Haber- Fotoğraf: Hatice ÖZSOY
2013 yılından itibaren ülkemizde İl Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce kutlanmaya başlanan 18 Aralık Uluslar arası Göçmenler Günü etkinliği bu yıl Edirne’de kültürel zenginliğin vurgulanması amacıyla ‘Kültürlerin Buluşma Noktası Türkiye’ temalı program ile kutlandı.
Programa Edirne Vali Yardımcısı Yusuf Güler, Edirne Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Karabacak, İl Göç İdaresi Müdürü Musa Aşılıoğlu, Trakya üniversitesi Rektörü Erhan Tabakoğlu, Balkan Türkleri Federasyon Başkanı Erhan Pekkan, Dışişleri Bakanlığı Edirne Temsilcisi Büyükelçi Volkan Türk Vural, Edirne İl Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan, Edirne Baro Başkanı Alper Pınar, Edirne İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Önder Arpacı, İl Kültür Turizm Müdürü Kemal Soytürk ve birçok kurum müdürü ve Türkiye’de okuyan yabancı uyruklu öğrenciler katıldı.
Program Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından ile başladı.
Edirne’de yaşayan yabancı uyruklu vatandaşların farklı kültür ve farklı ülkeden gelen misafirlerin gösterilerinin yer aldığı programda açılış konuşmasını programa ev sahipliği yapan Edirne İl Göç İdaresi Müdür Musa Aşılığıoğlu yaptı.
Aşılıoğlu, düzenledikleri etkinlikte Ensar ve Muhacirin buluşmalarına ev sahipliği yaptıklarını belirterek, 191 ülkeden 5 milyona yakın göçmenin Türkiye’nin topraklarında barındıklarını belirtti.
Aşılıoğlu, 1980’li yıllardan dönemin padişahı Sultan Abdülmecit’in ‘Tacımı veririm, tahtımı veririm, devletime sığınanları asla vermem.’ Sözünün göç konusundaki yönetim anlayışının temsili olduğunu belirterek,
“Biliyorsunuz göç insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Siyasi ve ekonomik sıkıntılar, iç savaşlar, etnik çatışmalar, insan hakları ihlali, can güvenliği korkusu milyonlarca insanın ülkesini terk etmesine ve göç yoluna düşmesine neden olmuştur. Bugün dünyanın 191 ülkesinden 5 milyona yakın insanı topraklarımızda barındıran bir devlet olarak bu konunun anlamını ve önemini en iyi bilenlerdeniz. Biz topraklarımıza gelen sığınmacılara kökeninden, inancından, dininden, renginden, kültüründen önce insan olarak bakıyoruz. Karşınızdakini insan olarak gördüğünüzde emin olun bütün zorluklar bir şekilde aşılmaktadır. Bu zorlu mücadelenin sonunda vardıkları ülkelerde çeşitli sıkıntılarla karşılaşan göçmenler için hayat öyle çokta kolay olmamaktadır. Evlerini gerek savaş, gerekse iyi bir hayat standardı, gerekse iyi bir eğitim için terk etmek zorunda kalan göçmenler şuanda huzur içinde ülkemizde ve şehrimizde yaşamaktadır. Tarihimizde bunun birçok örneğine rastladık. Örneğin 1980’li yıllarda Rusya ve Avusturya Macar ve Leh sığınmacılar için Osmanlı devletine baskı kurmaya başlamıştı. Bu baskı üzerine dönemin padişahı Sultan Abdülmecit kendi yayınladığı deklarasyonda tarihi cümleler söylemiştir. Sultan Abdülmecit, ‘Tacımı veririm tahtımı veririm devletime sığınanları asla vermem.’ Demiştir. Bu tarihi cümleler hala göç konusundaki yönetim anlayışımızın bir temsili konumundadır. Aynı zamanda dünya mazlumlarının sığınacağı en güvenli limanı olarak görülmektedir. Her yıl 18 Aralık gününde anlam yüklenen uluslar arası göçmenler günü bu konuda yaşamları ve sorunları konusunda bir farkındalık oluşturmayı hedeflemiştir. Bu vesileyle göçmen ailelerin ve göçmen öğrenciler bu özel günün kutlar ve huzurlu günler dilerim” dedi.
“SIĞINMACILARIMIZA HİÇBİR ÜLKEDE OLMAYAN STANDARTLARI SAĞLADIK”
Önümüzdeki yüzyılın en büyük probleminin göç olduğunu söyleyen Vali Yardımcısı Yusuf Güler, “Bu bağlamda ülkemize sığınan insanları sosyal, ekonomik ve insan hakları konusunda Dünya’da hiçbir ülkede olmayan standartları sağladık” dedi.
