Edirne Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi önünde toplanan sağlık çalışanları, emek ve meslek örgütlerinin temsilcileri, sağlıkta şiddet sona ermesi için bir araya geldi. Hastane önünde toplanan sağlık çalışanları, “Yaşamak Yaşatmak İstiyoruz, Şiddet Varsa Biz Yokuz” dediler. Sağlık çalışanları adına basın açıklamasını okuyan Edirne Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gürcan Altun, “Toplumun sağlık hakkını iyi hekimlik değerleriyle koruyacağız. Artık bir hekimin ya da sağlık çalışanının kılına zarar gelmesine tahammülümüz kalmamıştır.” dedi. Altun, bir haber kanalında şiddet olayının hak edilmiş ya da masum bir olaymış gibi dönüştürülmeye çalışıldığını belirterek, yapılan yorumla şiddetin hafifletilmek istenmesini yanlış bulduklarını ifade etti.
Üniversite hastanesinin önünde toplanan kalabalık, sağlıkta şiddet istemediklerini sloganlar atarak haykırdı. Sağlık alanında hizmet veren tüm sendikaların temsilcileri şiddete karşı bir araya gelerek, “Güvenli Çalışma Ortamları ve Etkili Bir Sağlıkta Şiddet Yasası İstiyoruz” dediler.
Basın açıklamasını okuyan Prof. Dr. Altun, “Ne yazık ki yine bir şiddet olayı nedeniyle toplandık. Sağlıkta şiddetin hedefi bu kez Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Ünite’sinde çalışan meslektaşımız oldu. Meslektaşımız, ölen bir hastanın ölüm belgesinin doldurulması için görüştüğü hasta yakını tarafından darp edildi.
Edirne Tabip Odası olarak meslektaşımıza yönelik gerçekleştirilen saldırıyı kınıyoruz. Bu elim olayda adli ve idari sürecin yakından takipçisi olduğumuzun bilinmesini isteriz.
Sağlıkta şiddet konusu ülkemizde ne yazık ki kanayan bir yara, kronik toplumsal bir sorun haline dönüşmüştür. Hekimi ve hastayı karşı karşıya getiren politikalar, yetkililerin hekimleri ve sağlık çalışanlarını hedef gösteren özensiz, hürmetsiz söylemleri sağlıkta şiddetin günden güne artmasına yol açtı. Bu şiddet uzun zaman yetkililer tarafından görülmek istenmedi. Ancak bu şiddetin normalleşmesine izin vermememiz gerekiyor. Sağlık sistemi insanları yaşatmak üzerine kurulmuştur. Gelinen noktada hekimler ve sağlık çalışanları kendi hayatlarından endişe etmektedir.” İfadelerini kullandı.
“SAĞLIK KURUMLARININ GÜVENLİĞİNDEN KAMU OTORİTESİ SORUMLUDUR”
Altun, “Günde en az 100 sözel ve fiziksel şiddet vakasıyla karşılaştığımız, hekimlerin yüzde 84'ünün en az bir kere şiddete maruz kaldığı çalışma koşullarındayız. Her geçen gün bizler için daha tehlikeli hale gelen sağlık kurumlarının güvenliğinden İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince kamu otoritesi sorumludur. Sağlıkta şiddete yönelik gerekli önlemlerin alınması için yetkililere sorumluluklarını hatırlatıyoruz. Güvenli çalışma ortamlarında, insanca çalışma koşullarında yaşamak ve yaşatmak istiyoruz!
Bugün sağlık kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının, on binlerce beyaz kod bildiriminin önemli bir nedeni de sağlıkta şiddet yasasının yeterli ve caydırıcı nitelikte olmamasıdır. Sağlık emek ve meslek örgütleri defalarca bu şiddet ortamını düzeltecek, iyileştirecek yasa önerileri sunmuştur. Bu öneriler kamu otoritesi tarafından ne yazık ki göz ardı edilmiştir. Sitemimiz bu konuda Sağlık Bakanlığı’nadır, mecliste bizi yeterince temsil etmeyenleredir: Etkili, caydırıcı bir sağlıkta şiddet yasasının çıkması için daha kaç kere darp edilmemiz, kaç kere ölmemiz gerekiyor?
Sağlıkta şiddet hem toplum sağlığı hem de çalışan sağlığı için büyük bir tehdittir ve bununla mücadele edilmesi gereklidir. Türk Tabipleri Birliği ve Edirne Tabip Odası olarak bugüne kadar yaptığımız gibi bundan sonra da toplumun sağlık hakkını iyi hekimlik değerleriyle koruyacağız. Artık bir hekimin ya da sağlık çalışanının kılına zarar gelmesine tahammülümüz kalmamıştır. Bu konuda hekimlerin kendi yaşam hakları, güvenli çalışma ortamları için seslerini ve güçlerini; her yerde, her koşulda, hep birlikte göstermeye hazır olduklarını bir kez daha belirtmek istiyoruz. Şiddet sona erene kadar mücadelemiz sürecektir.” Şeklinde konuştu.
“ŞİDDET MASUM BİR OLAYMIŞ GİBİ DÖNÜŞTÜRÜLMEYE ÇALIŞILIYOR”
Basın açıklamasının sonunda Prof. Dr. Altun, bir haber kanalında şiddet olayının hak edilmiş ya da masum bir olaymış gibi dönüştürülmeye çalışıldığını söyledi. Altun, “Trakya Üniversitesi'ndeki yoğun bakım ünitesinde meslektaşımızın yaşadığı şiddet olayına ilişkin olarak dün ulusal yayın yapan bir özel televizyon kanalının sabah programında sanki meslektaşımızın uğradığı şiddet olayı hak edilmiş ya da masum bir olaymış gibi dönüştürülmeye çalışılıyor. Şiddetle kınıyoruz. Her şeyin ötesinde haberleştirildiği gibi olay o şekilde cereyan etmemişti. Ölenin yakını 3-4 saat öncesinden zaten yakınların öldüğü konusunda bilgilendirilmiş haberi var. ilk defa haber verilmiyor. Acılı birinin ilk defa duyduğunda yaptığı bir reaksiyon değil bu. Dolayısıyla bilinçli planlı bir şey. Orada vatandaş için düzenlenen bir ölüm belgesi var. O belge olmadan cenazenin mezarlığa kabul edilme olasılığı yok. Meslektaşımız ölen bireye ilişkin, belgenin doldurulması açısından ölenin yakınından yardım talep ediyor, bir takım bilgiler soruyor. Olay bu sırada gerçekleşen bir olaydır. Sanki bu şiddet olayı acılı birinin çok umutsuz, bir hasta yakının haksızlığa uğramış gibi yansıtılması son derece kötüdür. Ölen hastamız rahmetli kanser hastalığında çoklu organ yetmezliği olan meslektaşlarımızın elinden geleni yaptığı fakat yaşama tutunmasının sağlayamadığı bir vakadır. Doğru haberciliğinin son derece önemli olduğunu basın etik ilkelerinin bütün haberciler tarafından uyulması gerektiğini düşünüyorum.” Diye konuştu. (Haber: Gülşah AK)





