Yüksek Mühendis Eren, TMMOB il temsilcileriyle Mimarlar Odası Edirne Şubesi'nde düzenlediği basın toplantısında, İzmir depreminin bir kez daha olası depremin ölümcül yüzünü hatırlattığını ifade etti.
Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu vurgulayan Eren, “Trakya’da en büyük deprem Kuzey Anadolu fay Hattında, 1912 yılında 7,4 büyüklüğünde gerçekleşmiştir. Felakette, 310 köy ağır derecede hasar görmüş, 313 kilise ve cami, 25 bin civarında ev yıkılmış, 2 bin 832 kişinin ölmesine yol açmıştır. Yaşanan büyük depremin Trakya bölgesindeki nüfus ile günümüzdeki mevcut nüfus yoğunluğu karşılaştırıldığında çok ciddi sonuçlar doğuracağı görülmektedir. Unutmayalım can kayıplarına yol açan deprem değil yapılardır.” Dedi.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve İzmir’de yaşanan depremin bunu hatırlattığını dile getiren Eren, vatandaşların mağduriyetlerinin en aza indirilmesi için gereken önlemlerin alınması gerektiğini söyledi. TMMOB 45’inci Dönem Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Yılmaz Eren; “Edirne yereline baktığımızda eski tarihlerde yakın çevremizde büyük depremler olmuştur ve olmaya devam edecektir. Son birkaç yıl içinde Havsa, Lalapaşa Keşan, İpsala ilçelerinde küçük ölçekli depremler olduğunu unutmayalım. Yakın zamanda Trakya’da en büyük deprem Kuzey Anadolu fay Hattında, 1912 yılında 7,4 büyüklüğünde gerçekleşmiştir. Mürefte -Şarköy depremi olarak bilinen bu felakette, 310 köy ağır derecede hasar görmüş, 313 kilise ve cami, 25 bin civarında ev yıkılmış, 2 bin 832 kişinin ölmesine yol açmıştır. Yaklaşık 100 kilometre yarıçaplı alan içerisinde yer alan tüm kamu binaları yıkılmıştır. Yaşanan bu büyük depremin Trakya bölgesindeki nüfus ile günümüzdeki mevcut nüfus yoğunluğu karşılaştırıldığında çok ciddi sonuçlar doğuracağı görülmektedir.” İfadelerini kullandı.
“DEPREM ESNASINDA EN FAZLA ETKİLENECEK BÖLGELER ÇARPIK YAPILAŞMADIR”
Bölgesi ve ülkemiz için çok önemli bir doğal varlıktır. Bu çılgınlıktan vazgeçmek gerekiyor.” İfadelerini kullandı.
İmar barışı adı altında meslek odalarının itirazlarına rağmen çıkarılan imar affının birçok vatandaşın canına mal olduğunu dile getiren TMMOB 45’inci Dönem Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Yılmaz Eren, çoğu binanın insanlara mezar olduğunu belirtti. Eren; “Deprem esnasında en fazla etkilenecek bölgelerde bu çarpık yapılaşmanın önüne geçilmelidir. İmar barışı adı altında, biz meslek odalarının ve sivil toplum örgütlerinin itirazlarına rağmen çıkartılan imar affının daha ne kadar cana mal olacağı meçhul. Hiçbir bir mühendislik hizmeti almadan yasal güvenceye kavuşturulan yapıların deprem esnasında onlarca insana mezar olacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok. Edirne Belediye Başkanlığı, Edirne merkezinde ekiplerini görevlendirerek çok katlı binaların altında faaliyet gösteren iş yerlerinin taşıyıcı sistemlerini, kolon ve kirişlerine olası değişiklikleri inceleme altına aldı. Ancak sınırlı elemanla, binlerce binanın gözlemsel incelemesinin yüzeysel kalacağının farkındayız.” Dedi.