Güler, “Önümüzdeki yüzyılın en büyük problemi göç hareketleri. Şuanda 5 milyon insanı bünyemizde barındırıyoruz. Ancak yapılan araştırmalar 2050 yılında 405 milyonun üzerine çıkacağını gösteriyor. Bizler Türk Milleti olarak ezilen, geri kalan mağdur uluslara her zaman önderlik etmiş asil ve soylu bir tarihe sahibiz. Bu tarihimize baktığımızda kapımıza gelen, bize sığınan insanlara sadece sınırlarımızı değil aynı zamanda kalplerimizi açmışız. Ülkelerin karşılaşabilecekleri en zor olaylardan bir tanesi de göçtür. Bizler milyonları bünyemizde barındırıyoruz. Ötekileştirmiyoruz, dışlamıyoruz bu gerçeği bilerek yaşıyoruz. Ümidimiz ülkelerindeki olumsuzlukların ve savaş halinin sona ererek kendi ülkelerine geri dönmeleri. Bu konuda gerek hükümetimiz, gerekse Cumhurbaşkanlığımızca çalışmalar yürütülüyor. Bu bağlamda ülkemize sığınan insanları sosyal, ekonomik ve insan hakları konusunda Dünya’da hiçbir ülkede olmayan standartları sağladık. Sahip olduğumuz mekanizmalarla bu insanlara misafir gibi davrandık ve kendi ülkelerine göndermek için ciddi çaba ve para harcıyoruz. Bu bağlamda emniyet güçlerimiz, sınır birliklerimiz, il göç idarelerimiz 24 saat esasına göre çok titiz çalışıyorlar. Göç olayında tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, STK’ların ve halkın desteği çok önemli. Mutlaka bazı olumsuzluklar yansıyor. Fakat hep birlikte hareket ederek geçmişteki misafirperverliğimizi bugün de göstereceğiz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.
“DÜNYADA EN FAZLA GÖÇMENE KUCAK AÇMIŞ ÜLKEYİZ”
Dış politikada Türkiye’nin övündüğü konulardan birinin de göç olduğunu söyleyen Dış İşleri Temsilcisi Edirne Büyükelçi Volkan Türk Vural, Dünya’da en fazla göçmene kucak açmış ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.
Vural, “Bizim dış politikada övündüğümüz bir konu var. Biz bugün Dünya’da en fazla göçmene kucak açmış ülkeyiz. Hem nüfus yapımızdan hem milli hâsılamızdan. Biz bugün milli hâsılamızdan dış yardım yapan birinci ülkeyiz. Yani göçün asıl kaynağında çözümü bulmak için yardım eli uzatan insanlarız. Ülkemizde 5 milyonu aşkın göçmen var. Bizim misafirlerimize dostlarımıza bakış açımızı biraz daha düzeltmemiz ve onları ötekileştirmememiz gerekiyor. Çünkü onlar yarın bizim birer parçamız olacaklardır” dedi.
“2023 HEDEFİMİZ 10 BİN ULUSLAR ARASI ÖĞRENCİ”
Son 3 yılda Trakya Üniversitesindeki 700 olan uluslar arası öğrenci sayısını 4 bin 200’e çıkarttıklarını belirten Trakya Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Erhan Tabakoğlu, 2023 yılında bu rakamı 10 bine çıkartmak istediklerini dile getirdi.
Tabakoğlu, “Türk Milleti göçü bilir. Orta Asya’dan Balkanların ortasına kadar Afrika’ya Uzakdoğu’ya kadar göç etmiştir. Dünya Tarihi Kavimler Göçleriyle tekrar-tekrar çizilmiştir. Bugün 5 milyon göçmene ev sahipliği yapıyor Türkiye. Dünyanın ne gelişmiş ülkelerinde böyle bir rakamın yüzde 1-2’sini gönderseniz büyük krizlere sebep olur isyanlar çıkar. Fakat bu millet bu sayıyı kendi bünyesinde barındırabiliyor. Trakya Üniversitesi olarak bizde Uluslar arası öğrenciler olarak önemli bir vizyon gelişmesi sağladık. 3 yıl içersinde bin 700 olan Uluslar arası öğrenci sayımızı 4 bin 200’e çıkarttık. 64 ülkeden uluslararası öğrenci barındırıyoruz üniversitemizde. Öğrencilerimiz buradan gittikten sonra hem Türkiye’ye hem bu bayrağa hem de bu millete olan bağlılıklarını devam ettireceklerini ben biliyorum. 2023 yılında inşallah 10 bin rakamını elde etmeyi düşünüyoruz. Böylece tam bir eğitim üssü olacak üniversitemiz. Bunu getirdiği bereketi de 5 yıl beklide 10 yıl sonra Edirne çok daha iyi hissedecektir.
