Uzman Psikolog M. Utku Tohumcu, kişisel gelişim hedeflerinin kişinin kendisini yetersiz hissetmesine ve zamanla psikolojik açıdan yorulmasına neden olabileceğini belirtti. Tohumcu, sağlıklı değişimin kendini kabul etmekle başladığını vurguladı.
Daha başarılı, üretken ve sağlıklı olma isteği günlük yaşamda pek çok hedefi beraberinde getiriyor. Erken kalkmak, spor yapmak, kitap okumak ya da yeni alışkanlıklar edinmek kişisel gelişimin parçası olarak görülüyor. Ancak bu hedefler, kişinin kendisini sürekli eksik görmesine neden olduğunda motivasyon kaynağı olmaktan çıkıp baskıya dönüşebiliyor.
Uzman Psikolog M. Utku Tohumcu, kendini geliştirmek ile kendini sürekli düzeltmeye çalışmanın aynı şey olmadığını belirterek, kişinin değişim sürecinde kendisini olduğu haliyle kabul etmesinin önemine dikkat çekti. Tohumcu, “Kendimizi değiştirmek için önce kendimizden nefret etmemiz gerekmiyor” dedi.
Kişisel gelişim eksikler listesine dönüşmemeli
Yeni şeyler öğrenmenin ve yaşam kalitesini artıracak adımlar atmanın yararlı olabileceğini kaydeden Tohumcu, hayatı tamamlanması gereken bir eksikler listesi gibi görmenin kişiyi yıpratabileceğini ifade etti.
Kişinin karşısına sürekli yeni hedefler konulduğuna işaret eden Tohumcu, bu hedeflerin zamanla “Şu anki halim yeterli değil” düşüncesini besleyebileceğini söyledi. Bir hedef tamamlandığında yenisinin ortaya çıkmasının, yaşamı sürekli ilerleme kaydedilmesi gereken bir projeye çevirebildiğini belirtti.
Başarıyı kişinin değeriyle eşitlememek gerekiyor
Mükemmeliyetçiliğin yalnızca başarılı olmayı istemek anlamına gelmediğini dile getiren Tohumcu, kişinin kendi değerini performansına ya da hatasız olmasına bağlamasının kaygıyı artırabileceğini kaydetti. Ona göre önemli olan, hedefe ulaşılamadığında kişinin kendisine nasıl yaklaştığı.
Bir sınavdan düşük not alındığında ya da bir ilişkide hata yapıldığında, davranışı değerlendirmekle kişinin bütün kişiliğini yargılamak arasındaki farka dikkat çeken Tohumcu, başarısızlığın “Ben beceriksizim” düşüncesine dönüşmesinin kişinin kendisiyle ilişkisini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Kendinize arkadaşınıza gösterdiğiniz anlayışı gösterin
İnsanların yakınlarına karşı daha anlayışlı, kendilerine karşı ise daha sert olabildiğini söyleyen Tohumcu, öz-şefkatin bu noktada önem kazandığını ifade etti. Öz-şefkatin hataları yok saymak olmadığını belirten Tohumcu, zorlanılan anlarda kendine gerçekçi ve anlayışlı yaklaşmanın sağlıklı bir değişim sürecini desteklediğini söyledi.
Tohumcu, kişinin hedeflerini hangi nedenle belirlediğini sorgulamasını önererek, “Hayatımda değiştirmek istediğim şeyleri gerçekten istediğim için mi değiştiriyorum? Yoksa olduğum halimi yeterli bulmadığım için mi?” sorusunun üzerinde durulması gerektiğini vurguladı. Kendine iyi bakma isteğiyle yetersiz kalma korkusunun benzer davranışlara yol açabileceğini, ancak bu iki yaklaşımın kişinin ruhsal deneyimini farklılaştırabileceğini kaydetti.
Her gün daha iyi olmak zorunda değiliz
Psikolojik iyilik halinin insanın kendisini sürekli yeniden kurması anlamına gelmediğini belirten Tohumcu, dinlenmenin ve bazı günler hiçbir şey yapamamanın da yaşamın doğal bir parçası olduğunu ifade etti.
Tohumcu, “Her gün kendimizin daha iyi bir versiyonuna dönüşmek zorunda değiliz” diyerek, kişinin zaman zaman ilerleyebileceğini, zorlanabileceğini ya da yalnızca dinlenmeye ihtiyaç duyabileceğini söyledi. Kendini kabul etmenin gelişimden vazgeçmek olmadığını vurgulayan Tohumcu, insanın bazen mevcut haliyle de yeterli olduğunu hatırlamasının önemine dikkat çekti. (Alp Togan BOLU)





