Özge Baykal
Edirneli Caner Eygül, Edirne Barosu’na kayıtlı bir avukat. Fizyoterapist Dr. Emre Reşitoğlu, Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi’nde çalışıyor. Rehberlik Öğretmeni Onur Lafçı ise Mehmet Ruşen Erkurt Ortaokulu’nda öğretmelik görevini sürdürüyor. İş kariyerlerinde oldukça başarılı olan bu 3 ismi ortak noktada buluşturan konu ise futbol sevdası. Eygül, Reşitoğlu ve Lafçı Süper Amatör Küme’de mücadele eden Saraçhane Spor’da forma giyiyor.
Yaklaşık 8-9 yıldır Saraçhane Spor’da forma giyen Avukat Eygül, kendisi ve futbol geçmişi ile ilgili şu bilgilere yer verdi:
“Edirne’de doğup büyüdüm. İlkokulu Şükrüpaşa İlköğretim Okulu’nda, liseyi ise 1. Murat Lisesi’nde okudum. Uluslar arası Kıbrıs Üniversitesi Hukuk bölümünü okudum. Bu süreçte 2006 senesinden beri 12 sene Saraçhane Spor Kulübü’nde hem takım kaptanıyım hem de yöneticiyim. Üniversite nedeniyle bir süre futbola ara vermek zorunda kaldım. Üniversiteyi bitirip 2014 senesinde geri dönüş yaptığımda da Edirne Barosu’na stajyer olarak kayıt oldum. Eski Baro Başkanı Özgür Yıldırım’ın yanında yaptım. Bu süreçte de yine Saraçhane Spor Kulübünde oynamaya devam ediyordum. Aynı zamanda takım kaptanıyım. 2014 senesinden beridir de 1 senesi staj olmak üzere Edirne Barosu’nda avukatlık yapıyorum. Babam daha önce bu spor kulübünde oynardı ve takım kaptanlığı yaptı. Şuan ise hem futbolcuyum hem de yöneticiyim. İki senede bir düzenlenen Dünya Avukatlar Futbol Şampiyonası diye bir şey var. Türkiye’den buna iki takım katılıyor. Bu sene İstanbul ve İzmir Barosu’ndan iki takım katıldı. Bana İstanbul Barosu’ndan bir davet geldi, onlarla birlikte İspanya’ya gittim. Türkiye’yi temsil olarak da bunu değerlendirebiliriz.”
“FEDAKÂR OLMAK ZORUNDAYIZ”
Bütün amatör branşlarda fedakârlık olmak zorunda diyen Eygül, sözlerine şöyle devam etti. “Birçok konuda yapmayacağım fedakârlığı futbol söz konusu olduğunda maddi ve manevi anlamda yaptım. Yaklaşık 6 hafta önce apandisit ameliyatı oldum. Ameliyattan sonra en az 2-3 ay futbol oynamamam gerekiyordu fakat ben bu haftaki maçımda 90 dakika boyunca sahada yer aldım. Aslında yapılmaması gereken bir şey bunun farkındayım ama bunun gibi birçok konuda fedakârlık gösteriyorum. Bizim kulübümüzün bulunduğu ekonomik durumdan dolayı da hepimizin üzerine düşen bazı maddi görevler oluyor. O konuda fedakârlık yapıyoruz. Yeri geliyor arkadaşlarımızın saha dışındaki problemleriyle de ilgileniyoruz. Takımın yaş ortalamasına bakıldığında birçoğu öğrenci bu sebeple bir telefon trafiği içerisindeyiz. Bütün amatör branşlarda fedakârlık olmak zorunda. Hayatımızın her alanında sürekli futbol var. Avukatlık, futbolculuğumun üzerine gelen bir meslek oldu. Edirne ilinde edindiğim çevrenin birçoğunu futbola borçluyum. Sağlımız el verdiğince saha içinde sağlığımız el vermediğince ise saha dışında yöneticilik ile devam edeceğim.”
Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi’nde fizyoterapist olarak görev yapan Dr. Emre Reşitoğlu, 2 yıldır Saraçhane Spor’da forma giydiğini belirterek kendisi hakkında şu bilgilere yer verdi:
“Hastanede hem yoğun bakım ünitesinde hem de obezite merkezinde hastalarımızı tedavi ediyoruz. Edirne’ye yaklaşık 4 – 5 sene önce geldim. 2 senedir Saraçhane Spor Kulübü’nde futbol oynuyorum. Ondan öncesinde 10-15 senelik bir futbol geçmişim var.”
GENÇLERE ÖNERİLER
Saraçhane Spor kulübü dışındaki spor kulüplerinin de kalkındırılması için valiliğin, belediyenin, İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nün kulüplere destek olması gerektiğini ifade eden Reşitoğlu, birçok spor kulübünü gezerek ihtiyaçlar hakkında bilgi almaları gerektiğinin altını çizdi. Takım içerisinde ve dışarısında gençlere örnek olmak isteyen Reşitoğlu, şu önerilerde bulundu:
“Gençliğimizin kötü alışkanlıklar yerine spora yönelmesi gerekiyor. Sigara, alkol ve çeşitli uyuşturucu maddeleri kullanmaktansa futbol oynayarak spor yapmaları onların faydasına bir durum, aynı zamanda topluma katkısı olan bireyler yetişmiş olur. Gençlerimiz hem fizik olarak hem de ruhen çok daha sağlıklı bireyler olurlar. Kulübümüzdeki genç arkadaşlarımızla aramızda neredeyse 10 yaş fark var. Onları meslek edinmede konuşarak yönlendiriyoruz. Aramızda top oynayan mesleğini eline almış öğretmenimiz, doktorumuz ve avukatımız var. Bizler bizden küçük arkadaşlarımıza hayata atılımları konusunda elimizden geldiğince yönlendirme yaparak bilgilerimizi onlara aktarıyoruz. Fakat tabi ki onların katkılara ihtiyaçları var. En kötü bir spor dalı ile uğraşanlara devletimiz burs imkânı sağlayarak onlara ön ayak olsa çok güzel olur. Futbol ile ilgili arkadaşlar içerisinde yâd ettiğim ve hatırladığımda güldüğüm bir anım var ondan bahsetmek istiyorum; Zeytinburnu’nda surların içerisinde bir stadyum vardı. Yaptığımız bir müsabaka sonrası taraftarlar sahaya inmişti. Ben oyundan çıktım. Üzerimde normal bir eşofman takımı vardı. Beni de taraftar zanneden bir polis bacağıma copla vurmuştu” diye konuştu.
İŞ STRESİNİ SAHADA ATIYORUM
Futbol oynamadığında bir yanının eksik kaldığını anlatan Rehberlik Öğretmeni Onur Lafçı, “Tekirdağ doğumluyum ve Tekirdağ’da bir öğretmen lisesinde okudum. Köyde ilkokulu okurken 2002 yılında Tekirdağ Spora başladım. Sonra lisede Tekirdağ Spor’a devam ettim. Ardından İzmir Ege Üniversitesi’ni kazandım. Futbola orada Bornova Spor’da devam ettim ve üniversite futbol takımında da yer aldım. 2013 yılında mezun oldum ilk görev yerim Keşan’dı. Ben genellikle rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık derslerine giriyorum. 2 yıl Keşan’da görev yaptım. Keşan’da Anafartalar Spor Kulübü’nde futbol oynadım. Daha sonra Tekirdağ Akçeşme Spor 1. Amatörde futbola devam ettim. Oradan Silivri’ye atamam yapıldı. Silivri de bir Anadolu Lisesi’nde 3 sene görev yaptım,. Bu süre zarfında futbola devam ettim. Futbol benim için hayatımda en önemli şeylerden bir tanesi, insan hayatında çok önemli şeyler olabilir, futbol da bunlardan bir tanesi. Futbolu benim hayatımdan çıkardığınız zaman diğer işler çok zorlaşır. Futbol beni istediği kadar zorlasın zaman veya bedensel olarak zorlanıyor olsam da diğer işlerimi yapmamda en büyük etken futboldur. Futbol olmadığı takdirde diğer işlerimi tam anlamıyla yapamam. Nereye atanırsam futbolun içerisinde yer almam gerektiğine inanıyorum. Birçok yerde futbol oynadım. İşten çıktıktan sonra uzam mesafeye antrenmana gitmem gerekiyordu. Fakat hiçbir zaman bunlar benim için bir külfet olmadı. İş stresini sahada atıyorum.
