Verilen teklifi sefalet teklifi olarak nitelendiren KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 9 bin 500 TL’yi bulduğu, yaşanan gerçek hayat pahalılığının yüzde 40’ı aştığı koşullarda aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye yapılan bu teklifin adı Sefalet, Yoksulluk, Güvencesizlik Teklifidir.” İfadelerini kullandı.
KESK, 2 Ağustos’ta başlayan yaklaşık 4,2 milyon kamu emekçisi, 2,2 milyon emeklisinin aylıklarına 2022 ve 2023’te yapılacak zam oranlarının belirleneceği 6’ncı Dönem Toplu İş Sözleşme (TİS) görüşmelerinde yapılan zam teklifinin revize edilmesi için Edirne ve Batman’dan Ankara’ya doğru yola çıktı. Yürüyüş öncesi Edirne Saraçlar Caddesi’nde bulunan PTT önünde basın açıklaması yapan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, TİS görüşmelerinde yapılan teklifin revize edilmesi gerektiğini vurguladı.
84 milyonluk Türkiye nüfusunun 16 milyonuna açlık sınırının altında bir yaşam düştüğünü ifade eden Bozgeyik, “ Yıllardır çocukların bile inanmadığı TÜİK enflasyonuna bağlanmış düşük maaşlar, sefalet ücretleri düştü. Çalışanların neredeyse yarsının asgari ücrete mahkum edildiği, ucuz emek cennetine çevrilmiş bir ülke düştü. Sofrasındaki ekmeği küçülen, güvencesiz, angarya çalışmaya mahkum edilen hep bizler olduk. Karın tokluğuna, düşük maaşlarla, sefalet ücretleri çalıştırılan hep bizler olduk. Büyüdüğünü söyledikleri Türkiye’den bizim payımıza; Her yıl daha adaletsiz hale getirilen vergiler, kuru ekmek bütçeleri Güvencesiz hale getirilen bir çalışma yaşamı düştü. Dünyanın kıskandığını iddia ettikleri Türkiye’de: 84 milyonluk nüfusun 16 milyonuna Açlık Sınırı Altında, 50 milyonuna Yoksulluk Sınırı Altında bir yaşam düştü.” Dedi.
“BİZİM MAAŞ-ÜCRET ARTIŞLARIMIZDA ÇAY SİMİT HESABI YAPILDI”
İşçilerden kesilen peşin vergilerin yapılandırma ve af olarak patronlara aktarıldığını ifade eden Bozgeyik, “Yıllardır hem “büyüme rekorları kırıyoruz, dünya bizi kıskanıyor” dediler. Hem de bu ülkenin üretenleri olarak bizler ne zaman hakkımızı istesek, “Aynı gemideyiz, sizin istediklerinizi verirsek gemi batar ” dediler. Oysa bizim maaşlarımızdan-ücretlerimizden peşin peşin kesilen milyarca vergi; teşvik, yapılandırma ve af olarak sermayeye, patronlara aktarıldı. Yine bizim cebimizden alınanlar köprü, otoyol, hava limanı ve şehir hastanelerinin müteahhitlerine araç, yolcu, hasta garantisi olarak akıtıldı. Bizim maaş-ücret artışlarımızda çay simit hesabı yapıldı. Ama birilerine 3 maaş, 4 maaş verilmesinde hiçbir sakınca görülmedi.” Şeklinde konuştu.
“PANDEMİ DE KAYIPLARIMIZ KATLANARAK ARTTI”
Salgın süreciyle birlikte kamu emekçilerinin kayıplarının katlanarak arttığını belirten Bozgeyik, “Pandemi süreci ile birlikte kayıplarımız katlanarak artmıştır. Son iki yılda kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan artış %29,85 ‘te kalmıştır.
Buna karşın: İğneden ipliğe zam yağmuru devam etmiştir. Son iki yılda elektrikten doğalgaza, süt ürünlerinden sıvı yağa, meyve- sebzeden bakliyat ürünlerine kadar temel tüketim maddelerinin fiyatlarında yaşanan artış %70'i aşmıştır. Son iki yılda hem açlık hem de yoksulluk sınırı %38,6 artmıştır. En düşük maaş ile alınan dolar son iki yılda 84 dolar azalmıştır. Yine en düşük maaş ile alınan çeyrek altın sayısı 2,5 adet azalmıştır.” Diye konuştu.
