Artan girdi maliyetleri karşısında çiftçilerin köyleri terk ettiğini ifade eden İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, bazı köylerde köylülerin tarla sahipliliği oranının yüzde 30’lara kadar düştüğüne dikkat çekti.
Tarlaların yabancılara satıldığını öne süren Milletvekili Akalın, “ Yüzde 70’ini yabancı aldı. Daha da kimin aldığını bilmiyoruz. İşte bu yanlış politikalar yüzünden tarım anlaşmaları oldu ama bunun ötesinde biz kendi yerli üreticimizi düşünmek zorundayız. Benim küçük çiftçim neden 5 liraya sattı buğdayını? Maliyet hesabı yaptı. Bunu devlet yaptı. Hükümet yaptı daha doğrusu. 7 buçuk lira dedi. 5 liradan sattı çiftçimiz. Yazık günah değil mi? Bu çiftçinin yaşaması mümkün mü?” dedi.
Tahıl Koridoru anlaşmasının sona ermesi ile ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, üreticinin artan girdi maliyetleri karşısında zor durumda kaldığını söyledi. Edirne’deki köylerin boşaldığını ifade eden Akalın, “Şimdi iyi oldu ama bir kere şunu söylememizde fayda var. Buğdayda bir taban fiyat belirlendi biliyorsunuz ama ofis maalesef alamadı. Ne oldu bunun sonucunda? Küçük çiftçimiz borsada taban fiyatın çok altında vermek zorunda kaldı. 4 buçuk liradan 5 liradan buğdayını verdi. Peki bundan kim rant sağladı? Tabi ki büyük çiftçiler, borcu olmayan, çiftçiler, deposu olan çiftçiler deposunda malını tuttu ve ya uzun tarihli randevuyu aldı ve bekledi. Ama küçük çiftçinin borcu var satmak zorunda kaldı ve maliyetinin altında sattı. Bütün mesele bu. Bunun sonucunda ne olacak. Her zaman söylediğimiz gibi bölgedeki köylerimiz boşalıyor. Niye boşalıyor? 7 liraya buğdayı mal ederseniz 5 liradan satarsanız o köylümüzü, çiftçimizi burada tutabilir miyiz? Tutamayız. Küçük çiftçimiz kaçıyor. Sonra ne oluyor? Birileri geliyor köylerimizin arazilerini satın alıyor. Kimin aldığını da bilmiyoruz. Bakın iki hafta önce bir soru önergesi verdik mecliste. Dedik ki Edirne ili ve bütün ilçelerindeki arazilerin merkezlerdeki, yerleşim yerlerinin kimlere satıldığını, özellikle kimlerin aldığını sorduk. Hala sorularımıza cevap bekliyoruz. Bazı köylerimizde köylülerin tarla sahipliği oranı yüzde 30’lara düşmüş. Yüzde 70’ini yabancı aldı. Daha da kimin aldığını bilmiyoruz. İşte bu yanlış politikalar yüzünden tarım anlaşmaları oldu ama bunun ötesinde biz kendi yerli üreticimizi düşünmek zorundayız. Benim küçük çiftçim neden 5 liraya sattı buğdayını? Maliyet hesabı yaptı. Bunu devlet yaptı. Hükümet yaptı daha doğrusu. 7 buçuk lira dedi. 5 liradan sattı çiftçimiz. Yazık günah değil mi? Bu çiftçinin yaşaması mümkün mü? Yaşayamıyor ve arazisini satıyor, buradan gidiyor. Ondan sonra biz burada araştırıyoruz. Bizim arazimizi kim aldı? Bu hükümetin politikaları neticesinde oluşan bir durum. Yani tamamen ithalatçıya endekslenmiş bir tarım politikasıdır. Gümrük vergilerini indiriyorsunuz. İsteyen istediği kadar buğdayını, ayçiçeğini getiriyor. O iş bittikten sonra diyorsunuz ‘biz gümrük vergilerini arttırdık’ zaten getiren getirdi. Bu saatten sonra arttırsan ne olur arttırmasan ne olur. İşte tahıl koridoru olsa ne olur olmasa ne olur. Önemli olan bizim çiftçimizin durumu. Bizim çiftçimizin durumu bu. Özellikle küçük çiftçimiz yok olma durumunda. Yok oldu. 7 liraya mal ediyor 5 liraya satıyor. Maalesef durum budur.” Şeklinde konuştu. (Haber: Ali KARAMAN)




