Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu (TOYK) Edirne Sözcüsü Benay Gürsel, çocukların okul yemeği ve temiz suya erişim hakkı için uzun süredir süregelen mücadelelerini vurgulayan bir açıklama yaptı. Gürsel, Türkiye’de sosyal devlet anlayışının temel gereği olarak tüm çocukların bu haklardan yararlanabilmesinin kamusal bir sorumluluk olduğunu ve bunun yalnızca ihtiyaç temelli bir gıda desteği değil, evrensel bir yurttaşlık hakkı olduğunu belirtti.
TOYK’un, 14 Kasım’da yapılacak eğitim bütçesi görüşmesi öncesinde kamusal kaynakların çocukların sağlıklı ve eşit koşullarda eğitim alması için ayrılması gerektiğine dikkat çektiğini ifade eden Gürsel, tüm kamu yöneticilerine anayasal ve uluslararası sözleşmelere dayalı sorumluluklarını hatırlattı. “Dünyanın pek çok ülkesinde okul yemeği programları Norveç’ten Şili’ye, Hindistan’dan Kenya’ya kadar geniş bir coğrafyada uygulanıyor. Bu ülkelerde, çocukların eğitim süreçlerine tam olarak katılabilmeleri için okul yemeği programları bir ihtiyaç yardımı değil, hak olarak tanınıyor” diye konuştu. Okul yemeği programlarının yalnızca yoksul çocuklara değil, toplumun her kesiminden çocuklara kamusal hizmet kapsamında sunulması gerektiğinin altını çizdi.
Gürsel, özellikle Türkiye’deki taşımalı eğitimde ve deprem bölgesindeki öğrenciler için okul yemeği uygulamalarının durdurulmasını eleştirerek, “Devletin kamusal kaynaklarının toplum yararına kullanılması gerekirken, özel okullara yapılan teşviklerin artması ve sosyal devlet anlayışının gerektirdiği uygulamaların aksamasının kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Çocuklara yönelik kaynak eksikliğinin sebebi bütçe yetersizliği değil; mevcut kaynakların doğru yerlere yönlendirilmemesidir. Çocuklarımızın temel hakları için kaynak bulamayanlar, çeşitli özel kurum ve yapılara yüklü miktarlarda fonlar ayırmaktadır. Karar vericiler bu bütçe döneminde kamusal kaynakları çocuklar ve kamusal eğitim hakkı için kullanma sorumluluğu ile karşı karşıyadır” dedi. Gürsel, Türkiye’de okul çağındaki çocukların dörtte üçünün, yani 0-17 yaş grubunun yaklaşık yüzde 27’sinin okul çağı nüfusunda olduğunu ve beslenme ile sağlıklı yaşam hakkının tüm çocuklar için geçerli olması gerektiğini vurguladı.
Sağlıklı beslenme, dengeli diyet ve temel gıda maddelerine erişimdeki yetersizlikler hakkında TÜİK ve Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün raporlarına da değinen Gürsel, özellikle bodurluk gibi kalıcı sağlık sorunlarının çocukları etkilediğini belirtti. “Araştırmalara göre ülkemizde çocukların yüzde 62,4’ü ağırlıklı olarak ekmek ve makarna gibi düşük maliyetli yiyeceklerle besleniyor. Günlük meyve tüketimi yüzde 50,5, sebze tüketimi yüzde 33 ve et, balık gibi protein kaynaklarına erişim yalnızca yüzde 10,2. Bu veriler, ülkemizdeki yoksulluğun çocuklar üzerindeki etkisini net bir şekilde gözler önüne seriyor” dedi. Gürsel, bu şartlar altında çocukların okul yemeğine erişimlerinin sağlanmasının onların sağlıklı gelişimi ve eğitim hayatlarına devam etmeleri için kritik bir önem taşıdığını ifade etti.
Gürsel ayrıca, Türkiye’de okul terki oranının son yıllarda ciddi oranda arttığını ve özellikle yoksul bölgelerde çocukların eğitimden kopuşlarının hızlandığını söyledi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023-2024 eğitim dönemi istatistiklerinde, eğitim dışındaki çocuk sayısının yüzde 38,4 artarak 612 bine ulaştığını ve açık öğretim öğrencileri ile okul çağında olup örgün eğitim dışında kalan çocuk sayısının 2,3 milyonu geçtiğini belirtti. Gürsel’e göre okul yemeği, birçok ülkede çocukların okula devam etmelerini teşvik eden bir araç olarak görülüyor. Pakistan örneğini paylaşan Gürsel, bu ülkede kız çocuklarının düzenli okula devam etmelerini sağlamak amacıyla her ay okula 20 gün gelen öğrencilere belirli gıda maddeleri verildiğini ve bu uygulamanın okullaşma oranını yüzde 135 artırdığını ifade etti.
Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde devletin çocuklara yönelik beslenme hakkını sağlaması gerektiğini hatırlatan Gürsel, özellikle Türkiye’nin imzalamış olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası belgelerin bu konuda açık yükümlülükler getirdiğini belirtti. Okul yemeği ve temiz suyun çocukların temel birer insan hakkı olduğunu ifade eden Gürsel, “Bu hakların sağlanması lütuf değil, sosyal devletin asli bir görevidir. Çocukların eşit şartlarda eğitim alabilmeleri için bütçenin çocuklardan yana kullanılması ve kamusal kaynakların bu doğrultuda önceliklendirilmesi gerekmektedir” dedi.
TOYK olarak, okul yemeği programlarının dezavantajlı bölgelerden başlayarak tüm ülke genelinde yaygınlaştırılması ve bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiren Gürsel, “Bu çağrı, Türkiye genelinde her çocuğun eğitim hayatında karşılaştığı zorlukların üstesinden gelebilmesi için yapılmıştır. Kamusal kaynaklar, çocuklarımızın yararına kullanılmadığında ortaya çıkan sonuçlar, eğitimden kopuş, çocuk işçiliği ve çocuk yaşta evlilik gibi olumsuz durumlara yol açmaktadır. Sosyal devlet anlayışı ve anayasal sorumluluk gereği tüm çocuklarımızın sağlıklı beslenme ve eğitim olanaklarına erişiminin sağlanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.(Haber Merkezi)





