Nöroloji Uzmanı Dr. İlkay Uzunca, halk arasında “gece yanığı” olarak da bilinen zona hastalığının basit bir cilt sorunu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Çoğunlukla vücudun bir tarafında, belirli bir sinir hattı boyunca ortaya çıkan ağrılı ve içi sıvı dolu kabarcıklarla kendini gösteren hastalığın, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebildiğini söyledi.
Zona hastalığının özellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı dönemlerde veya yoğun stres altında ortaya çıktığını ifade eden Uzman Dr. Uzunca, birçok kişinin hastalığı yalnızca ciltte oluşan döküntülerle tanımladığını ancak asıl sorunun virüsün sinir köklerine yerleşmesi olduğunu vurguladı.
Uzunca, çocukluk döneminde geçirilen suçiçeği virüsünün yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle zonanın ortaya çıktığını belirterek, “Genellikle tek taraflı ve kuşak şeklinde yayılan döküntüler, şiddetli yanma ve batma hissiyle birlikte görülür. Bağışıklığın düştüğü dönemlerde virüs yeniden aktifleşerek hastalığın belirtilerini başlatır. Bu nedenle erken teşhis ve antiviral tedavi oldukça Zona hastalarında en sık görülen şikâyetin yoğun ağrı olduğunu dile getiren Uzman Dr. Uzunca, bu ağrının sıradan bir ağrıdan çok farklı olduğunu söyledi. Sinirlerin etkilenmesi nedeniyle hastaların yanma, batma ve elektrik çarpması hissine benzer ağrılar yaşadığını belirten Uzunca, bazı hastaların kıyafet temasına bile dayanamadığını ve geceleri uyumakta zorlandığını ifade etti.
Hastalığın çoğunlukla gövde bölgesinde görüldüğünü söyleyen Uzunca, yüz ve göz çevresinde ortaya çıkması durumunda ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Zona, göz çevresindeki sinirleri etkileyerek görme problemlerine, işitme ve denge kayıplarına hatta nadiren vücuda yayılan enfeksiyonlara
Uzman Dr. Uzunca, zona hastalığında en önemli sorunlardan birinin döküntüler iyileştikten sonra ağrıların devam edebilmesi olduğunu söyledi. Tıpta “postherpetik nevralji” olarak bilinen bu durumun özellikle ileri yaşlardaki hastalarda aylar hatta yıllar boyunca sürebildiğini belirtti.
“Bazı hastalarda cilt tamamen iyileşmesine rağmen ağrı devam eder. Bunun nedeni sinir hücrelerinde oluşan ağrı hafızasıdır. Sinir sistemi bu ağrıyı kaydeder ve hasta uzun süre bu ağrıyla yaşayabilir. Bu durum yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler”
Zona tedavisinde antiviral ilaçlar ve ağrı kesicilerin yanı sıra nöral terapinin de kullanılabildiğini belirten Uzman Dr. Uzunca, özellikle kronikleşmiş ağrılarda bu yöntemin etkili sonuçlar verebildiğini söyledi.
Nöral terapinin, lokal anestezik maddelerin belirli noktalara uygulanmasıyla sinir sisteminin yeniden düzenlenmesini amaçlayan bir yöntem olduğunu aktaran Uzunca, “Bu uygulamayla sinir hücrelerindeki ağrı hafızasını sıfırlamayı hedefliyoruz. Tedavi sonrasında hastaların ağrılarında belirgin azalma ya da tamamen geçme görülebiliyor” ifadelerini kullandı.
Zona hastalığının ortaya çıkmasında bağışıklık sisteminin zayıflaması ve yoğun stresin büyük rol oynadığını dile getiren Uzman Dr. Uzunca, uykusuzluk, kronik hastalıklar ve ileri yaşın da risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi.
Uzunca, “Çocuklukta geçirilen suçiçeği virüsü vücutta yıllarca uyku halinde kalabilir. Bağışıklık sistemi zayıfladığında ise yeniden aktif hale gelerek zona hastalığına neden olabilir. Bu nedenle stres yönetimi ve güçlü bir bağışıklık sistemi korunmada büyük önem taşır” dedi.
Yanma, batma ve tek taraflı ağrı gibi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini belirten Uzman Dr. Uzunca, erken tedavinin hem döküntü süresini kısalttığını hem de kalıcı ağrı riskini azalttığını söyledi.
Uzunca, zonanın yalnızca geçici bir cilt hastalığı olmadığını, sinir sistemini etkileyen ciddi bir enfeksiyon olduğunu belirterek doğru ve zamanında tedavi ile hem hastalığın hem de sonrasında gelişebilecek ağrıların kontrol altına alınabileceğini ifade etti.(Haber: Hasan Yiğit KONAKLILAR)





