İnsanoğlunun en birincil temel kaynağının beslenme olduğunu söyleyen Şimşek, “Türk tarımının ve hayvancılığın geleceği ile ilgili kaygıları, ithalata bağlı hale gelmesinden kaynaklı rahatsızlıkları her kesim dile getirmektedir..Şimdi Söylem zamanı mı? Yoksa Eylem zamanı mı? Buna karar vermek gerekir” dedi.
Tarım ve hayvancılığın içinde olan ve temsil eden Ziraat Odalarının, Üretici Birliklerinin ve Ziraat Mühendisi gibi meslek odalarının çiftçinin ve üreticinin içinde bulunduğu sıkıntıları, gelecekte yaşanacak endişeleri dile getirmesi, haklarını, hukuklarını korumasının gerektiğini söyleyen Şimşek, bu odaların çiftçinin ve üreticinin sesi olması gerektiğini söyledi.
Türk Tarımını ve Hayvancılığının göz göre göre dışa bağımlı hale getirildiğini söyleyen Şimşek, “TBMM çatısı altında siyaset yapan, çiftçi ve üretici kuruluşlarının herkesin bunda payı vardır. ‘Ülkeler kendi gıdasını üretemez duruma düşerlerse, bağımsızlıklarını kaybederler.’ bu sözü herkes söylüyor. Peki, yapılan nedir? Gelinen noktada bellidir. Çiftçi ve üreticinin girdi maliyetlerine göre ürün fiyatları karşılamaması sonucunda zarar etmekte, üretme gücü kalmamaktadır..Bunun için desteklemelerin sağlanması gerekir..Çiftçi ve üreticinin geldiği nokta ise; üretememekte bunun sonucunda ya tarlasını boş bırakmakta, ya da hayvanını kesmek zorunda kalmaktadır” dedi.
“ÇİFTÇİ VE ÜRETİCİNİN BORCU 108 MİLYARA DAYANDI”
Çiftçi ve üreticinin 2002 yılında 1 milyar TL olan kredi borcunu bugün yaklaşık 108 milyar TL'ye dayandığını belirten Şimşek, “Evlerine icra gelmekte ve tarlası ipotekli olduğundan icra dairelerinde satış yapılmaktadır..Çiftçi ve üretici daha önceleri tarım kredi ve ziraat bankasından kredi kullanırken bugün denizbank, şekerbank gibi özel bankalardan kredi kullanmıştır..Buda İktidarın tarım ve hayvancılık destekleme politikalarında kredi erteleme, faizi silme gibi..yaptırım anlamında özel bankalara müdahale edememektedir. Çiftçi ve üretici köyünde karnı doymadığından, ürünü para etmediğinden, rant kesimine daha fazla hizmet etmek istemediğinden ya tarlasını ucuza satarak, yada tarlasını, köyünü terk ederek, ilçe merkezine veya büyük şehirlere göç etmektedir..Ayrıca çocuklarının köyde yaşamalarını istememektedirler” dedi.
“TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ ÇİFTÇİNİN KARA GÜN DOSTUDUR”
Toprak mahsulleri ofisinin çiftçinin kara gün dostu olduğunu söyleyen Şimşek, köylünün milletin efendisi olduğunun altını bir kez daha çizdi.
Şimşek, “Sözün gereğini çok geçmeden yapısal reformlar ve desteklemeler ile yerine getirmeliyiz. Yoksa Türk Tarımı ve Hayvancılığın geleceği tehlikede..çok geç olmadan eyleme geçilmeli. Türk Tarımı ve Hayvancılığın geliştirilmesi için Milli seferberlik çalışması yapmalıyız. Tarım ve Hayvancılığın gelişmesi, hak ettiği yere getirmek için; Coğrafi işaretlemelerin bitirilerek, iklimsel değişiklikleri göz arda etmeden ürün desenlerini oluşturarak, ülkemizin nüfusuna göre temel beslenme ürünlerinin ihtiyaç miktarlarını belirleyerek, gerekli desteklemelerin sağlanması gereklidir..Küçük Aile İşletmelerini desteklemeliyiz. Herkese çağrımdır; Tarım ve Hayvancılık konusunda üretmeliyiz. Bunun siyaseti olamaz, lütfen ülkemizin sakini değil, sahibi olalım” şeklinde konuştu. (Haber Merkezi)
Tarım ve hayvancılığın içinde olan ve temsil eden Ziraat Odalarının, Üretici Birliklerinin ve Ziraat Mühendisi gibi meslek odalarının çiftçinin ve üreticinin içinde bulunduğu sıkıntıları, gelecekte yaşanacak endişeleri dile getirmesi, haklarını, hukuklarını korumasının gerektiğini söyleyen Şimşek, bu odaların çiftçinin ve üreticinin sesi olması gerektiğini söyledi.
