Tarihi milattan önce 1. yüzyıla dayanan ve bölgede hüküm sürmüş medeniyetlerin izlerini taşıyan Sinanköy Antik Yerleşim Alanı'ndaki kaya oyma yapılı şapelin giriş kısmındaki tavan bölümünden kaya parçaları koptu.
Şapelde meydana gelen çökmeden dolayı Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, şapeldeki tahribatın devam etmesini önleyici ön müdahale uygulamaları yapılması kararı aldı.
Trakya Üniversitesi (TÜ) Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç, Sinanköy Kalesi'nin batı yamacında bulunan kaya oyma şapelin geleceğe taşınmasıyla ilgili alınan kararın sevindirici olduğunu belirtti. Beksaç, gazetecilere yaptığı açıklamada, antik kentin yakınında yer alan çimento fabrikasının faaliyetlerinden dolayı yaşanan sarsıntılar ve alanın zayıf kayaç yapısının şapelde tahribata neden olduğunu iddia etti.
Antik kentin 1. derece arkeolojik sit alanı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Engin Beksaç: “ Önünde bulunduğumuz alan esasında 3 bin yıllık bir alan. Önce bir Trak dönemi, sonraki dönemde bir ortaçağ dönemi geçirmiş bir kutsal alanla karşı karşıyayız. Daha sonra bir şehir olarak kullanılmış. Kalesi var. Bir manastır bölgesi var. Yıllarca kazı yaptığımız bir bölge. Gayet iyi tanıdığımız bir alan. Maalesef arazi zayıf bir kayaç yapıya sahip. Yakında bulunan çimento fabrikasını bentonit çıkarmak için dinamitlerin sadmeleri nedeniyle zaten zayıf olan kayaç yapısı ağır bir hasara uğramış bulunmakta ve bu nedenle de çökmeler oluşmuştur. Daha önce oldu. Biz gerekli yerlere belirttik. Fakat işte bu neden devam etti atışlar. Son dönemde muhtemelen pandemi sürecinde şekillenen ortamda fabrikanın çalışma randı düştüğü için dinamit patlama sayısı azaldı. O nedenle. Biraz daha devam ettiği takdirde çökmelerin daha hızlı ve daha büyük boyutlarda olacağı kanısındayız. Esasında bir ölçüde daha önce alan zaten tescil edilmişti. Birinci derece tescili vardı alanın yani bütünüyle yukarıdaki kale bölümüyle buradaki manastır bölümüyle, kilise bölümüyle de olsun burası tescilli bir bölgeydi. Bu tescil alanı tekrar yenilenmesi ve üzerine gidilmesiyle belki bundan sonraki süreçte daha rahat çalışma olanağı koruma olanağı sağlanacaktır. Yani yakında bulunan fabrikayla da daha farklı bir temas sağlanabilecektir” dedi.
ÇÖKMENİN ÖNÜNE NASIL GEÇİLEBİLİR?
Çökmenin önüne geçilmesi için detaylı çalışılması gerektiğini söyleyen Baksaç, “ Burada koruma tedbirleri var. Restorasyon tedbirleri var. Onların alınması lazım. Onların gerçekleştirilmesi lazım. Aynı zamanda yakında bulunan fabrikayla da uyumlu bir biçimde onların çalışmalarını da düzenleyerek bu sadmelerin düzeltilmesi lazım, engellenmesi lazım” dedi.
ŞAPEL NEDİR?
Şapel’in Trakya’da görünen nadir örneklerden biri olduğunu ifade eden Beksaç, “Yani daha ziyade bunun benzerlerini biz İstanbul, Kırklareli sınırları içerisinde görebiliyoruz. Ama Edirne sınırları içerisinde bu tip şapelllerin sayısı çok az. Tarihi alanların sayısı çok az. Şapel esasında bin 500 yıllık bir yerleşimin, bir kalenin, bir kentin baş kilisesi… Bizim eski tarihi kayıtlardan bildiğimize göre burada bir metropolitlik var. Hatta pek çok konsile temsilciler göndermiş bir yerleşme kent. Adı bizim karşımıza Prabadu ya da Pravadon olarak çıkıyor. Manastır geniş bir kompleks içerisinde ve manastırın baş kilisesinin yirminci yüzyılın başlarına kadar çok daha iyi durumda geldiğini biliyorum. Ondan sonraki süreçte terk edilmiş. Hatta 2004 yılında buraya geldiğimiz zaman burada bir koyun ağılı vardı. İşte zaman içerisinde o koyun ağılı çıkarıldı. Ağılla bağlantılı duvarlar düzene kondu. Birkaç temizlik çalışması geçirmişti” şeklinde konuştu.
