Haber: Hatice ÖZSOY
Açıklamasında “Her toplum, geçmişinden övünç sayfaları arama eğilimindedir” diyen Yılmaz, kutsal tarihin olmadığını, irdelenmesi ve çözümsel bakışla elden geçirilmesi gereken yüzyıllar olduğunu belirtti.
Günümüzdeki fetihlerin geçmişteki gibi kitlelere övünme kaynağı olmadığını dile getiren Yılmaz, türlü çağlardan geçen insanlığın bir türlü barış çağına ulaşamadığının altını çizdi. Endüstri devrimini başlatan ve kazanımlarıyla zenginleşen ulusların, kabaran iştahları yüzünden, dünyayı paylaşmak için birbirlerinin boğazına sarıldıklarını dile getiren Yılmaz, “Tarım toplumu niteliğini ısrarla sürdüren Osmanlı İmparatorluğu, 20. Yüzyılda sömürge arayışındaki Batılı Devletlerin hedefindeki “moribond” niteliğinde yazgısını bekler oldu. Neredeyse iki yüz yıldan beri yenilgi ve geri çekilmeden başka varlık gösteremeyen Osmanlı ordusu, genç komutanları öncülüğünde canını dişine takarak, İtilaf Ordularını, Çanakkale’de, durdurmayı başardı.Genç subayların yönetimindeki ordumuzun kazandığı Çanakkale Zaferi, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanmasını engellemeye yetmedi. Çünkü ülkeyi yönetenlerde o irade ve direnç yoktu. Böylece başkent İstanbul da içinde olmak üzere yurt işgalleri başladı. Bununla yetinmeyen işgalci devletler, Anadolu bozkırındaki daracık bir alana sıkıştırılmış bir Türk Devleti bırakan Sevr Anlaşması’yla umdukları sona ulaştıklarını düşündüler” dedi.
19 Mayıs 1919 günü Türk halkının büyük bir serüvene atıldığını belirten Yılmaz, “4 yıl, 5 ay, 10 gün sonra Türkiye Cumhuriyeti olarak tarih sahnesindeki onurlu yerimizi aldık” dedi.
Yurdun işgallerden temizlendiğini ve yaratılan özgüvenle Lozan Barış Antlaşmasının bağışlanıldığını ve tüm ulusu saran bir coşkuyla gelecek hedeflere odaklanıldığını belirten Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti, 20.Yüzyılın en büyük kazanımıdır. Çünkü “Doğunun bütün mazlum ulusları”, bu utkudan kendilerine pay çıkardılar, umut ürettiler. Onun için Mustafa Kemal Atatürk, ‘Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” diyerek bir övünme payı olarak tarihi gösterebildi” dedi.
“LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI TARTIŞMAYA AÇIK DEĞİLDİR, İNKÂR EDİLEMEZ”
Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti, “bu toprakların meşru sahibidir” diyen Lozan Barış Antlaşması’nı tartışmaya açarak inkâr edilmeye çalışılmasının bir anlamı var mı? Bursa Belediye başkanına anımsatalım; 30 Ağustoslar olmasaydı, Bursa’nın ufak tefek taşları türküsünü, belediye törenlerinde söyletebilecek miydin? Bütün çarpıtmalara, karalamalara karşın Cumhuriyetin aydınlık yüzü, halkın uyanık bilinci geleceğimizin güvencesidir” dedi.
Açıklamasında “Her toplum, geçmişinden övünç sayfaları arama eğilimindedir” diyen Yılmaz, kutsal tarihin olmadığını, irdelenmesi ve çözümsel bakışla elden geçirilmesi gereken yüzyıllar olduğunu belirtti.
Günümüzdeki fetihlerin geçmişteki gibi kitlelere övünme kaynağı olmadığını dile getiren Yılmaz, türlü çağlardan geçen insanlığın bir türlü barış çağına ulaşamadığının altını çizdi. Endüstri devrimini başlatan ve kazanımlarıyla zenginleşen ulusların, kabaran iştahları yüzünden, dünyayı paylaşmak için birbirlerinin boğazına sarıldıklarını dile getiren Yılmaz, “Tarım toplumu niteliğini ısrarla sürdüren Osmanlı İmparatorluğu, 20. Yüzyılda sömürge arayışındaki Batılı Devletlerin hedefindeki “moribond” niteliğinde yazgısını bekler oldu. Neredeyse iki yüz yıldan beri yenilgi ve geri çekilmeden başka varlık gösteremeyen Osmanlı ordusu, genç komutanları öncülüğünde canını dişine takarak, İtilaf Ordularını, Çanakkale’de, durdurmayı başardı.Genç subayların yönetimindeki ordumuzun kazandığı Çanakkale Zaferi, Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanmasını engellemeye yetmedi. Çünkü ülkeyi yönetenlerde o irade ve direnç yoktu. Böylece başkent İstanbul da içinde olmak üzere yurt işgalleri başladı. Bununla yetinmeyen işgalci devletler, Anadolu bozkırındaki daracık bir alana sıkıştırılmış bir Türk Devleti bırakan Sevr Anlaşması’yla umdukları sona ulaştıklarını düşündüler” dedi.
19 Mayıs 1919 günü Türk halkının büyük bir serüvene atıldığını belirten Yılmaz, “4 yıl, 5 ay, 10 gün sonra Türkiye Cumhuriyeti olarak tarih sahnesindeki onurlu yerimizi aldık” dedi.
Yurdun işgallerden temizlendiğini ve yaratılan özgüvenle Lozan Barış Antlaşmasının bağışlanıldığını ve tüm ulusu saran bir coşkuyla gelecek hedeflere odaklanıldığını belirten Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti, 20.Yüzyılın en büyük kazanımıdır. Çünkü “Doğunun bütün mazlum ulusları”, bu utkudan kendilerine pay çıkardılar, umut ürettiler. Onun için Mustafa Kemal Atatürk, ‘Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” diyerek bir övünme payı olarak tarihi gösterebildi” dedi.
“LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI TARTIŞMAYA AÇIK DEĞİLDİR, İNKÂR EDİLEMEZ”
Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti, “bu toprakların meşru sahibidir” diyen Lozan Barış Antlaşması’nı tartışmaya açarak inkâr edilmeye çalışılmasının bir anlamı var mı? Bursa Belediye başkanına anımsatalım; 30 Ağustoslar olmasaydı, Bursa’nın ufak tefek taşları türküsünü, belediye törenlerinde söyletebilecek miydin? Bütün çarpıtmalara, karalamalara karşın Cumhuriyetin aydınlık yüzü, halkın uyanık bilinci geleceğimizin güvencesidir” dedi.