Edirne Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Erhan Pekkan, kendisinin de göçü yaşayan birisi olduğunu belirterek, “Balkan Türkleri ve göçü yaşayan birisiyim. 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında kitlesel hale dönüşen göçler zirveye çıkmıştır. Bu göçler insanlık tarihinin gördüğü en büyük göçlerden biridir. Anlatılanlara göre Meriç Nehri bu dönemde günlerce her yaştan insan cesedi taşımıştır. Atalarımızın 5 asırdır yaşadıkları evleri ve bir medeniyet dirilttikleri toprakları yok etmek zorun kalmışlardır. Sebeplerinden dolayı göç edemeyen ve bu bölgede kalanlar bölgesinin efendisiyken maalesef köle olmuşlardır. Diğer büyük göçler 1912-1913 yılları arasında yaşanmıştır. Bazı araştırmacılara göre 1878-1913 savaşlarından sonra Balkanlardan ana yurda göç eden kişi sayısı 5 milyondan fazla ve 1 milyona yakın insan ya hastalıktan ya da çeteler tarafından öldürülmüştür. Türk Devleti tüm dönemlerinde evladı Fatihalara sahip çıkmıştır. Büyük Türk Devletinin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Halk Eğitim Müdürlüğü Halk Oyunları Topluluğu gösterisi sergilendikten sonra Edirne İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye Tecrübeleri ve hayalleriyle yabancı olmak isimli film ve Büyüksün Türkiye isimli film gösterisi izletildi. İstiklal Ortaokulu’nda okuyan Türk ve Yabancı öğrencilerden oluşan koro ve solo müzik gurubun sahnesinin ardından Trakya Üniversitesi Balkan Müzik Grubunun gösterisi ile program son buldu.
2013 yılından itibaren ülkemizde İl Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce kutlanmaya başlanan 18 Aralık Uluslar arası Göçmenler Günü etkinliği bu yıl Edirne’de kültürel zenginliğin vurgulanması amacıyla ‘Kültürlerin Buluşma Noktası Türkiye’ temalı program ile kutlandı.
Programa Edirne Vali Yardımcısı Yusuf Güler, Edirne Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Karabacak, İl Göç İdaresi Müdürü Musa Aşılıoğlu, Trakya üniversitesi Rektörü Erhan Tabakoğlu, Balkan Türkleri Federasyon Başkanı Erhan Pekkan, Dışişleri Bakanlığı Edirne Temsilcisi Büyükelçi Volkan Türk Vural, Edirne İl Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan, Edirne Baro Başkanı Alper Pınar, Edirne İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Önder Arpacı, İl Kültür Turizm Müdürü Kemal Soytürk ve birçok kurum müdürü ve Türkiye’de okuyan yabancı uyruklu öğrenciler katıldı.
Program Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından ile başladı.
Edirne’de yaşayan yabancı uyruklu vatandaşların farklı kültür ve farklı ülkeden gelen misafirlerin gösterilerinin yer aldığı programda açılış konuşmasını programa ev sahipliği yapan Edirne İl Göç İdaresi Müdür Musa Aşılığıoğlu yaptı.
Aşılıoğlu, düzenledikleri etkinlikte Ensar ve Muhacirin buluşmalarına ev sahipliği yaptıklarını belirterek, 191 ülkeden 5 milyona yakın göçmenin Türkiye’nin topraklarında barındıklarını belirtti.