“KAMU KURUMLARININ DEPREM ÖNCESİ VE SONRASI STRATEJİ VE EYLEM PLANLARI OLMASI LAZIM”
Depreme karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından hazırlanan önerileri bir hatırlatan Eren, can kaybına depremin değil binaların yol açtığını söyledi. TMMOB 45’inci Dönem Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Yılmaz Eren; “Belediye başta olmak üzere kamu kurumlarının Deprem öncesi ve sonrası Strateji ve Eylem planlarının olup olmadığını varsa ne aşamada olduğunu biz meslek odaları dışarıda tutulduğumuz için bilmemekteyiz. TMMOB tarafından hazırlanan raporda vurgulanan önerileri bir kez daha hatırlatmakta yarar görmekteyiz. Unutmayalım can kayıplarına yol açan deprem değil yapılardır. Mühendislik hizmeti almamış her yapı potansiyel mezarımızdır.” İfadelerini kullandı. (Haber-Fotoğraf: Umut IŞIK)
Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu vurgulayan Eren, “Trakya’da en büyük deprem Kuzey Anadolu fay Hattında, 1912 yılında 7,4 büyüklüğünde gerçekleşmiştir. Felakette, 310 köy ağır derecede hasar görmüş, 313 kilise ve cami, 25 bin civarında ev yıkılmış, 2 bin 832 kişinin ölmesine yol açmıştır. Yaşanan büyük depremin Trakya bölgesindeki nüfus ile günümüzdeki mevcut nüfus yoğunluğu karşılaştırıldığında çok ciddi sonuçlar doğuracağı görülmektedir. Unutmayalım can kayıplarına yol açan deprem değil yapılardır.” Dedi.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve İzmir’de yaşanan depremin bunu hatırlattığını dile getiren Eren, vatandaşların mağduriyetlerinin en aza indirilmesi için gereken önlemlerin alınması gerektiğini söyledi. TMMOB 45’inci Dönem Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Yılmaz Eren; “Edirne yereline baktığımızda eski tarihlerde yakın çevremizde büyük depremler olmuştur ve olmaya devam edecektir. Son birkaç yıl içinde Havsa, Lalapaşa Keşan, İpsala ilçelerinde küçük ölçekli depremler olduğunu unutmayalım. Yakın zamanda Trakya’da en büyük deprem Kuzey Anadolu fay Hattında, 1912 yılında 7,4 büyüklüğünde gerçekleşmiştir. Mürefte -Şarköy depremi olarak bilinen bu felakette, 310 köy ağır derecede hasar görmüş, 313 kilise ve cami, 25 bin civarında ev yıkılmış, 2 bin 832 kişinin ölmesine yol açmıştır. Yaklaşık 100 kilometre yarıçaplı alan içerisinde yer alan tüm kamu binaları yıkılmıştır. Yaşanan bu büyük depremin Trakya bölgesindeki nüfus ile günümüzdeki mevcut nüfus yoğunluğu karşılaştırıldığında çok ciddi sonuçlar doğuracağı görülmektedir.” İfadelerini kullandı.
“DEPREM ESNASINDA EN FAZLA ETKİLENECEK BÖLGELER ÇARPIK YAPILAŞMADIR”
Bölgesi ve ülkemiz için çok önemli bir doğal varlıktır. Bu çılgınlıktan vazgeçmek gerekiyor.” İfadelerini kullandı.
İmar barışı adı altında meslek odalarının itirazlarına rağmen çıkarılan imar affının birçok vatandaşın canına mal olduğunu dile getiren TMMOB 45’inci Dönem Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Yılmaz Eren, çoğu binanın insanlara mezar olduğunu belirtti. Eren; “Deprem esnasında en fazla etkilenecek bölgelerde bu çarpık yapılaşmanın önüne geçilmelidir. İmar barışı adı altında, biz meslek odalarının ve sivil toplum örgütlerinin itirazlarına rağmen çıkartılan imar affının daha ne kadar cana mal olacağı meçhul. Hiçbir bir mühendislik hizmeti almadan yasal güvenceye kavuşturulan yapıların deprem esnasında onlarca insana mezar olacağını tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok. Edirne Belediye Başkanlığı, Edirne merkezinde ekiplerini görevlendirerek çok katlı binaların altında faaliyet gösteren iş yerlerinin taşıyıcı sistemlerini, kolon ve kirişlerine olası değişiklikleri inceleme altına aldı. Ancak sınırlı elemanla, binlerce binanın gözlemsel incelemesinin yüzeysel kalacağının farkındayız.” Dedi.
“KAMU KURUMLARININ DEPREM ÖNCESİ VE SONRASI STRATEJİ VE EYLEM PLANLARI OLMASI LAZIM”
Depreme karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından hazırlanan önerileri bir hatırlatan Eren, can kaybına depremin değil binaların yol açtığını söyledi. TMMOB 45’inci Dönem Edirne İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Yılmaz Eren; “Belediye başta olmak üzere kamu kurumlarının Deprem öncesi ve sonrası Strateji ve Eylem planlarının olup olmadığını varsa ne aşamada olduğunu biz meslek odaları dışarıda tutulduğumuz için bilmemekteyiz. TMMOB tarafından hazırlanan raporda vurgulanan önerileri bir kez daha hatırlatmakta yarar görmekteyiz. Unutmayalım can kayıplarına yol açan deprem değil yapılardır. Mühendislik hizmeti almamış her yapı potansiyel mezarımızdır.” İfadelerini kullandı. (Haber-Fotoğraf: Umut IŞIK)





