Trakya Platformu Dayanışması yaptığı basın açıklamasında TMMOB bileşenleri, Edirne Kent Konseyi, Trakya Platformu bilim kurulu ve çevre gönüllüsü bir grup ile Uzunköprü Kavacık köyünde yapılması düşünülen OSB arazisine inceleme gezisi yaptıklarını kaydederek, bölgeyi yerinde inceleme yaptıkları bildirildi. Platform tarafından Kavacık köyünde yapılması düşünülen OSB arazisinde gerçekleştirilen teknik geziye ilişkin değerlendirmede söz konusu projenin burada olması durumunda toprak ve su kaynaklarının kirliliğinin önüne geçilemeyeceği gibi yeraltı su seviyesinin düşmesine, köyün susuz kalmasına da sebep olabileceği belirtildi. Trakya Platformu Edirne Dayanışması adına Yılmaz Eren, Nihat Çolak ve Ziya Gökerküçük tarafından yapılan ortak açıklamada, amaçlarının OSB'ye karşı buradaki mücadeleye bilgi ve hukuk alanlarında örgütlü olarak destek vermek olduğu belirtilerek şunlara yer verildi:
“Edirne TMMOB bileşenleri, Edirne Kent Konseyi, Trakya Platformu bilim kurulu ve çevre gönüllüsü bir grup ile Uzunköprü Kavacık köyünde yapılması düşünülen OSB arazisine inceleme gezisi yaptık. Bölgeyi görmek, yerinde inceleme yapmak, OSB'nin olabilirliği ve risklerini değerlendirmek amacıyla yaptığımız geziye köyden insanlar da rehberlik etti.
Değişik meslek dallarından uzmanların katıldığı gezide yapılan gözlemler rapor edilerek gerektiğinde köylülerin ve kurumların bilgilendirilmesi veya hukuk mücadelesi süreçlerinde kullanılacaktır.
Öncelikle OSB yeri olarak düşünülen alanın bitişiğinde bulunan gölete, yani aşırı ihtiyaç duyulan bol su kaynaklarına ve bölünmüş yola çok yakın olmasının bölgenin OSB yeri olarak tercih edilmesinde önemli rol oynadığı, seçimin bu özelliklerin cazibesinden kaynaklandığı izlenimi edindik. Ancak bu göletin çevreye hayat verdiğini ve değil OSB, beton kullanılan hiçbir yapının olmaması gerektiğini belirtmeliyiz. Maliye hazinesine ait olan ve çalılık diye anılan 715 dönümlük alana yapılmak istenen OSB'nin çevreye telafisi imkânsız zararlar vereceğini görmeliyiz. Bitki çeşitliliği de olan ve planlı çam ormanına dönüştürülen, uzun yıllar boyu köylü tarafından mera olarak kullanılan ancak kadastro işlemleri sırasında mera olarak tescillenmeyen doğal alanın birkaç sanayicinin talebi üzerine OSB'ye dönüştürülmek istenmesi anlaşılır gibi değildir. Üstelik bu saha adeta köyün mezarlığını içine almakta, mezarlığın genişleme sahasını kapatmakta ve KTVK tarafından tescil edilmiş Tümülüs'e de 150 metre mesafededir.
Kamu kurumlarından bu sahanın yapılaşmaya açılmasına nasıl izin verdikleri tartışması konusudur. Köyde yaşam verimli ve sakinlikle devam etmektedir. İşini severek yapan, ineklerini merada keyifle gezdiren Halil Ömer'in kendi hayvanlarının çobanlığını yapması bile köyün zenginliğine bir örnektir. Halil Ömer örneğinde görülüyor ki köylü doğallığın korunması gerektiğini bilmekte ve hayvanları ile mutlu üretime katılabilmektedir. Köyün ormanı ve merası ile göletinin bulunduğu bu arazide köylüler tarım ve hayvancılık yapmaktadır.
Tarım ve hayvancılık yapılan bu yere 'çok planlı ve temiz sanayi' geleceği söylense de Organize Sanayi Bölgesi olması durumunda toprak ve su kaynaklarının kirliliğinin önüne geçilemeyeceği gibi yeraltı su seviyesinin düşmesine köyün susuz kalmasına da sebep olabileceği, bu nedenle de bu bereketli topraklara OSB yapılmamalıdır. Çünkü buraları tarım bölgesidir. Evet, sanayicinin de yatırım yapması gereklidir ve önemlidir. Ancak alternatifleri mevcuttur. Edirne'de olan Organize Sanayi Bölgesi henüz dolmamış ve genişletilmesi de düşünülmektedir. Birilerinin hatırı için bu gibi arazilerin elden çıkarılması yanlıştır. Köylülerde sahip çıkma bilinci vardır ve sanayici, köylü ve devlet kurumları arasında çelişkilerin yaratılmasına gerek yoktur.