3 aydır Saraçhane Spor Kulübü’nde oynuyorum. Saraçhaneyi nasıl görüyorsunuz bilmiyorum ama benim için 2 kısımdan oluşuyor. Birincisi lokal ikincisi ise set. Futbolcular ve taraftarlar gidiş gelişlerde yolu değil daha çok seti kullanıyorlar. Dediğim gibi set ve lokalden oluşan bir kulüp bu da daha çok samimiyeti getiriyor. Maça setten gitmek bir nevi totem gibi bir şey bizim için. Ben şuan 29 yaşındayım ve kulübün içerisinde yaş olarak kendimi büyük görüyorum. Ben sadece sahaya çıkıp maç ve antrenman yaparak eve gitmiyorum. Belki yaşı küçük olan arkadaşlarımız bunları yapıyor olabilir fakat ben ve benim gibi yaşı büyük olan arkadaşlarımız diğer arkadaşlarımıza ön ayak olmak adına destek oluyoruz.”
“HER ŞEY SEÇİMDEN İBARET”
‘Her büyük futbolcunun kendini hazırlama sürecinde bir mentörü vardır’ diyen Lafçı, gençlerin hayatının sadece Saraçhane’den ibaret olmadığını söyleyerek maç öncesi ve sonrasında gençlere verdiği destekle ilgili şunları söyledi:
“Benim işim gereği çocuklara zaten birçok konuda destek oluyorum. Futbolda da benimle yaşıt olan arkadaşlarımızla genç arkadaşlarımıza her anlamda destek olmaya çalışıyoruz. Örneğin her maç öncesi özelden kendini iyi hissetmediğini düşündüğüm, gözlemlediğim genç arkadaşlarıma mesaj atarak ya da arayarak onlara moral vermeye çalışıyorum. Hepimizin bildiği üzere olanakları kısıtlı bir kulüp. İstedikleri desteği alamadıkları için kendilerine küsmeleri daha çabuk olabiliyor. Daha çok vefa üzerine yürüyen bir kulüp bunu da futbolcu arkadaşlar her zaman dile getiriyor. Bizler mesleğini eline almış kişiler olarak daha çok onlara yol gösterici olmaya çalışıyoruz. Hayatta her şey seçimden ibarettir bu ilkokuldan beri başlar sporda bunun içinde yer alıyor. Belli bir yaşın altındayken doğru seçimler yaparak kendini revize etmek çok zor bu süreçte biz devreye giriyoruz. Bizler de inşallah yarın öbür gün kardeşlerimizin büyük futbolcular olduklarını görürüz ve zamanında şu konuda yardımcı olmuştuk diyebiliriz. Başımdan geçen şöyle bir anımdan bahsetmek istiyorum; İzmir’de üniversite okurken birinci ve ikinci lig vardı. Orada senelerce bizim takımımız birinci lige çıkamamıştı. 3 senenin sonunda çıktık. Kötü bir sezon geçirmiştik ve son maçta çok iyi bir takım aile oynayacaktık. Bu maçın sonun da ya tekrar ikinci lige düşecektik ya da birinci ligde kalmaya devam edecektik. Çok motive çıkmıştık maça. Hayatımdaki ilk kırmızı kartımı o maçta yemiştim aşırı motivasyondandı sanırım. Bu durum futbola biraz kötü yansıyabiliyor. Oyundan çıkartıldım ve soyunma odasına gittim. Maçı tekrar izlemeye dönüğümde kaleci topu hakeme doğru degaj yaptı. Bilerek mi bilmeyerek mi emmin değilim. Top hakemin kafasına geldi. Bilerek yapıldığını düşünürse hakemin kırmızı kartı vermesi gerekir, fakat hakem maçta sinirlenmiş olmalı ki oyuncuyu saha içerisinde kovalamaya başladı. Saha içerisinde futbolcular hakemler bir anda birbirini kovalamaya başlamıştı ve çok ilginçti. Sonrasında gözlemciyle konuştuğumda hakemin futbol hayatını bitirdiğimizi söyledi.”
