Mora İsyanı sırasında 1821 yılında yaşanan Tripoliçe Katliamı, aradan geçen 205 yılın ardından yeniden gündeme geldi. Mora bölgesinin idari merkezlerinden Tripoliçe’nin Yunan isyancıların kontrolüne geçmesinin ardından kentte yaşayan çok sayıda Türk, Müslüman Arnavut ve Yahudi hayatını kaybetti.
Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sabri Can Sannav, Eylül 1821’de meydana gelen olayların yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. Sannav, dönemin olaylarının farklı tarihi kaynaklar birlikte değerlendirilerek araştırılmasının önemine işaret etti.
Mora İsyanı’nın Yunanistan’ın bağımsızlığına giden süreçte önemli bir aşama olduğunu belirten Sannav, isyan döneminde Mora ve çevresinde yaşayan Türk ve diğer Müslüman toplulukların ağır kayıplarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
İsyan sırasında yaşanan saldırılar nedeniyle bölgedeki insanların güvenlik amacıyla Tripoliçe başta olmak üzere Benefşe, Anavarin, Gördüs ve Anabolu gibi daha korunaklı yerleşimlere yöneldiğini aktaran Sannav, söz konusu merkezlerin kuşatılmasının bölgedeki insani şartları daha da ağırlaştırdığını belirtti.
Kuşatmaların uzun sürmesiyle birlikte kentlerde gıda ve su sıkıntısının ortaya çıktığını kaydeden Sannav, salgın hastalıkların da can kayıplarını artıran unsurlar arasında bulunduğunu dile getirdi.
Tripoliçe’nin isyancılar tarafından ele geçirilmesinin ardından yaşanan şiddetin en ağır aşamalarından birinin ortaya çıktığını belirten Sannav, kentte bulunan Türk ve Müslüman nüfusun önemli bölümünün öldürüldüğünü söyledi. Yaşanan olaylardan Müslüman Arnavutların yanı sıra kentteki Yahudi toplumunun da büyük ölçüde etkilendiğini ifade etti.
Sannav, özellikle Tripoliçe’de yaşayan Yahudilerin katliam sırasında ciddi kayıplar verdiğine dikkat çekti.
Tripoliçe’de yaşananlara ilişkin bilgilerin yalnızca Osmanlı arşivleriyle sınırlı olmadığını belirten Sannav, döneme ilişkin Avrupa kaynaklarında, bölgeyi ziyaret eden seyyahların aktarımlarında ve Yunan kaynaklarında da olaylara dair anlatımlar bulunduğunu söyledi.
Tarihi hadiselerin farklı kaynakların karşılaştırılması ve bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesinin önemini vurgulayan Sannav, geçmişte yaşanan acıların günümüzde yeni ayrışmalara zemin oluşturmak amacıyla değil, tarihi gerçekleri anlamak ve ortak bir insanlık perspektifi geliştirmek için ele alınması gerektiğini ifade etti.
Balkan Araştırma Enstitüsü olarak bu alandaki akademik çalışmaların sürdürüleceğini belirten Sannav, Mora İsyanı sırasında hayatını kaybedenleri de rahmetle andı.(Haber: Hasan Yiğit KONAKLILAR)