ORTODOKS KİLİSESİ Mİ?
Son sürecinde bir Ortodoks kilisesi olarak kullanıldığının bilindiğini söyleyen Beksaç, “Bizim daha önceki yapmış olduğumuz çalışmalarda daha erken bir başka tarikatın (mezhebin) varlığını gösteren izlere de rastladık. Muhtemelen bir ‘aryus’ (hristyanlıkta kaybolan mezheplerden) mezhebi olarak bilinen erken Hristiyanlık mezhebinin de burada var olduğunu gösteren izler var. Erken süreçlerde yani buraların ilk kullanılmaya başladığı süreçlerde Trakya’da yaşayan gruplar hatta Doğu Roma İmparatorluğu’nun yöneticileri de bu Aryus Mezhebine bağlı olarak karşımıza çıkıyor. Daha sonraki konsillerde ve daha sonraki aşamada karşımıza çıkan dini veriler de buranın bir Ortodokslaşma süreci var. Yani son sürecinde bir Ortodoks kilisesi olarak kullanıldığını biliyoruz” dedi.
TURİZM AÇISINDAN NEDİR DEĞERİ?
Trakya’nın turizmi açısından önemli bir yer olduğunu ifade eden Beksaç, “Turizm açısından değeri önemli bizim buraya Avrupa’dan veya buradaki Balkan ülkelerinden gelen bazı arkadaşlarımı getirdiğim zaman, onlar da bunu teyit ettiler. Yani Edirne turizm açısından gerçekten önemli bir yer hatta Trakya turizm ve Türkiye Turizm açısından farklı bir konumda olduğu net olarak bilinen bir yer burası.
NASIL KURTARILIR?
Şapellere özel restorasyon çalışmaları yapılabileceğini söyleyen Beksaç, “Kazıları devam edebilir. Daha detaylı bir şekilde buralar ele alınıp, tanıtılabilir. Yani esasında iyi tanıtıldığı takdirde Sinanköy kendisini karşılayabilecek bir yer” dedi. (Haber- Fotoğraf: Umut IŞIK)
Şapelde meydana gelen çökmeden dolayı Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, şapeldeki tahribatın devam etmesini önleyici ön müdahale uygulamaları yapılması kararı aldı.
Trakya Üniversitesi (TÜ) Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç, Sinanköy Kalesi'nin batı yamacında bulunan kaya oyma şapelin geleceğe taşınmasıyla ilgili alınan kararın sevindirici olduğunu belirtti. Beksaç, gazetecilere yaptığı açıklamada, antik kentin yakınında yer alan çimento fabrikasının faaliyetlerinden dolayı yaşanan sarsıntılar ve alanın zayıf kayaç yapısının şapelde tahribata neden olduğunu iddia etti.
Antik kentin 1. derece arkeolojik sit alanı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Engin Beksaç: “ Önünde bulunduğumuz alan esasında 3 bin yıllık bir alan. Önce bir Trak dönemi, sonraki dönemde bir ortaçağ dönemi geçirmiş bir kutsal alanla karşı karşıyayız. Daha sonra bir şehir olarak kullanılmış. Kalesi var. Bir manastır bölgesi var. Yıllarca kazı yaptığımız bir bölge. Gayet iyi tanıdığımız bir alan. Maalesef arazi zayıf bir kayaç yapıya sahip. Yakında bulunan çimento fabrikasını bentonit çıkarmak için dinamitlerin sadmeleri nedeniyle zaten zayıf olan kayaç yapısı ağır bir hasara uğramış bulunmakta ve bu nedenle de çökmeler oluşmuştur. Daha önce oldu. Biz gerekli yerlere belirttik. Fakat işte bu neden devam etti atışlar. Son dönemde muhtemelen pandemi sürecinde şekillenen ortamda fabrikanın çalışma randı düştüğü için dinamit patlama sayısı azaldı. O nedenle. Biraz daha devam ettiği takdirde çökmelerin daha hızlı ve daha büyük boyutlarda olacağı kanısındayız. Esasında bir ölçüde daha önce alan zaten tescil edilmişti. Birinci derece tescili vardı alanın yani bütünüyle yukarıdaki kale bölümüyle buradaki manastır bölümüyle, kilise bölümüyle de olsun burası tescilli bir bölgeydi. Bu tescil alanı tekrar yenilenmesi ve üzerine gidilmesiyle belki bundan sonraki süreçte daha rahat çalışma olanağı koruma olanağı sağlanacaktır. Yani yakında bulunan fabrikayla da daha farklı bir temas sağlanabilecektir” dedi.