“GÜVENCESİZLİK TEKLİFİDİR”
Bozgeyik, Yapılan teklifin Toplu Sözleşme Teklifi değil güvencesizlik teklifi olduğunu ifade etti. Bozgeyik, “ Buradan tekrar altını çiziyoruz. Yaşadığımız kayıpları görmeyen, sadece hedeflenen resmi enflasyon rakamlarına indirgenen bu teklifin adı “Toplu Sözleşme Teklifi” değildir. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 9 bin 500 TL’yi bulduğu, yaşanan gerçek hayat pahalılığının %40’ı aştığı koşullarda aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye yapılan bu teklifin adı Sefalet, Yoksulluk, Güvencesizlik Teklifidir. Dolayısıyla hiç kimsenin bu teklife değer yükleme çabasına girmeye, “maaş artışlarının üzerine bir, iki puan ilave edilirse çözülür” yaklaşımı sergilemeye, kamu emekçilerinden gizli kapalı kapılar ardında pazarlıklar yürütmeye, kamu emekçilerinin temel hiçbir sorununu çözmeyen teklifleri kabul etmeye hakkı yoktur.” Açıklamasında bulundu.
“ASGARİ ÜCRETİN VERGİ DIŞI BIRAKILMASINI İSTİYORUZ”
TİS teklifinde taleplerini ileten KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, “Pandemi sürecinde daha fazla derinleşen kriz sonucunda gıda, barınma, su, ısınma gibi en temel giderlerini karşılamakta zorlanan tüm yurttaşlara Temel Gelir Güvencesi verilmesini istiyoruz. Her felaketten sonra vatandaşlarına IBAN veren değil, zor durumdaki vatandaşlarına yardım için IBAN isteyen bir ülkede yaşamak istiyoruz. Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını istiyoruz. Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti istiyoruz. Dar gelirli milyonlarca vatandaşımızın sağlık ve eğitim başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerine parasız ulaşmasının sağlanmasını istiyoruz. Ülkenin kanayan yarası haline gelen kadın cinayetlerinin, çocuk istismarının önüne geçilmesini istiyoruz. Bunun için İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı fesih kararından vazgeçilmesini,190 sayılı ILO Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin onaylanmasını istiyoruz. İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret istiyoruz. Hiçbir Kamu Emekçisi Hanesi Yoksulluk Sınırı Altında Kalmasın diyoruz. Vergide adalet istiyoruz. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmasını istiyoruz. Otomotiv sektöründe bile ÖTV indirimi yapılırken bordoluların maaşlarından-ücretlerinden peşin peşin kesilen gelir vergisinin her yıl daha fazla artırılmasına artık yeter diyoruz. Maaşımızın cebimize girmeden buharlaşmasına neden olan Gelir Vergisi adaletsizliğine son verilmesini istiyoruz.” İfadelerini kullandı.
Edirne ve Batman’dan başlayan yürüyüş 20 Ağustos’ta Ankara’da yapılacak açıklamayla son bulacak. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)
KESK, 2 Ağustos’ta başlayan yaklaşık 4,2 milyon kamu emekçisi, 2,2 milyon emeklisinin aylıklarına 2022 ve 2023’te yapılacak zam oranlarının belirleneceği 6’ncı Dönem Toplu İş Sözleşme (TİS) görüşmelerinde yapılan zam teklifinin revize edilmesi için Edirne ve Batman’dan Ankara’ya doğru yola çıktı. Yürüyüş öncesi Edirne Saraçlar Caddesi’nde bulunan PTT önünde basın açıklaması yapan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, TİS görüşmelerinde yapılan teklifin revize edilmesi gerektiğini vurguladı.
84 milyonluk Türkiye nüfusunun 16 milyonuna açlık sınırının altında bir yaşam düştüğünü ifade eden Bozgeyik, “ Yıllardır çocukların bile inanmadığı TÜİK enflasyonuna bağlanmış düşük maaşlar, sefalet ücretleri düştü. Çalışanların neredeyse yarsının asgari ücrete mahkum edildiği, ucuz emek cennetine çevrilmiş bir ülke düştü. Sofrasındaki ekmeği küçülen, güvencesiz, angarya çalışmaya mahkum edilen hep bizler olduk. Karın tokluğuna, düşük maaşlarla, sefalet ücretleri çalıştırılan hep bizler olduk. Büyüdüğünü söyledikleri Türkiye’den bizim payımıza; Her yıl daha adaletsiz hale getirilen vergiler, kuru ekmek bütçeleri Güvencesiz hale getirilen bir çalışma yaşamı düştü. Dünyanın kıskandığını iddia ettikleri Türkiye’de: 84 milyonluk nüfusun 16 milyonuna Açlık Sınırı Altında, 50 milyonuna Yoksulluk Sınırı Altında bir yaşam düştü.” Dedi.
“BİZİM MAAŞ-ÜCRET ARTIŞLARIMIZDA ÇAY SİMİT HESABI YAPILDI”
İşçilerden kesilen peşin vergilerin yapılandırma ve af olarak patronlara aktarıldığını ifade eden Bozgeyik, “Yıllardır hem “büyüme rekorları kırıyoruz, dünya bizi kıskanıyor” dediler. Hem de bu ülkenin üretenleri olarak bizler ne zaman hakkımızı istesek, “Aynı gemideyiz, sizin istediklerinizi verirsek gemi batar ” dediler. Oysa bizim maaşlarımızdan-ücretlerimizden peşin peşin kesilen milyarca vergi; teşvik, yapılandırma ve af olarak sermayeye, patronlara aktarıldı. Yine bizim cebimizden alınanlar köprü, otoyol, hava limanı ve şehir hastanelerinin müteahhitlerine araç, yolcu, hasta garantisi olarak akıtıldı. Bizim maaş-ücret artışlarımızda çay simit hesabı yapıldı. Ama birilerine 3 maaş, 4 maaş verilmesinde hiçbir sakınca görülmedi.” Şeklinde konuştu.
