Haber-Fotoğraf: Hatice ÖZSOY
Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakütesi Dekanlık Toplantı Salonunda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Öztürk, nefesin ne olduğu, doğru nefesin vücuda yararlarından bahsetti.
Türk Dil Kurumunun (TDK) nefesi tanımlarken; soluk, şifa amacıyla okunan dua, canlılık ve hayat belirtisi ifadelerine yer verdiğini söyleyen Öztürk, “Nefes alamadığında başka hiçbir şeyin önemi kalmaz” dedi.
Öztürk, “Nefes almak, hepimizin günlük yaşam içinde farkında olarak veya olmayarak gerçekleşleştirdiği fizyolojik bir süreçtir. Nefes tüm yaşamsal faaliyetlerimiz için çok önemlidir.Vücudumuzdaki trilyonlarca hücrenin oksijen ihtiyacını karşılamak ve oluşan karbondioksiti uzaklaştırmak için nefes alıp vermeye zorunluyuz. Fizyolojik görevinin yanısıra nefes beden, zihin ve ruhumuz arasında bir köprü görevi de görmektedir.Kısaca nefesi kısıtlamak yaşamı kısıtlamaktır diyebiliriz. Nefesimiz ne kadar doğru ise yaşamımız da o oranda açık ve rahat olacaktır” dedi.
“NEFESİN RİTMİNİ DEĞİŞTİRMEK BEYNİN DE RİTMİNİ DEĞİŞTİRİR”
Yapılan araştırmalarla nefes ritmini değiştirerek beynin de ritminin değiştiriğini söyleyen Öztürk, “Değişik ruhsal durumlar da değişik nefes ritimlerini doğuruyor” dedi.
Öztürk, “Ayrıca nefesin ritminin değiştirilmesi de değişik ruh hallerini açığa çıkarabilir. Bu nedenle nefesin alış ve veriş şeklini değiştirdiğimiz andan itibaren yaşamımız da değişebilir. Nefes farkındalığını sağlamak işin ilk adımıdır. Çoğu zaman aldığımız nefes doğru ve yeterli bir nefes olmamaktadır. Ve nefesin sağladığı iyileştirici gücü kullanamamaktayız. Aslında kolayca öğrenilecek olan nefes teknikleri ile nefesin iyileştirici gücünü hayatımıza alıp nefesi doğru kontrol ettiğimizde, sinir sistemimiz üzerinde ve dolayısıyla zihin üzerinde de kontrol sağlamış oluruz” dedi.
“DOĞRU NEFESLE VÜCUTTAKİ SİSTEMLERİ KONTROL EDEBİLİRİZ”
Vücuttaki tüm sistemlerin insanların isteği dışında otomatik olarak çalıştığını söyleyen Öztürk, solunum sisteminin de bu kontrolün altında olduğunu fakat çalışılarak düzenlenebilir olduğunun altını çizdi.
Öztürk, iki tür nefes alış sistemi olduğunu belirterek, “Sempatik sistem bizim savaş ya da kaç durumlarında bizi alarma geçiren, hareketlendiren bir sistem iken, parasempatik sistem sindirim sistemini uyaran, dinlenme ve gevşeme sağlayan sistemdir. Nefes alırken kalp atışlarının hızı artar, nefes verirken kalp atışı yavaşlar. Parasempatik sistem vücudun iyileşmesini sağlayan ana sistemdir. Sempatik ve parasempatik sistemin yarattığı kalp hızı değişkenliği sağlık, duygu durum/ruh hali ve adaptasyonun önemli göstergesidir. Solunum egzersizlerinin kalp atım hızını, tansiyonu ve stres hormonlarını düşürdüğü bilinmektedir.Solunum egzersizleri ile asıl uyarılmak istenenvagus siniridir.Vagus siniri parasempatik sistemin en önemli siniridir. Yapılan çalışmalardavagus sinirinin uyarılması ile zihinsel ve fiziksel sağlığın geliştirilmesi ile ilişkili olduğu gösterilmiştir” diye konuştu.
