Trakya Üniversitesi (TÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç, Roma döneminden günümüze kadar gelerek Kaleiçi semtini çevreleyen surların koruma altına alınması gerektiğini ifade etti. Beksaç, "Bu surlar Edirne’nin tarihsel kimliğinde çok önemli ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Edirne surlarının erken dönemde 20. Yüzyıl başında pek çok yere satıldığını da şu anda bilmekteyiz. Ama Edirne’nin şu anda kalan surlarında ciddi bir biçimde korunması gerekiyor. ” Dedi.
TÜ Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof Dr. Beksaç, Bizans devrinde de bu surlar tahkim edildiği ve elden geçtiğini ifade ederek, Kaleiçi semtinin de adını bu kaleden aldığını söyledi. Kaleiçi'nin sedde bölgesinde kalan alanın Edirne’nin ilk kurulduğu dönemden kalan surları ayakta kalan nadir bir bölge olduğunu belirten Beksaç, "Yapılan çalışmaların birkaç tanesinde Edirne’de bulunan bazı surların yerlerini tespit edebilmek mümkün oldu. Bunlardan bir tanesi burası, burası halk arasında en az bilinen yerlerden birisidir. Edirne’deki şekillenme ve tahkikatların bir parçasıdır. İki tane de kazıyla çıkmış olan parça var bunlardan bir tanesi de burada bulunan duvar parçaları diğeri de Makedonya’da kulenin yanında olan duvarlar. Bizans devrinde de bu surlar tahkim edilmiş ve elden geçmiştir. Ve bilindiği gibi Kaleiçi adını bu kaleden almaktadır. Osmanlı fethinden sonra şehrin anlaşmayla verilmesi nedeniyle burada yaşayan gayrimüslimlere oturma izni ve ayrıcalıklar verildiği için İslam kesim surun dışına taşmış. Ve şu anda bulunduğumuz bölgeye de yerleşmeler olmuştur. Surun dışında olan bir bölgedir ve karanfiloğlu olarak bildiğimiz kesimlerin başka mahallelere yayıldığını biliyoruz. Ve şu an Sabuni Mahallesi olarak bildiğimiz kesime de iskanın kaydığını biliyoruz. Edirne’nin ilk kurulduğu aşamadaki alanı da Kaleiçi bölgesinde kendi adını taşıyan şehrin merkezini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu surlar Edirne’nin tarihsel kimliğinde çok önemli bir yere sahiptir. Ve özenle korunması gerekir. Ama maalesef bu surların bir çoğunluğu kazılar yapıldıktan sonra kendi haline terk edildi.
"EDIRNE’NIN SURLARININ YIKILARAK SATILDIĞINI DA BILMEKTEYIZ"
Beksaç, "Pek çok yerde de bu duvarların taşları bile çürümeye başladı. Bilindiği gibi Edirne kışları çok soğuk ve sert yazları ise sıcak geçer bir kent. Özellikle bu taşların oluşumunu baya kötü etkiler. Taşların korunmaya alınması gerekiyor. Ve çok enteresan bir düşünce, Osmanlının son dönemlerinde Edirne’nin surlarının yıkılarak satıldığını da bilmekteyiz. Kazı araştırmaları esnasında Tahal köyünde ilginç taşlara rastlandı. Bu köylere sorduğumuzda öğrendiğimiz Tahal’dan gelen insanların Edirne’den taş aldıklarını ve Tahal’a götürerek cami ve okulun yapımında temel taş olarak kullanıldığını öğrendik. Ve bu Edirne surlarının erken dönemde 20. Yüzyıl başında pek çok yere satıldığını da şu anda bilmekteyiz. Ama Edirne’nin şu anda kalan surlarında ciddi bir biçimde korunması gerekiyor." ifadeelrini kullandı.
"PROF. ARKADAŞIM EDİRNE'NİN İNGİLTERE'DEKİ YORK ŞEHRİNE BENZEDİĞİNİ SÖYLEDİ"
Beksaç, "Yıllar önce ingiltereden gelen bir profesör arkadaşıma Edirne’yi gezdirdiğim zaman Edirne’nin İngiltere’nin York şehrine benzediğini söyledi. Özellikle bu surların itinayla korunmasının bir kültür mirasına hizmet ve dünya mirasına hizmet olacağını ifade etmişti. Buradan da sahip çıkılması gereken surlarının bu küçük parçalarının bile korunması büyük bir hizmettir." Diye konuştu. (Haber: Hasan Boyacıoğlu)