Köyde yaşayanlar ve dışarıda yaşamak zorunda olan Kavacıklıların koruma bilincine sahip olması sevindiricidir. Bizim amacımız da bu mücadeleye bilgi ve hukuk alanlarında örgütlü olarak destek vermektir.
Gönüllüler ekibimizde bulunan arkeologlar tarafından OSB olarak düşünülen arazinin 150 metre yanında bulunan Tümülüs, mezarlık ve köy camisi de incelenmiştir. Köyün tarih zenginliğini de bu vesileyle gördük. Adeta canlı tarih olan 95 yaşındaki ev sahibi ve eşi büyük aile olarak yaşamakta. Köye 1923 mübadelesinde gelmişler ve önce şaşırmışlar; cennete mi geldik diye. Çünkü Kavacık'a gelmeden önce yaşadıkları bölge dağlık, taşlık, geçit vermez, verimi çok düşük bir bölge imiş.
Bizlere hikâyesini anlatırken şu cümleler köyün kararlılığını da göstermektedir: 'Düşünün iki çuval buğdayı götürmek için 55 km'lik yolu bir gece bir yerlerde konaklayarak iki günde alıyorsun. Buğdayını un haline getirip yine iki günlük dönüş yolu. Öyle bir bölgeden gelip Kavacık'a yerleşince cennete geldik diye sevindik. Kemal Paşa'ya hep minnettar kaldık, bizi ülkenin en bereketli yerine yerleştirmişler. Su var, toprak bereketli, mera var hayvancılık yapabiliyoruz, daha ne isteriz?' diyerek köy tarihi hakkında bilgi verdi.
1938 yılında Bulgaristan'dan muhacirler de gelmiş köye ve önceleri birbirlerini garipsemişler. Ardından alışmışlar ve kaynaşarak bir süre sonra kız alıp vermeye başlamışlar ki zamanla kültürler birleşmiş.
Köylünün çalışkanlığı olumlu olsa da tarımsal ürünlerin gelir sağlamaması nedeniyle geçinemeyenlerin Uzunköprü veya Çerkezköy - Çorlu bölgelerine gittiğini belirten köylüler OSB'nin kendilerini hepten bitireceğinin de farkındalar.
Teknik heyetimiz mesleki formasyonları doğrultusunda edindikleri bilgileri ve eldeki bilgileri de kapsayan şekilde gözlemlerini yazacaklar. Ancak özellikle söylemek gerekir ki; buraya OSB kurulması yanlıştır. Buraya yatırım yapmak isteyen girişimcilerin Edirne OSB'ye yönlendirilmeleri daha anlamlı ve yararlı olacaktır.
Teknik gezimize, İnşaat Mühendisleri, Harita Mühendisleri, Jeoloji Mühendisleri, Ziraat Mühendisleri, Arkeologlar, T.Ü. Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çamlıtepe, T.Ü. Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yaraş katılmıştır.
Kavacık OSB süreci boyunca bu ziyaretler devam edecektir ve köylü ile birlikte bilimin, tekniğin ve doğanın tarafında olmaya devam edeceğiz.” (Haber Merkezi)
“Edirne TMMOB bileşenleri, Edirne Kent Konseyi, Trakya Platformu bilim kurulu ve çevre gönüllüsü bir grup ile Uzunköprü Kavacık köyünde yapılması düşünülen OSB arazisine inceleme gezisi yaptık. Bölgeyi görmek, yerinde inceleme yapmak, OSB'nin olabilirliği ve risklerini değerlendirmek amacıyla yaptığımız geziye köyden insanlar da rehberlik etti.
Değişik meslek dallarından uzmanların katıldığı gezide yapılan gözlemler rapor edilerek gerektiğinde köylülerin ve kurumların bilgilendirilmesi veya hukuk mücadelesi süreçlerinde kullanılacaktır.
Öncelikle OSB yeri olarak düşünülen alanın bitişiğinde bulunan gölete, yani aşırı ihtiyaç duyulan bol su kaynaklarına ve bölünmüş yola çok yakın olmasının bölgenin OSB yeri olarak tercih edilmesinde önemli rol oynadığı, seçimin bu özelliklerin cazibesinden kaynaklandığı izlenimi edindik. Ancak bu göletin çevreye hayat verdiğini ve değil OSB, beton kullanılan hiçbir yapının olmaması gerektiğini belirtmeliyiz. Maliye hazinesine ait olan ve çalılık diye anılan 715 dönümlük alana yapılmak istenen OSB'nin çevreye telafisi imkânsız zararlar vereceğini görmeliyiz. Bitki çeşitliliği de olan ve planlı çam ormanına dönüştürülen, uzun yıllar boyu köylü tarafından mera olarak kullanılan ancak kadastro işlemleri sırasında mera olarak tescillenmeyen doğal alanın birkaç sanayicinin talebi üzerine OSB'ye dönüştürülmek istenmesi anlaşılır gibi değildir. Üstelik bu saha adeta köyün mezarlığını içine almakta, mezarlığın genişleme sahasını kapatmakta ve KTVK tarafından tescil edilmiş Tümülüs'e de 150 metre mesafededir.