Türk Tarımını ve Hayvancılığının göz göre göre dışa bağımlı hale getirildiğini söyleyen Şimşek, “TBMM çatısı altında siyaset yapan, çiftçi ve üretici kuruluşlarının herkesin bunda payı vardır. ‘Ülkeler kendi gıdasını üretemez duruma düşerlerse, bağımsızlıklarını kaybederler.’ bu sözü herkes söylüyor. Peki, yapılan nedir? Gelinen noktada bellidir. Çiftçi ve üreticinin girdi maliyetlerine göre ürün fiyatları karşılamaması sonucunda zarar etmekte, üretme gücü kalmamaktadır..Bunun için desteklemelerin sağlanması gerekir..Çiftçi ve üreticinin geldiği nokta ise; üretememekte bunun sonucunda ya tarlasını boş bırakmakta, ya da hayvanını kesmek zorunda kalmaktadır” dedi.
“ÇİFTÇİ VE ÜRETİCİNİN BORCU 108 MİLYARA DAYANDI”
Çiftçi ve üreticinin 2002 yılında 1 milyar TL olan kredi borcunu bugün yaklaşık 108 milyar TL'ye dayandığını belirten Şimşek, “Evlerine icra gelmekte ve tarlası ipotekli olduğundan icra dairelerinde satış yapılmaktadır..Çiftçi ve üretici daha önceleri tarım kredi ve ziraat bankasından kredi kullanırken bugün denizbank, şekerbank gibi özel bankalardan kredi kullanmıştır..Buda İktidarın tarım ve hayvancılık destekleme politikalarında kredi erteleme, faizi silme gibi..yaptırım anlamında özel bankalara müdahale edememektedir. Çiftçi ve üretici köyünde karnı doymadığından, ürünü para etmediğinden, rant kesimine daha fazla hizmet etmek istemediğinden ya tarlasını ucuza satarak, yada tarlasını, köyünü terk ederek, ilçe merkezine veya büyük şehirlere göç etmektedir..Ayrıca çocuklarının köyde yaşamalarını istememektedirler” dedi.
“TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ ÇİFTÇİNİN KARA GÜN DOSTUDUR”
Toprak mahsulleri ofisinin çiftçinin kara gün dostu olduğunu söyleyen Şimşek, köylünün milletin efendisi olduğunun altını bir kez daha çizdi.
Şimşek, “Sözün gereğini çok geçmeden yapısal reformlar ve desteklemeler ile yerine getirmeliyiz. Yoksa Türk Tarımı ve Hayvancılığın geleceği tehlikede..çok geç olmadan eyleme geçilmeli. Türk Tarımı ve Hayvancılığın geliştirilmesi için Milli seferberlik çalışması yapmalıyız. Tarım ve Hayvancılığın gelişmesi, hak ettiği yere getirmek için; Coğrafi işaretlemelerin bitirilerek, iklimsel değişiklikleri göz arda etmeden ürün desenlerini oluşturarak, ülkemizin nüfusuna göre temel beslenme ürünlerinin ihtiyaç miktarlarını belirleyerek, gerekli desteklemelerin sağlanması gereklidir..Küçük Aile İşletmelerini desteklemeliyiz. Herkese çağrımdır; Tarım ve Hayvancılık konusunda üretmeliyiz. Bunun siyaseti olamaz, lütfen ülkemizin sakini değil, sahibi olalım” şeklinde konuştu. (Haber Merkezi)