“SOLUNUM RİTMİ İLE BEYİN RİTMİ DEĞİŞİR”
Beynin farklı durumlarda farklı frekanslarla beyin dalgaları oluşturduğunu söyleyen Öztürk, “Stresli durumlarda oluşan yüksek frekanslı dalgalarda uzun süre kalmak sağlık açısından olumsuz etki yaratabilir. Yapılan çalışmalar beyin dalgalarının solunum egzersizleri ile solunumun ritmine uygun olarak değişebildiğini göstermiştir. Solunum ritmini yavaşlatarak beynimizin dinlenebileceği yavaş frekanslara geçmesi mümkün olur. Sonuç olarak solunum ritmi ile beyin ritmi değişir” dedi.
“İLK OLARAK DOĞRU NEFES ÖĞRENİLMELİ”
İlk olarak yapılması gerekenin sahip olunan nefes alma ve verme şeklinin nasıl olduğunu farketmek ve bunun olması gereken solunum şekline çevrilmesi olduğunu söyleyen Öztürk, “Birinci kural nefesin burundan alınıp burundan verilmesidir. Çünkü solunumun esas giriş yolu burundur. Böylece nefes burundan alındığında hava ısıtılır, nemlendirilir ve temizlenir. Hava akciğerlere kontrollü bir şekilde sunulmuş olur. Ayrıca burnun koku alma işlevi, çevre ve kendimizle olan ilişkimizi ve duygularımızı da etkiler. Burundan nefes alamamanın kalp hızı ve tansiyon üzerine olumsuz etki yarattığı da bilinmektedir. Bu nedenle iyi bir solunum için açık bir burun şarttır. İnsanların yüzde 70-80‘ininde nasal döngü görülür. Refleks olarak sağ ve sol burun boşluklarının sırayla genişleyip daralmasıyla bir taraf daha baskın olarak solunumu sağlar. Mekanizma tam bilinmemekle beraber sol burun nefesinin parasempatik sistemi uyardığı, sağ burun nefesinin ise sempatik sistemi uyardığı görülmüştür” dedi.
“UYKU PROBLEMİ YAŞAYANLAR SAĞ TARAFA DOĞRU YATARSA UYKU HALİNE DAHA ÇABUK GEÇERLER”
Öztürk, “Örneğin uyku problemi yaşayanlar eğer sağ yanlarına yatarlarsa sağ burun deliği tıkanır ve sol burun deliğinden nefes almak zorunda kalırlar. Sol burun deliği de parasempatik sistemi uyardığı için dinlenme- gevşeme durumu yaratacaktır ve daha kolay uykuya geçiş sağlayacaktır. Zihnin ve sinir sisteminin dengelenmesinde kullanılacak yöntemlerden biri de alternatif burun nefesi egzersizleridir. Nefes egzersizlerinde ikinci kural, nefes alma işlevini kontrol eden solunum kası olan diyafram kasının kullanılmasıdır. Nefes egzersizlerinde omuz kuşağını ve göğüs kafesini kullanmadan sadece diyafram kasını kullanmak önemlidir. Kısaca solunum egzersizleri kardiyopulmoner uygunluk, bağışıklık fonksiyonu, psikolojik sağlık, stres, kaygı ve yürütücü işlevler (muhakeme, problem çözme ve karar verme gibi) üzerinde yararlı etkiler sağlar. Hastalık sahibi olan kişiler için de medikal tedaviye destek sağlaması açısından önemlidir.Doğru nefes tekniklerinin kişinin ihtiyacına göre belirlenebilmesi için uzman kişilerce değerlendirilmesi gerekir. Trakya Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü olarak etkili nefes teknikleri ile ilgili danışmanlık vermekteyiz. Ayrıca üniversitemiz bünyesinde alan içi ve alan dışı dersler, seminerler ve çalıştaylarla meslektaşlarımızı yetiştirmekte ve farkındalık çalışmaları yapmaktayız” şeklinde konuştu.
Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakütesi Dekanlık Toplantı Salonunda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Öztürk, nefesin ne olduğu, doğru nefesin vücuda yararlarından bahsetti.
Türk Dil Kurumunun (TDK) nefesi tanımlarken; soluk, şifa amacıyla okunan dua, canlılık ve hayat belirtisi ifadelerine yer verdiğini söyleyen Öztürk, “Nefes alamadığında başka hiçbir şeyin önemi kalmaz” dedi.
Öztürk, “Nefes almak, hepimizin günlük yaşam içinde farkında olarak veya olmayarak gerçekleşleştirdiği fizyolojik bir süreçtir. Nefes tüm yaşamsal faaliyetlerimiz için çok önemlidir.Vücudumuzdaki trilyonlarca hücrenin oksijen ihtiyacını karşılamak ve oluşan karbondioksiti uzaklaştırmak için nefes alıp vermeye zorunluyuz. Fizyolojik görevinin yanısıra nefes beden, zihin ve ruhumuz arasında bir köprü görevi de görmektedir.Kısaca nefesi kısıtlamak yaşamı kısıtlamaktır diyebiliriz. Nefesimiz ne kadar doğru ise yaşamımız da o oranda açık ve rahat olacaktır” dedi.
“NEFESİN RİTMİNİ DEĞİŞTİRMEK BEYNİN DE RİTMİNİ DEĞİŞTİRİR”
Yapılan araştırmalarla nefes ritmini değiştirerek beynin de ritminin değiştiriğini söyleyen Öztürk, “Değişik ruhsal durumlar da değişik nefes ritimlerini doğuruyor” dedi.
Öztürk, “Ayrıca nefesin ritminin değiştirilmesi de değişik ruh hallerini açığa çıkarabilir. Bu nedenle nefesin alış ve veriş şeklini değiştirdiğimiz andan itibaren yaşamımız da değişebilir. Nefes farkındalığını sağlamak işin ilk adımıdır. Çoğu zaman aldığımız nefes doğru ve yeterli bir nefes olmamaktadır. Ve nefesin sağladığı iyileştirici gücü kullanamamaktayız. Aslında kolayca öğrenilecek olan nefes teknikleri ile nefesin iyileştirici gücünü hayatımıza alıp nefesi doğru kontrol ettiğimizde, sinir sistemimiz üzerinde ve dolayısıyla zihin üzerinde de kontrol sağlamış oluruz” dedi.
“DOĞRU NEFESLE VÜCUTTAKİ SİSTEMLERİ KONTROL EDEBİLİRİZ”
Vücuttaki tüm sistemlerin insanların isteği dışında otomatik olarak çalıştığını söyleyen Öztürk, solunum sisteminin de bu kontrolün altında olduğunu fakat çalışılarak düzenlenebilir olduğunun altını çizdi.
Öztürk, iki tür nefes alış sistemi olduğunu belirterek, “Sempatik sistem bizim savaş ya da kaç durumlarında bizi alarma geçiren, hareketlendiren bir sistem iken, parasempatik sistem sindirim sistemini uyaran, dinlenme ve gevşeme sağlayan sistemdir. Nefes alırken kalp atışlarının hızı artar, nefes verirken kalp atışı yavaşlar. Parasempatik sistem vücudun iyileşmesini sağlayan ana sistemdir. Sempatik ve parasempatik sistemin yarattığı kalp hızı değişkenliği sağlık, duygu durum/ruh hali ve adaptasyonun önemli göstergesidir. Solunum egzersizlerinin kalp atım hızını, tansiyonu ve stres hormonlarını düşürdüğü bilinmektedir.Solunum egzersizleri ile asıl uyarılmak istenenvagus siniridir.Vagus siniri parasempatik sistemin en önemli siniridir. Yapılan çalışmalardavagus sinirinin uyarılması ile zihinsel ve fiziksel sağlığın geliştirilmesi ile ilişkili olduğu gösterilmiştir” diye konuştu.