ÇÖKMENİN ÖNÜNE NASIL GEÇİLEBİLİR?
Çökmenin önüne geçilmesi için detaylı çalışılması gerektiğini söyleyen Baksaç, “ Burada koruma tedbirleri var. Restorasyon tedbirleri var. Onların alınması lazım. Onların gerçekleştirilmesi lazım. Aynı zamanda yakında bulunan fabrikayla da uyumlu bir biçimde onların çalışmalarını da düzenleyerek bu sadmelerin düzeltilmesi lazım, engellenmesi lazım” dedi.
ŞAPEL NEDİR?
Şapel’in Trakya’da görünen nadir örneklerden biri olduğunu ifade eden Beksaç, “Yani daha ziyade bunun benzerlerini biz İstanbul, Kırklareli sınırları içerisinde görebiliyoruz. Ama Edirne sınırları içerisinde bu tip şapelllerin sayısı çok az. Tarihi alanların sayısı çok az. Şapel esasında bin 500 yıllık bir yerleşimin, bir kalenin, bir kentin baş kilisesi… Bizim eski tarihi kayıtlardan bildiğimize göre burada bir metropolitlik var. Hatta pek çok konsile temsilciler göndermiş bir yerleşme kent. Adı bizim karşımıza Prabadu ya da Pravadon olarak çıkıyor. Manastır geniş bir kompleks içerisinde ve manastırın baş kilisesinin yirminci yüzyılın başlarına kadar çok daha iyi durumda geldiğini biliyorum. Ondan sonraki süreçte terk edilmiş. Hatta 2004 yılında buraya geldiğimiz zaman burada bir koyun ağılı vardı. İşte zaman içerisinde o koyun ağılı çıkarıldı. Ağılla bağlantılı duvarlar düzene kondu. Birkaç temizlik çalışması geçirmişti” şeklinde konuştu.
ORTODOKS KİLİSESİ Mİ?
Son sürecinde bir Ortodoks kilisesi olarak kullanıldığının bilindiğini söyleyen Beksaç, “Bizim daha önceki yapmış olduğumuz çalışmalarda daha erken bir başka tarikatın (mezhebin) varlığını gösteren izlere de rastladık. Muhtemelen bir ‘aryus’ (hristyanlıkta kaybolan mezheplerden) mezhebi olarak bilinen erken Hristiyanlık mezhebinin de burada var olduğunu gösteren izler var. Erken süreçlerde yani buraların ilk kullanılmaya başladığı süreçlerde Trakya’da yaşayan gruplar hatta Doğu Roma İmparatorluğu’nun yöneticileri de bu Aryus Mezhebine bağlı olarak karşımıza çıkıyor. Daha sonraki konsillerde ve daha sonraki aşamada karşımıza çıkan dini veriler de buranın bir Ortodokslaşma süreci var. Yani son sürecinde bir Ortodoks kilisesi olarak kullanıldığını biliyoruz” dedi.
TURİZM AÇISINDAN NEDİR DEĞERİ?
Trakya’nın turizmi açısından önemli bir yer olduğunu ifade eden Beksaç, “Turizm açısından değeri önemli bizim buraya Avrupa’dan veya buradaki Balkan ülkelerinden gelen bazı arkadaşlarımı getirdiğim zaman, onlar da bunu teyit ettiler. Yani Edirne turizm açısından gerçekten önemli bir yer hatta Trakya turizm ve Türkiye Turizm açısından farklı bir konumda olduğu net olarak bilinen bir yer burası.
NASIL KURTARILIR?
Şapellere özel restorasyon çalışmaları yapılabileceğini söyleyen Beksaç, “Kazıları devam edebilir. Daha detaylı bir şekilde buralar ele alınıp, tanıtılabilir. Yani esasında iyi tanıtıldığı takdirde Sinanköy kendisini karşılayabilecek bir yer” dedi. (Haber- Fotoğraf: Umut IŞIK)