Kamu kurumlarından bu sahanın yapılaşmaya açılmasına nasıl izin verdikleri tartışması konusudur. Köyde yaşam verimli ve sakinlikle devam etmektedir. İşini severek yapan, ineklerini merada keyifle gezdiren Halil Ömer'in kendi hayvanlarının çobanlığını yapması bile köyün zenginliğine bir örnektir. Halil Ömer örneğinde görülüyor ki köylü doğallığın korunması gerektiğini bilmekte ve hayvanları ile mutlu üretime katılabilmektedir. Köyün ormanı ve merası ile göletinin bulunduğu bu arazide köylüler tarım ve hayvancılık yapmaktadır.
Tarım ve hayvancılık yapılan bu yere 'çok planlı ve temiz sanayi' geleceği söylense de Organize Sanayi Bölgesi olması durumunda toprak ve su kaynaklarının kirliliğinin önüne geçilemeyeceği gibi yeraltı su seviyesinin düşmesine köyün susuz kalmasına da sebep olabileceği, bu nedenle de bu bereketli topraklara OSB yapılmamalıdır. Çünkü buraları tarım bölgesidir. Evet, sanayicinin de yatırım yapması gereklidir ve önemlidir. Ancak alternatifleri mevcuttur. Edirne'de olan Organize Sanayi Bölgesi henüz dolmamış ve genişletilmesi de düşünülmektedir. Birilerinin hatırı için bu gibi arazilerin elden çıkarılması yanlıştır. Köylülerde sahip çıkma bilinci vardır ve sanayici, köylü ve devlet kurumları arasında çelişkilerin yaratılmasına gerek yoktur.
Köyde yaşayanlar ve dışarıda yaşamak zorunda olan Kavacıklıların koruma bilincine sahip olması sevindiricidir. Bizim amacımız da bu mücadeleye bilgi ve hukuk alanlarında örgütlü olarak destek vermektir.
Gönüllüler ekibimizde bulunan arkeologlar tarafından OSB olarak düşünülen arazinin 150 metre yanında bulunan Tümülüs, mezarlık ve köy camisi de incelenmiştir. Köyün tarih zenginliğini de bu vesileyle gördük. Adeta canlı tarih olan 95 yaşındaki ev sahibi ve eşi büyük aile olarak yaşamakta. Köye 1923 mübadelesinde gelmişler ve önce şaşırmışlar; cennete mi geldik diye. Çünkü Kavacık'a gelmeden önce yaşadıkları bölge dağlık, taşlık, geçit vermez, verimi çok düşük bir bölge imiş.
Bizlere hikâyesini anlatırken şu cümleler köyün kararlılığını da göstermektedir: 'Düşünün iki çuval buğdayı götürmek için 55 km'lik yolu bir gece bir yerlerde konaklayarak iki günde alıyorsun. Buğdayını un haline getirip yine iki günlük dönüş yolu. Öyle bir bölgeden gelip Kavacık'a yerleşince cennete geldik diye sevindik. Kemal Paşa'ya hep minnettar kaldık, bizi ülkenin en bereketli yerine yerleştirmişler. Su var, toprak bereketli, mera var hayvancılık yapabiliyoruz, daha ne isteriz?' diyerek köy tarihi hakkında bilgi verdi.
1938 yılında Bulgaristan'dan muhacirler de gelmiş köye ve önceleri birbirlerini garipsemişler. Ardından alışmışlar ve kaynaşarak bir süre sonra kız alıp vermeye başlamışlar ki zamanla kültürler birleşmiş.
Köylünün çalışkanlığı olumlu olsa da tarımsal ürünlerin gelir sağlamaması nedeniyle geçinemeyenlerin Uzunköprü veya Çerkezköy - Çorlu bölgelerine gittiğini belirten köylüler OSB'nin kendilerini hepten bitireceğinin de farkındalar.
Teknik heyetimiz mesleki formasyonları doğrultusunda edindikleri bilgileri ve eldeki bilgileri de kapsayan şekilde gözlemlerini yazacaklar. Ancak özellikle söylemek gerekir ki; buraya OSB kurulması yanlıştır. Buraya yatırım yapmak isteyen girişimcilerin Edirne OSB'ye yönlendirilmeleri daha anlamlı ve yararlı olacaktır.
Teknik gezimize, İnşaat Mühendisleri, Harita Mühendisleri, Jeoloji Mühendisleri, Ziraat Mühendisleri, Arkeologlar, T.Ü. Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çamlıtepe, T.Ü. Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yaraş katılmıştır.
Kavacık OSB süreci boyunca bu ziyaretler devam edecektir ve köylü ile birlikte bilimin, tekniğin ve doğanın tarafında olmaya devam edeceğiz.” (Haber Merkezi)





