesi ve uzun süre suda bekletilmemesi gerektiğini ifade etti.
Uygun şekilde gerçekleştirilen dondurma işleminin birçok besin öğesinin korunmasına yardımcı olabileceğini belirten Başkurt Önbay, hedefin hiçbir besin kaybı yaşanmaması değil, doğru hazırlama ve saklama koşullarıyla kayıpların mümkün olduğunca azaltılması olduğunu söyledi.(Haber: Gülşah AK)