Edirneli Caner Eygül, Edirne Barosu’na kayıtlı bir avukat. Fizyoterapist Dr. Emre Reşitoğlu, Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi’nde çalışıyor. Rehberlik Öğretmeni Onur Lafçı ise Mehmet Ruşen Erkurt Ortaokulu’nda öğretmelik görevini sürdürüyor. İş kariyerlerinde oldukça başarılı olan bu 3 ismi ortak noktada buluşturan konu ise futbol sevdası. Eygül, Reşitoğlu ve Lafçı Süper Amatör Küme’de mücadele eden Saraçhane Spor’da forma giyiyor.
Yaklaşık 8-9 yıldır Saraçhane Spor’da forma giyen Avukat Eygül, kendisi ve futbol geçmişi ile ilgili şu bilgilere yer verdi:
“Edirne’de doğup büyüdüm. İlkokulu Şükrüpaşa İlköğretim Okulu’nda, liseyi ise 1. Murat Lisesi’nde okudum. Uluslar arası Kıbrıs Üniversitesi Hukuk bölümünü okudum. Bu süreçte 2006 senesinden beri 12 sene Saraçhane Spor Kulübü’nde hem takım kaptanıyım hem de yöneticiyim. Üniversite nedeniyle bir süre futbola ara vermek zorunda kaldım. Üniversiteyi bitirip 2014 senesinde geri dönüş yaptığımda da Edirne Barosu’na stajyer olarak kayıt oldum. Eski Baro Başkanı Özgür Yıldırım’ın yanında yaptım. Bu süreçte de yine Saraçhane Spor Kulübünde oynamaya devam ediyordum. Aynı zamanda takım kaptanıyım. 2014 senesinden beridir de 1 senesi staj olmak üzere Edirne Barosu’nda avukatlık yapıyorum. Babam daha önce bu spor kulübünde oynardı ve takım kaptanlığı yaptı. Şuan ise hem futbolcuyum hem de yöneticiyim. İki senede bir düzenlenen Dünya Avukatlar Futbol Şampiyonası diye bir şey var. Türkiye’den buna iki takım katılıyor. Bu sene İstanbul ve İzmir Barosu’ndan iki takım katıldı. Bana İstanbul Barosu’ndan bir davet geldi, onlarla birlikte İspanya’ya gittim. Türkiye’yi temsil olarak da bunu değerlendirebiliriz.”
“FEDAKÂR OLMAK ZORUNDAYIZ”
Bütün amatör branşlarda fedakârlık olmak zorunda diyen Eygül, sözlerine şöyle devam etti. “Birçok konuda yapmayacağım fedakârlığı futbol söz konusu olduğunda maddi ve manevi anlamda yaptım. Yaklaşık 6 hafta önce apandisit ameliyatı oldum. Ameliyattan sonra en az 2-3 ay futbol oynamamam gerekiyordu fakat ben bu haftaki maçımda 90 dakika boyunca sahada yer aldım. Aslında yapılmaması gereken bir şey bunun farkındayım ama bunun gibi birçok konuda fedakârlık gösteriyorum. Bizim kulübümüzün bulunduğu ekonomik durumdan dolayı da hepimizin üzerine düşen bazı maddi görevler oluyor. O konuda fedakârlık yapıyoruz. Yeri geliyor arkadaşlarımızın saha dışındaki problemleriyle de ilgileniyoruz. Takımın yaş ortalamasına bakıldığında birçoğu öğrenci bu sebeple bir telefon trafiği içerisindeyiz. Bütün amatör branşlarda fedakârlık olmak zorunda. Hayatımızın her alanında sürekli futbol var. Avukatlık, futbolculuğumun üzerine gelen bir meslek oldu. Edirne ilinde edindiğim çevrenin birçoğunu futbola borçluyum. Sağlımız el verdiğince saha içinde sağlığımız el vermediğince ise saha dışında yöneticilik ile devam edeceğim.”
Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi’nde fizyoterapist olarak görev yapan Dr. Emre Reşitoğlu, 2 yıldır Saraçhane Spor’da forma giydiğini belirterek kendisi hakkında şu bilgilere yer verdi:
“Hastanede hem yoğun bakım ünitesinde hem de obezite merkezinde hastalarımızı tedavi ediyoruz. Edirne’ye yaklaşık 4 – 5 sene önce geldim. 2 senedir Saraçhane Spor Kulübü’nde futbol oynuyorum. Ondan öncesinde 10-15 senelik bir futbol geçmişim var.”
GENÇLERE ÖNERİLER
Saraçhane Spor kulübü dışındaki spor kulüplerinin de kalkındırılması için valiliğin, belediyenin, İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nün kulüplere destek olması gerektiğini ifade eden Reşitoğlu, birçok spor kulübünü gezerek ihtiyaçlar hakkında bilgi almaları gerektiğinin altını çizdi. Takım içerisinde ve dışarısında gençlere örnek olmak isteyen Reşitoğlu, şu önerilerde bulundu:
“Gençliğimizin kötü alışkanlıklar yerine spora yönelmesi gerekiyor. Sigara, alkol ve çeşitli uyuşturucu maddeleri kullanmaktansa futbol oynayarak spor yapmaları onların faydasına bir durum, aynı zamanda topluma katkısı olan bireyler yetişmiş olur. Gençlerimiz hem fizik olarak hem de ruhen çok daha sağlıklı bireyler olurlar. Kulübümüzdeki genç arkadaşlarımızla aramızda neredeyse 10 yaş fark var. Onları meslek edinmede konuşarak yönlendiriyoruz. Aramızda top oynayan mesleğini eline almış öğretmenimiz, doktorumuz ve avukatımız var. Bizler bizden küçük arkadaşlarımıza hayata atılımları konusunda elimizden geldiğince yönlendirme yaparak bilgilerimizi onlara aktarıyoruz. Fakat tabi ki onların katkılara ihtiyaçları var. En kötü bir spor dalı ile uğraşanlara devletimiz burs imkânı sağlayarak onlara ön ayak olsa çok güzel olur. Futbol ile ilgili arkadaşlar içerisinde yâd ettiğim ve hatırladığımda güldüğüm bir anım var ondan bahsetmek istiyorum; Zeytinburnu’nda surların içerisinde bir stadyum vardı. Yaptığımız bir müsabaka sonrası taraftarlar sahaya inmişti. Ben oyundan çıktım. Üzerimde normal bir eşofman takımı vardı. Beni de taraftar zanneden bir polis bacağıma copla vurmuştu” diye konuştu.
İŞ STRESİNİ SAHADA ATIYORUM
Futbol oynamadığında bir yanının eksik kaldığını anlatan Rehberlik Öğretmeni Onur Lafçı, “Tekirdağ doğumluyum ve Tekirdağ’da bir öğretmen lisesinde okudum. Köyde ilkokulu okurken 2002 yılında Tekirdağ Spora başladım. Sonra lisede Tekirdağ Spor’a devam ettim. Ardından İzmir Ege Üniversitesi’ni kazandım. Futbola orada Bornova Spor’da devam ettim ve üniversite futbol takımında da yer aldım. 2013 yılında mezun oldum ilk görev yerim Keşan’dı. Ben genellikle rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık derslerine giriyorum. 2 yıl Keşan’da görev yaptım. Keşan’da Anafartalar Spor Kulübü’nde futbol oynadım. Daha sonra Tekirdağ Akçeşme Spor 1. Amatörde futbola devam ettim. Oradan Silivri’ye atamam yapıldı. Silivri de bir Anadolu Lisesi’nde 3 sene görev yaptım,. Bu süre zarfında futbola devam ettim. Futbol benim için hayatımda en önemli şeylerden bir tanesi, insan hayatında çok önemli şeyler olabilir, futbol da bunlardan bir tanesi. Futbolu benim hayatımdan çıkardığınız zaman diğer işler çok zorlaşır. Futbol beni istediği kadar zorlasın zaman veya bedensel olarak zorlanıyor olsam da diğer işlerimi yapmamda en büyük etken futboldur. Futbol olmadığı takdirde diğer işlerimi tam anlamıyla yapamam. Nereye atanırsam futbolun içerisinde yer almam gerektiğine inanıyorum. Birçok yerde futbol oynadım. İşten çıktıktan sonra uzam mesafeye antrenmana gitmem gerekiyordu. Fakat hiçbir zaman bunlar benim için bir külfet olmadı. İş stresini sahada atıyorum.