“SOLUNUM RİTMİ İLE BEYİN RİTMİ DEĞİŞİR”
Beynin farklı durumlarda farklı frekanslarla beyin dalgaları oluşturduğunu söyleyen Öztürk, “Stresli durumlarda oluşan yüksek frekanslı dalgalarda uzun süre kalmak sağlık açısından olumsuz etki yaratabilir. Yapılan çalışmalar beyin dalgalarının solunum egzersizleri ile solunumun ritmine uygun olarak değişebildiğini göstermiştir. Solunum ritmini yavaşlatarak beynimizin dinlenebileceği yavaş frekanslara geçmesi mümkün olur. Sonuç olarak solunum ritmi ile beyin ritmi değişir” dedi.
“İLK OLARAK DOĞRU NEFES ÖĞRENİLMELİ”
İlk olarak yapılması gerekenin sahip olunan nefes alma ve verme şeklinin nasıl olduğunu farketmek ve bunun olması gereken solunum şekline çevrilmesi olduğunu söyleyen Öztürk, “Birinci kural nefesin burundan alınıp burundan verilmesidir. Çünkü solunumun esas giriş yolu burundur. Böylece nefes burundan alındığında hava ısıtılır, nemlendirilir ve temizlenir. Hava akciğerlere kontrollü bir şekilde sunulmuş olur. Ayrıca burnun koku alma işlevi, çevre ve kendimizle olan ilişkimizi ve duygularımızı da etkiler. Burundan nefes alamamanın kalp hızı ve tansiyon üzerine olumsuz etki yarattığı da bilinmektedir. Bu nedenle iyi bir solunum için açık bir burun şarttır. İnsanların yüzde 70-80‘ininde nasal döngü görülür. Refleks olarak sağ ve sol burun boşluklarının sırayla genişleyip daralmasıyla bir taraf daha baskın olarak solunumu sağlar. Mekanizma tam bilinmemekle beraber sol burun nefesinin parasempatik sistemi uyardığı, sağ burun nefesinin ise sempatik sistemi uyardığı görülmüştür” dedi.
“UYKU PROBLEMİ YAŞAYANLAR SAĞ TARAFA DOĞRU YATARSA UYKU HALİNE DAHA ÇABUK GEÇERLER”
Öztürk, “Örneğin uyku problemi yaşayanlar eğer sağ yanlarına yatarlarsa sağ burun deliği tıkanır ve sol burun deliğinden nefes almak zorunda kalırlar. Sol burun deliği de parasempatik sistemi uyardığı için dinlenme- gevşeme durumu yaratacaktır ve daha kolay uykuya geçiş sağlayacaktır. Zihnin ve sinir sisteminin dengelenmesinde kullanılacak yöntemlerden biri de alternatif burun nefesi egzersizleridir. Nefes egzersizlerinde ikinci kural, nefes alma işlevini kontrol eden solunum kası olan diyafram kasının kullanılmasıdır. Nefes egzersizlerinde omuz kuşağını ve göğüs kafesini kullanmadan sadece diyafram kasını kullanmak önemlidir. Kısaca solunum egzersizleri kardiyopulmoner uygunluk, bağışıklık fonksiyonu, psikolojik sağlık, stres, kaygı ve yürütücü işlevler (muhakeme, problem çözme ve karar verme gibi) üzerinde yararlı etkiler sağlar. Hastalık sahibi olan kişiler için de medikal tedaviye destek sağlaması açısından önemlidir.Doğru nefes tekniklerinin kişinin ihtiyacına göre belirlenebilmesi için uzman kişilerce değerlendirilmesi gerekir. Trakya Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü olarak etkili nefes teknikleri ile ilgili danışmanlık vermekteyiz. Ayrıca üniversitemiz bünyesinde alan içi ve alan dışı dersler, seminerler ve çalıştaylarla meslektaşlarımızı yetiştirmekte ve farkındalık çalışmaları yapmaktayız” şeklinde konuştu.