Aşılıoğlu, 1980’li yıllardan dönemin padişahı Sultan Abdülmecit’in ‘Tacımı veririm, tahtımı veririm, devletime sığınanları asla vermem.’ Sözünün göç konusundaki yönetim anlayışının temsili olduğunu belirterek,
“Biliyorsunuz göç insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Siyasi ve ekonomik sıkıntılar, iç savaşlar, etnik çatışmalar, insan hakları ihlali, can güvenliği korkusu milyonlarca insanın ülkesini terk etmesine ve göç yoluna düşmesine neden olmuştur. Bugün dünyanın 191 ülkesinden 5 milyona yakın insanı topraklarımızda barındıran bir devlet olarak bu konunun anlamını ve önemini en iyi bilenlerdeniz. Biz topraklarımıza gelen sığınmacılara kökeninden, inancından, dininden, renginden, kültüründen önce insan olarak bakıyoruz. Karşınızdakini insan olarak gördüğünüzde emin olun bütün zorluklar bir şekilde aşılmaktadır. Bu zorlu mücadelenin sonunda vardıkları ülkelerde çeşitli sıkıntılarla karşılaşan göçmenler için hayat öyle çokta kolay olmamaktadır. Evlerini gerek savaş, gerekse iyi bir hayat standardı, gerekse iyi bir eğitim için terk etmek zorunda kalan göçmenler şuanda huzur içinde ülkemizde ve şehrimizde yaşamaktadır. Tarihimizde bunun birçok örneğine rastladık. Örneğin 1980’li yıllarda Rusya ve Avusturya Macar ve Leh sığınmacılar için Osmanlı devletine baskı kurmaya başlamıştı. Bu baskı üzerine dönemin padişahı Sultan Abdülmecit kendi yayınladığı deklarasyonda tarihi cümleler söylemiştir. Sultan Abdülmecit, ‘Tacımı veririm tahtımı veririm devletime sığınanları asla vermem.’ Demiştir. Bu tarihi cümleler hala göç konusundaki yönetim anlayışımızın bir temsili konumundadır. Aynı zamanda dünya mazlumlarının sığınacağı en güvenli limanı olarak görülmektedir. Her yıl 18 Aralık gününde anlam yüklenen uluslar arası göçmenler günü bu konuda yaşamları ve sorunları konusunda bir farkındalık oluşturmayı hedeflemiştir. Bu vesileyle göçmen ailelerin ve göçmen öğrenciler bu özel günün kutlar ve huzurlu günler dilerim” dedi.
“SIĞINMACILARIMIZA HİÇBİR ÜLKEDE OLMAYAN STANDARTLARI SAĞLADIK”
Önümüzdeki yüzyılın en büyük probleminin göç olduğunu söyleyen Vali Yardımcısı Yusuf Güler, “Bu bağlamda ülkemize sığınan insanları sosyal, ekonomik ve insan hakları konusunda Dünya’da hiçbir ülkede olmayan standartları sağladık” dedi.
Güler, “Önümüzdeki yüzyılın en büyük problemi göç hareketleri. Şuanda 5 milyon insanı bünyemizde barındırıyoruz. Ancak yapılan araştırmalar 2050 yılında 405 milyonun üzerine çıkacağını gösteriyor. Bizler Türk Milleti olarak ezilen, geri kalan mağdur uluslara her zaman önderlik etmiş asil ve soylu bir tarihe sahibiz. Bu tarihimize baktığımızda kapımıza gelen, bize sığınan insanlara sadece sınırlarımızı değil aynı zamanda kalplerimizi açmışız. Ülkelerin karşılaşabilecekleri en zor olaylardan bir tanesi de göçtür. Bizler milyonları bünyemizde barındırıyoruz. Ötekileştirmiyoruz, dışlamıyoruz bu gerçeği bilerek yaşıyoruz. Ümidimiz ülkelerindeki olumsuzlukların ve savaş halinin sona ererek kendi ülkelerine geri dönmeleri. Bu konuda gerek hükümetimiz, gerekse Cumhurbaşkanlığımızca çalışmalar yürütülüyor. Bu bağlamda ülkemize sığınan insanları sosyal, ekonomik ve insan hakları konusunda Dünya’da hiçbir ülkede olmayan standartları sağladık. Sahip olduğumuz mekanizmalarla bu insanlara misafir gibi davrandık ve kendi ülkelerine göndermek için ciddi çaba ve para harcıyoruz. Bu bağlamda emniyet güçlerimiz, sınır birliklerimiz, il göç idarelerimiz 24 saat esasına göre çok titiz çalışıyorlar. Göç olayında tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, STK’ların ve halkın desteği çok önemli. Mutlaka bazı olumsuzluklar yansıyor. Fakat hep birlikte hareket ederek geçmişteki misafirperverliğimizi bugün de göstereceğiz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.
“DÜNYADA EN FAZLA GÖÇMENE KUCAK AÇMIŞ ÜLKEYİZ”
Dış politikada Türkiye’nin övündüğü konulardan birinin de göç olduğunu söyleyen Dış İşleri Temsilcisi Edirne Büyükelçi Volkan Türk Vural, Dünya’da en fazla göçmene kucak açmış ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.