“PANDEMİ DE KAYIPLARIMIZ KATLANARAK ARTTI”
Salgın süreciyle birlikte kamu emekçilerinin kayıplarının katlanarak arttığını belirten Bozgeyik, “Pandemi süreci ile birlikte kayıplarımız katlanarak artmıştır. Son iki yılda kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan artış %29,85 ‘te kalmıştır.
Buna karşın: İğneden ipliğe zam yağmuru devam etmiştir. Son iki yılda elektrikten doğalgaza, süt ürünlerinden sıvı yağa, meyve- sebzeden bakliyat ürünlerine kadar temel tüketim maddelerinin fiyatlarında yaşanan artış %70'i aşmıştır. Son iki yılda hem açlık hem de yoksulluk sınırı %38,6 artmıştır. En düşük maaş ile alınan dolar son iki yılda 84 dolar azalmıştır. Yine en düşük maaş ile alınan çeyrek altın sayısı 2,5 adet azalmıştır.” Diye konuştu.
“GÜVENCESİZLİK TEKLİFİDİR”
Bozgeyik, Yapılan teklifin Toplu Sözleşme Teklifi değil güvencesizlik teklifi olduğunu ifade etti. Bozgeyik, “ Buradan tekrar altını çiziyoruz. Yaşadığımız kayıpları görmeyen, sadece hedeflenen resmi enflasyon rakamlarına indirgenen bu teklifin adı “Toplu Sözleşme Teklifi” değildir. Açlık sınırının 3 bin, yoksulluk sınırının 9 bin 500 TL’yi bulduğu, yaşanan gerçek hayat pahalılığının %40’ı aştığı koşullarda aileleri ile birlikte 20 milyonluk devasa bir kitleye yapılan bu teklifin adı Sefalet, Yoksulluk, Güvencesizlik Teklifidir. Dolayısıyla hiç kimsenin bu teklife değer yükleme çabasına girmeye, “maaş artışlarının üzerine bir, iki puan ilave edilirse çözülür” yaklaşımı sergilemeye, kamu emekçilerinden gizli kapalı kapılar ardında pazarlıklar yürütmeye, kamu emekçilerinin temel hiçbir sorununu çözmeyen teklifleri kabul etmeye hakkı yoktur.” Açıklamasında bulundu.
“ASGARİ ÜCRETİN VERGİ DIŞI BIRAKILMASINI İSTİYORUZ”
TİS teklifinde taleplerini ileten KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, “Pandemi sürecinde daha fazla derinleşen kriz sonucunda gıda, barınma, su, ısınma gibi en temel giderlerini karşılamakta zorlanan tüm yurttaşlara Temel Gelir Güvencesi verilmesini istiyoruz. Her felaketten sonra vatandaşlarına IBAN veren değil, zor durumdaki vatandaşlarına yardım için IBAN isteyen bir ülkede yaşamak istiyoruz. Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını istiyoruz. Halktan Yana Bir Kamu Hizmeti istiyoruz. Dar gelirli milyonlarca vatandaşımızın sağlık ve eğitim başta olmak üzere tüm kamu hizmetlerine parasız ulaşmasının sağlanmasını istiyoruz. Ülkenin kanayan yarası haline gelen kadın cinayetlerinin, çocuk istismarının önüne geçilmesini istiyoruz. Bunun için İstanbul Sözleşmesi’nin tek taraflı fesih kararından vazgeçilmesini,190 sayılı ILO Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin onaylanmasını istiyoruz. İnsanca Yaşamaya Yetecek Bir Ücret istiyoruz. Hiçbir Kamu Emekçisi Hanesi Yoksulluk Sınırı Altında Kalmasın diyoruz. Vergide adalet istiyoruz. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmasını istiyoruz. Otomotiv sektöründe bile ÖTV indirimi yapılırken bordoluların maaşlarından-ücretlerinden peşin peşin kesilen gelir vergisinin her yıl daha fazla artırılmasına artık yeter diyoruz. Maaşımızın cebimize girmeden buharlaşmasına neden olan Gelir Vergisi adaletsizliğine son verilmesini istiyoruz.” İfadelerini kullandı.
Edirne ve Batman’dan başlayan yürüyüş 20 Ağustos’ta Ankara’da yapılacak açıklamayla son bulacak. (Haber-Fotoğraf: Ali KARAMAN)





