‘Roman kültürü yoksulluk kültürüdür’

Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Turan Şallı, Türkiye’de roman vatandaşların sosyal sorunlarının birçok akademisyen tarafından araştırıldığını ve AB projelerine konu olduğunu söyleyerek, “Roman kültürünün içinden eğlence müzik anlayışı çıkarıldığında karşımıza acı gerçek olarak yoksulluk kültürü çıkıyor” dedi.

‘Roman kültürü yoksulluk kültürüdür’

Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Turan Şallı, Türkiye’de roman vatandaşların sosyal sorunlarının birçok akademisyen tarafından araştırıldığını ve AB projelerine konu olduğunu söyleyerek, “Roman kültürünün içinden eğlence müzik anlayışı çıkarıldığında karşımıza acı gerçek olarak yoksulluk kültürü çıkıyor” dedi.

‘Roman kültürü yoksulluk kültürüdür’
13 Şubat 2020 - 00:19
Reklam

Çingene toplumsal guruplar genelde ahlaksız, tehlikeli, arsız, hırsız, dilenci, cahil gibi kavramlarına sıkıştırılmış ve güvenilmezler olarak görüldüğünü söyleyen Şallı, “Tüm bu kavramlar ayrımcılığın, ötekileştirmenin getirdiği ağır sonuçlarıdır. Roman hak savunucuların dillerine pelesenk olan eğitim, istihdam, barınma, ayrımcılık gibi konular yoksulluk edebiyatının içine sıkıştırmış, yoksulluğun içindeki sosyal çelişkileri, mahalle kültürünün içinde ürettiği toplumsal sorunları irdelemek, doğrular üzerinden götürmek gibi dertleri olmamıştır.Türkiye’de neoliberal politikaların uygulanması sürecinde Çingene toplulukları da farklı değişimlere sürüklemiştir. Klasik Roman yerleşimleri, gece kondu anlayışı kısmen değişime uğradığı gibi, Çingene toplulukları arasında sosyo-kültürel farklılıkları da yaratmıştır. Türkiye’de İstihdam ve üretim aşamalarında yeterli seviyede yer alamayanların bazıları maalesef yolları adalet mekanizması ile tanışabiliyorlar. Roman mahallelerinde eskisi gibi yardımlaşma sevgi, saygı anlayışı büyük ölçüde zedelenmiştir. Türkiye’de genel olarak Roman mahalleleri kendi içinde farklı sorunlar üretmeye başladığı, Sayısı azımsanmayacak kadar Romanın yıllarca yaşadığı mahallelerinden neden kendi isteği ile ayrıldığının içinde saklıdır. Türkiye’de yaşayan Romanların yüzde 80’inin yoksulluk kültürünün içindeki yaşamsal durumları karşımıza insani bir meseleyi ortaya çıkarmaktadır. Temel sorun; Bir Romanın, Roman olmayan başka bir birey ile ilişkilerin güçlü olmaması ve kamusal alandaki varlığının güçlü bir şekilde olmamasıdır. Yıllarca tartışılan Romanların yaşamış oldukları eğitim, sağlık, barınma, istihdam konuları dillere pelesenk olmuş ancak, temel sorunun ülkenin refah payından yoksun oluşu, Romanların sosyal adaletsizliğin içinde en çok çırpınan toplumsal guruplar olmasıdır” dedi.
“SOSYAL REFAĞIN ARTMASI ÇİNGENELİKTEN KURTULMAKTIR”
Romanların yoksulluğu aşılamadığı müddetçe eğitim, istihdam barınma, sağlık, ayrımcılık gibi temel konuların sürekli tartışılmaya devam edileceğini söyleyen Şallı, “Romanların belli bir ekonomik güçleri olsa tüm sorunlar kökünden çözülür. Hatta Çingenelikte sona erer. Romanların Kamusal alanlardaki yetersizliği, ötekileştirmenin ağır sonuçları kapalı bir toplum haline dönüşen Roman yaşamı, toplumsal sorunun bir parçası olmaktan kurtulması pek mümkün görünmeyecektir.
Çingene gurupların yaşamış oldukları sosyal sorunları yoksulluğa dayalı bir mazeret olarak göstermesindeki haklılığı yanında sorunları sadece ekonomik yoksulluğa bağlamak sağlıklı bir yaklaşım olmayacaktır. Mücadele etme becerisini de güçlü tutmanın yanında düşünce devrimine ihtiyaç vardır. Küreselleşen, globalleşen Dünya’da yoksulluğu sürekli dayanak haline getirmek, kolaycılık ve hazırcılık anlayışından sıyrılmaları gerekir. Çingene gurupları Kendi mücadelesini kendileri vermek zorundadır. Aksi taktirde uzun yıllar devletin sosyal yardımlarına muhtaç olmaktan kurtulamayacağı gerçeğini görmek zorundadırlar” dedi. (Haber Merkezi)
 

Bu haber 182 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum