Doç. Dr. Hacer Ateş, Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi’nin tarihsel sürecini ve Türkiye’ye etkilerini anlattı. Ateş, mübadelenin yalnızca bir göç değil, aynı zamanda büyük bir insanlık dramı olduğunu belirtti.
Türk-Yunan nüfus mübadelesinin kökenleri, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar uzanıyor. Osmanlı Devleti’nin bu savaşta yenilgiye uğramasıyla birlikte, Balkanlar’daki Türk-Müslüman nüfusun önemli bir bölümü Anadolu’ya ve elde kalan topraklara göç etmek zorunda kaldı. Bu süreç, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı ile birlikte daha da hız kazandı.
Trakya Üniversitesi Göç ve Mübadele Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hacer Ateş, mübadele sürecinin Millî Mücadele’nin kazanılmasıyla yeni bir boyut kazandığını belirtti. Ateş, Türk ordusunun zaferi ve İzmir’in kurtarılmasının ardından Türkiye’de yaşayan Rum nüfusun bir kısmının Yunanistan’a göç ettiğini ifade etti.
Bu göçlerin Yunanistan’da ciddi sosyal ve ekonomik sorunlara yol açtığını söyleyen Ateş, konunun Lozan görüşmelerinde öncelikli başlıklardan biri haline geldiğini dile getirdi. 30 Ocak 1923’te imzalanan “Türk ve Rum Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol” ile İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri hariç olmak üzere karşılıklı zorunlu göç kararı alındı.
Mübadele sürecinin yürütülmesi amacıyla Uluslararası Muhtelit Mübadele Komisyonu kuruldu. Kararın 1 Mayıs 1923’te yürürlüğe girmesi planlansa da uygulama Kasım 1923’te başladı. Göçlerin en yoğun yaşandığı dönem ise 1924 yılı oldu.
Selanik, Kavala, Drama, Serez, Girit, Midilli, Sakız ve Limni başta olmak üzere birçok bölgeden on binlerce Müslüman Türk, kara ve deniz yoluyla Türkiye’ye getirildi. Gelen mübadillerin yerleştirilmesi Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti tarafından yürütüldü. Daha sonra bu görev İçişleri Bakanlığı’na bağlı İskân Müdürlüğü’ne devredildi.
İskân için oluşturulan bölgeler arasında Edirne de önemli bir yer tuttu. Hem geçiş güzergâhında bulunması hem de yerleşim merkezi olması nedeniyle Edirne, mübadele tarihinde kritik rol oynadı.
Sözleşme kapsamında yaklaşık 500 bin Müslüman Türk ile 1 milyon 200 bin Ortodoks Rum zorunlu göçe tabi tutuldu. Ateş, bu sürecin her iki toplum için de derin acılar ve kayıplar içerdiğini vurguladı.
Doç. Dr. Hacer Ateş, mübadelenin genç Türkiye Cumhuriyeti için büyük bir sınav olduğunu belirterek, “Savaşlardan yorgun çıkan, ekonomik olarak zor durumda olan ülkemiz, tüm imkânsızlıklara rağmen bu süreci başarıyla yönetmiştir” dedi.
Ateş, mübadillerin Türkiye’de tarım ve hayvancılığın gelişmesine önemli katkı sağladığını, üretimin artmasında büyük rol oynadığını ifade etti. Mübadeleyle birlikte Türk nüfus yoğunluğunun arttığını belirten Ateş, yaşananların yalnızca tarihsel bir olay değil, aynı zamanda unutulmaması gereken büyük bir insanlık hikâyesi olduğunu sözlerine ekledi.(Haber Merkezi)