Vural, “Bizim dış politikada övündüğümüz bir konu var. Biz bugün Dünya’da en fazla göçmene kucak açmış ülkeyiz. Hem nüfus yapımızdan hem milli hâsılamızdan. Biz bugün milli hâsılamızdan dış yardım yapan birinci ülkeyiz. Yani göçün asıl kaynağında çözümü bulmak için yardım eli uzatan insanlarız. Ülkemizde 5 milyonu aşkın göçmen var. Bizim misafirlerimize dostlarımıza bakış açımızı biraz daha düzeltmemiz ve onları ötekileştirmememiz gerekiyor. Çünkü onlar yarın bizim birer parçamız olacaklardır” dedi.
“2023 HEDEFİMİZ 10 BİN ULUSLAR ARASI ÖĞRENCİ”
Son 3 yılda Trakya Üniversitesindeki 700 olan uluslar arası öğrenci sayısını 4 bin 200’e çıkarttıklarını belirten Trakya Üniversitesi Rektörü Prof Dr. Erhan Tabakoğlu, 2023 yılında bu rakamı 10 bine çıkartmak istediklerini dile getirdi.
Tabakoğlu, “Türk Milleti göçü bilir. Orta Asya’dan Balkanların ortasına kadar Afrika’ya Uzakdoğu’ya kadar göç etmiştir. Dünya Tarihi Kavimler Göçleriyle tekrar-tekrar çizilmiştir. Bugün 5 milyon göçmene ev sahipliği yapıyor Türkiye. Dünyanın ne gelişmiş ülkelerinde böyle bir rakamın yüzde 1-2’sini gönderseniz büyük krizlere sebep olur isyanlar çıkar. Fakat bu millet bu sayıyı kendi bünyesinde barındırabiliyor. Trakya Üniversitesi olarak bizde Uluslar arası öğrenciler olarak önemli bir vizyon gelişmesi sağladık. 3 yıl içersinde bin 700 olan Uluslar arası öğrenci sayımızı 4 bin 200’e çıkarttık. 64 ülkeden uluslararası öğrenci barındırıyoruz üniversitemizde. Öğrencilerimiz buradan gittikten sonra hem Türkiye’ye hem bu bayrağa hem de bu millete olan bağlılıklarını devam ettireceklerini ben biliyorum. 2023 yılında inşallah 10 bin rakamını elde etmeyi düşünüyoruz. Böylece tam bir eğitim üssü olacak üniversitemiz. Bunu getirdiği bereketi de 5 yıl beklide 10 yıl sonra Edirne çok daha iyi hissedecektir.
Edirne Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Erhan Pekkan, kendisinin de göçü yaşayan birisi olduğunu belirterek, “Balkan Türkleri ve göçü yaşayan birisiyim. 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında kitlesel hale dönüşen göçler zirveye çıkmıştır. Bu göçler insanlık tarihinin gördüğü en büyük göçlerden biridir. Anlatılanlara göre Meriç Nehri bu dönemde günlerce her yaştan insan cesedi taşımıştır. Atalarımızın 5 asırdır yaşadıkları evleri ve bir medeniyet dirilttikleri toprakları yok etmek zorun kalmışlardır. Sebeplerinden dolayı göç edemeyen ve bu bölgede kalanlar bölgesinin efendisiyken maalesef köle olmuşlardır. Diğer büyük göçler 1912-1913 yılları arasında yaşanmıştır. Bazı araştırmacılara göre 1878-1913 savaşlarından sonra Balkanlardan ana yurda göç eden kişi sayısı 5 milyondan fazla ve 1 milyona yakın insan ya hastalıktan ya da çeteler tarafından öldürülmüştür. Türk Devleti tüm dönemlerinde evladı Fatihalara sahip çıkmıştır. Büyük Türk Devletinin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Halk Eğitim Müdürlüğü Halk Oyunları Topluluğu gösterisi sergilendikten sonra Edirne İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye Tecrübeleri ve hayalleriyle yabancı olmak isimli film ve Büyüksün Türkiye isimli film gösterisi izletildi. İstiklal Ortaokulu’nda okuyan Türk ve Yabancı öğrencilerden oluşan koro ve solo müzik gurubun sahnesinin ardından Trakya Üniversitesi Balkan Müzik Grubunun gösterisi ile program son buldu.





