Haber: Birol Çakan
Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı ve AK Parti Edirne İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Suiçmez, “Süt fiyatlarının belirlenmesi, ya 6 ayda bir ya da yılda 1 defa Ulusal Süt Konseyi’nin açıklamasına göre oluyor. Burada tabi makasın ciddi anlamda açıldığını söyleyebiliriz. Bunun geçerliliği 1,5 olmalı. Yani bizim 1 litre süt ile 1,5 kilogram yem almamız gerekir. Ancak şu anda 1 litre süte, bir kilogram yem gibi bir durum var.”dedi
Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı ve AK Parti Edirne İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Suiçmez, dünya genelinde süt ve süt ürünlerinde düşüş olduğunu belirterek “TÜİK verileri açıklanmadan önce Dünya Gıda Örgütü’nün de bir açıklaması oldu. Dünya genelinde de özellikle süt ve süt ürünlerinde bir düşüş olduğu belirtilmiş. Türkiye’de de bu bir gerçek. Geçtiğimiz yıla oranla süt üretiminde bir düşüş var. Tabi bunun çeşitli sebepleri var. Birincisi, artan yem fiyatlarıyla ilgili süt paritrelerinin çok dengeli gitmemesi. Özellikle son zamanlarda yem sanayicileri kontrol altına alınamıyor. İstedikleri gibi zam yapıyorlar. Ancak süt fiyatlarının belirlenmesi; ya 6 ayda bir ya da yılda 1 defa Ulusal Süt Konseyi’nin açıklamasına göre oluyor. Burada tabii makasın ciddi anlamda açıldığını söyleyebiliriz. Bunun geçerliliği 1,5 olmalı. Yani bizim 1 litre süt ile 1,5 kilogram yem almamız gerekir. Ancak şu anda 1 litre süte, bir kilogram yem gibi bir durum var. Hatta bazı yem ürünlerinde bir kilogramın bile altına düşebiliyor. Yem hammaddesinde yüzde 75 civarında dışa bağımlıyız. Burada durum tekrar değerlendirilmeli” dedi
“BUNU BAŞARMAMIZ GEREKİYOR”
Aile işletmelerinin çok az olduğuna dikkat çeken Suiçmez,” Sayın Bakanımızın talimatıyla Bakanlık da bu konu üzerinde bir AR-GE çalışması yapıyor. Burada hedef kitlenin aile işletmeleri olması gerekiyor. Trakya’ya baktığımızda aile işletmelerinin hayvansal ortalaması 5 civarında. Çok düşük bir ortalama. Bu ortalama en az 20 baş hayvana ulaşmalı. Tabi bunun bir anda gerçekleşmesi çok kolay değil ama bunu başarmamız gerekiyor. Aile işletmelerine farklı bir destekleme ve teşvik modeli geliştirilebilir. Bakanlığın bu yönde çalışmalarının olduğunu da duyuyoruz” şeklinde konuştu.
“82 MİLYONA GIDA ÜRETİLMESİ GEREKİYOR”
Aynı sürecin devam etmesi durumunda uzun vadede, üretimdeki düşüş devam edeceğini dile getiren Suiçmez sözlerini şöyle tamamladı: “Dolayısıyla sorunlar daha da büyüyecektir. 82 milyona gıda üretilmesi gerekiyor. Üretmek zorundayız. Bütün stratejilerimizi gelecekle ilgili bu yönde yapmamız lazım. Alacağımız yer kalmıyor çünkü yurtdışında da üretim düşüyor. Bu konunun tüm detaylarıyla masaya yatırılması gerekiyor. Gıda alanı, siyaset yapılacak bir alan değil. Kötüyse kötüyü söyleriz ama sadece karalamak anlamında da konuşmamak gerekiyor. Çözüm önerileri geliştirmek lazım. Bu ülke hepimizin. Gerektiğinde herkes taşın altına elini koymalı. Yem sanayicilerine de seslenmek istiyorum. 700 civarında Türkiye’de yem fabrikası var. Bu şartlar devam ederse hayvancılıktaki üretimin her geçen yıl azaldığını öngörelim. Kime satacaklar yemi? 10 yıl sonra kedi-köpek maması mı satacaklar? Mutlaka kar etmeleri gerekiyor ama makul sınırlar içinde olsun. Yemi sattığı kişileri de düşünmek zorunda. Çünkü biz bir bütünün parçasıyız. Parçalardan bir tanesi gittiğinde, bütünlük kalkar ortadan.”dedi
Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı ve AK Parti Edirne İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Suiçmez, “Süt fiyatlarının belirlenmesi, ya 6 ayda bir ya da yılda 1 defa Ulusal Süt Konseyi’nin açıklamasına göre oluyor. Burada tabi makasın ciddi anlamda açıldığını söyleyebiliriz. Bunun geçerliliği 1,5 olmalı. Yani bizim 1 litre süt ile 1,5 kilogram yem almamız gerekir. Ancak şu anda 1 litre süte, bir kilogram yem gibi bir durum var.”dedi
Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği (SÜTÜB) Başkanı ve AK Parti Edirne İl Genel Meclisi Üyesi Mustafa Suiçmez, dünya genelinde süt ve süt ürünlerinde düşüş olduğunu belirterek “TÜİK verileri açıklanmadan önce Dünya Gıda Örgütü’nün de bir açıklaması oldu. Dünya genelinde de özellikle süt ve süt ürünlerinde bir düşüş olduğu belirtilmiş. Türkiye’de de bu bir gerçek. Geçtiğimiz yıla oranla süt üretiminde bir düşüş var. Tabi bunun çeşitli sebepleri var. Birincisi, artan yem fiyatlarıyla ilgili süt paritrelerinin çok dengeli gitmemesi. Özellikle son zamanlarda yem sanayicileri kontrol altına alınamıyor. İstedikleri gibi zam yapıyorlar. Ancak süt fiyatlarının belirlenmesi; ya 6 ayda bir ya da yılda 1 defa Ulusal Süt Konseyi’nin açıklamasına göre oluyor. Burada tabii makasın ciddi anlamda açıldığını söyleyebiliriz. Bunun geçerliliği 1,5 olmalı. Yani bizim 1 litre süt ile 1,5 kilogram yem almamız gerekir. Ancak şu anda 1 litre süte, bir kilogram yem gibi bir durum var. Hatta bazı yem ürünlerinde bir kilogramın bile altına düşebiliyor. Yem hammaddesinde yüzde 75 civarında dışa bağımlıyız. Burada durum tekrar değerlendirilmeli” dedi
“BUNU BAŞARMAMIZ GEREKİYOR”
Aile işletmelerinin çok az olduğuna dikkat çeken Suiçmez,” Sayın Bakanımızın talimatıyla Bakanlık da bu konu üzerinde bir AR-GE çalışması yapıyor. Burada hedef kitlenin aile işletmeleri olması gerekiyor. Trakya’ya baktığımızda aile işletmelerinin hayvansal ortalaması 5 civarında. Çok düşük bir ortalama. Bu ortalama en az 20 baş hayvana ulaşmalı. Tabi bunun bir anda gerçekleşmesi çok kolay değil ama bunu başarmamız gerekiyor. Aile işletmelerine farklı bir destekleme ve teşvik modeli geliştirilebilir. Bakanlığın bu yönde çalışmalarının olduğunu da duyuyoruz” şeklinde konuştu.
“82 MİLYONA GIDA ÜRETİLMESİ GEREKİYOR”
Aynı sürecin devam etmesi durumunda uzun vadede, üretimdeki düşüş devam edeceğini dile getiren Suiçmez sözlerini şöyle tamamladı: “Dolayısıyla sorunlar daha da büyüyecektir. 82 milyona gıda üretilmesi gerekiyor. Üretmek zorundayız. Bütün stratejilerimizi gelecekle ilgili bu yönde yapmamız lazım. Alacağımız yer kalmıyor çünkü yurtdışında da üretim düşüyor. Bu konunun tüm detaylarıyla masaya yatırılması gerekiyor. Gıda alanı, siyaset yapılacak bir alan değil. Kötüyse kötüyü söyleriz ama sadece karalamak anlamında da konuşmamak gerekiyor. Çözüm önerileri geliştirmek lazım. Bu ülke hepimizin. Gerektiğinde herkes taşın altına elini koymalı. Yem sanayicilerine de seslenmek istiyorum. 700 civarında Türkiye’de yem fabrikası var. Bu şartlar devam ederse hayvancılıktaki üretimin her geçen yıl azaldığını öngörelim. Kime satacaklar yemi? 10 yıl sonra kedi-köpek maması mı satacaklar? Mutlaka kar etmeleri gerekiyor ama makul sınırlar içinde olsun. Yemi sattığı kişileri de düşünmek zorunda. Çünkü biz bir bütünün parçasıyız. Parçalardan bir tanesi gittiğinde, bütünlük kalkar ortadan.”dedi