3 aydır Saraçhane Spor Kulübü’nde oynuyorum. Saraçhaneyi nasıl görüyorsunuz bilmiyorum ama benim için 2 kısımdan oluşuyor. Birincisi lokal ikincisi ise set. Futbolcular ve taraftarlar gidiş gelişlerde yolu değil daha çok seti kullanıyorlar. Dediğim gibi set ve lokalden oluşan bir kulüp bu da daha çok samimiyeti getiriyor. Maça setten gitmek bir nevi totem gibi bir şey bizim için. Ben şuan 29 yaşındayım ve kulübün içerisinde yaş olarak kendimi büyük görüyorum. Ben sadece sahaya çıkıp maç ve antrenman yaparak eve gitmiyorum. Belki yaşı küçük olan arkadaşlarımız bunları yapıyor olabilir fakat ben ve benim gibi yaşı büyük olan arkadaşlarımız diğer arkadaşlarımıza ön ayak olmak adına destek oluyoruz.”
“HER ŞEY SEÇİMDEN İBARET”
‘Her büyük futbolcunun kendini hazırlama sürecinde bir mentörü vardır’ diyen Lafçı, gençlerin hayatının sadece Saraçhane’den ibaret olmadığını söyleyerek maç öncesi ve sonrasında gençlere verdiği destekle ilgili şunları söyledi:
“Benim işim gereği çocuklara zaten birçok konuda destek oluyorum. Futbolda da benimle yaşıt olan arkadaşlarımızla genç arkadaşlarımıza her anlamda destek olmaya çalışıyoruz. Örneğin her maç öncesi özelden kendini iyi hissetmediğini düşündüğüm, gözlemlediğim genç arkadaşlarıma mesaj atarak ya da arayarak onlara moral vermeye çalışıyorum. Hepimizin bildiği üzere olanakları kısıtlı bir kulüp. İstedikleri desteği alamadıkları için kendilerine küsmeleri daha çabuk olabiliyor. Daha çok vefa üzerine yürüyen bir kulüp bunu da futbolcu arkadaşlar her zaman dile getiriyor. Bizler mesleğini eline almış kişiler olarak daha çok onlara yol gösterici olmaya çalışıyoruz. Hayatta her şey seçimden ibarettir bu ilkokuldan beri başlar sporda bunun içinde yer alıyor. Belli bir yaşın altındayken doğru seçimler yaparak kendini revize etmek çok zor bu süreçte biz devreye giriyoruz. Bizler de inşallah yarın öbür gün kardeşlerimizin büyük futbolcular olduklarını görürüz ve zamanında şu konuda yardımcı olmuştuk diyebiliriz. Başımdan geçen şöyle bir anımdan bahsetmek istiyorum; İzmir’de üniversite okurken birinci ve ikinci lig vardı. Orada senelerce bizim takımımız birinci lige çıkamamıştı. 3 senenin sonunda çıktık. Kötü bir sezon geçirmiştik ve son maçta çok iyi bir takım aile oynayacaktık. Bu maçın sonun da ya tekrar ikinci lige düşecektik ya da birinci ligde kalmaya devam edecektik. Çok motive çıkmıştık maça. Hayatımdaki ilk kırmızı kartımı o maçta yemiştim aşırı motivasyondandı sanırım. Bu durum futbola biraz kötü yansıyabiliyor. Oyundan çıkartıldım ve soyunma odasına gittim. Maçı tekrar izlemeye dönüğümde kaleci topu hakeme doğru degaj yaptı. Bilerek mi bilmeyerek mi emmin değilim. Top hakemin kafasına geldi. Bilerek yapıldığını düşünürse hakemin kırmızı kartı vermesi gerekir, fakat hakem maçta sinirlenmiş olmalı ki oyuncuyu saha içerisinde kovalamaya başladı. Saha içerisinde futbolcular hakemler bir anda birbirini kovalamaya başlamıştı ve çok ilginçti. Sonrasında gözlemciyle konuştuğumda hakemin futbol hayatını bitirdiğimizi söyledi.”





