Edirne’de Kırkyama sanatı ile ilgilenen Rezzan Gökalp, yaptığı ürünleri gelecek nesillere aktarıyor. Kırkyama’nın dünya’ da artık endüstriyel bir hal aldığını belirten Gökalp, eserlerini el ile yapmaya devam ettiğini dile getirdi. Gökalp eserlerin 6-7 ayda bir bittiğini ve sabır gerektiren bir iş olduğunu vurguladı. Bu sanatın çok fazla sabır gerektirdiği için yeni neslin bu sanatı öğrenmeye pek hevesli olmadığını ifade etti. Gökalp, sanatı öğrenmek isteyenlere sanatı öğretmek istediğini belirtti.
Kırkyama, eskiden insanların kumaş parçalarını değerlendirmek ve ihtiyaçlarını gidermek amacıyla çeşitli desen ve motifler oluşturarak birleştirip kullandığı, günümüzde ise belli bir sanata dönüşmüş bir el sanatıdır. Kırkyamanın tarihi çok eskilere dayandığı tam olarak ne zaman yapılmaya başlandığı bilinmiyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Kırkyama’ dalında somut olmayan kültürel miras taşıyıcıları listesine giren Edirneli Kırkyama ustası Rezzan Gökalp, el sanatını gelecek nesillere aktarmak için çalışmalara devam ediyor.
Kırkyamanın yokluktan doğduğunu ifade eden Gökalp, kırkyamanın ilk başta bir sanat olarak doğmadığını yıpranan giysilerin biriktirilmesi ile eşyaların ihtiyaca yönelik yeninden değerlendirildiğini söyledi.
Gökalp, çeşitli kumaş parçalarının birleştirilmesi sonucunda yeni ürünlerin ortaya çıkması ile kırkyama ortaya çıktığını belirtti.
Emekli olduktan sonra arayış içinde olduğunu belirten Gökalp, emekli olduktan sonra kırkyama yapmaya başladığını ifade etti.
Gökalp kırkyama’nın kalıcılığı olan ata sanatlarından bir tanesi olduğunu vurguladı. Çocukluktan itibaren bu sanata ilgisinin olduğunu belirten Gökalp, “Kırkyamadan bohçalar yastık kılıfları vardır. O yapılan ürünler benim çok ilgimi çekerdi.” Dedi.
Kumaşlar birbirlerine eklenirken kendi becerilerinin ortaya konulduğunu ifade eden Gökalp, “Biz buna kırkyama diyoruz Avrupa’da buna parça çalışması diyorlar. Küçük kumaşları değerlendirmek için oluşturulmuş. Bütün dünyada kadınların severek yaptığı bir sanat dalı. Öncesinde bu bir sanat dalı olarak doğmamış. Savaş yılarında yokluktan kalan kumaşları, elbiselerin artıkları değerlendirilmiş. Bunlar değerlendirilirken kendi becerilerini eklemişler. Selçuklu motifleri geçme tahta motifleri yapılmaya çalışılmış. Bugüne kadar gelmiş. Herkes kendine özgü yeni şeyler ilave ediyor. Kimi nakış ile kimi boncuk ile ya da geçişler ile kumaşalar ile ilave ediyor.” Sözlerine yer verdi.
Dünya’da bu sanatın artık bir endüstri haline geldiğini ifade eden Gökalp, “Amerika Japonya’da bu bir endüstri haline gelmiş. Makineler kullanılarak seri üretime doğru geçilmiş. Ben bu sanatı el ile yapmaya devam ediyorum. Makinada da tabi ki başında insanlar oluyor ortaya çok ta güzel desenler çıkıyor ama el ile yapılan bence daha değerli. Kırkyama dünyada çok yaygın. Bizde son yıllarda tanınmaya başlanıyor. Hep uygulamada var olan bir şey ama sanat olarak tanınması çok eski değil.” Şeklinde konuştu.
Kırkyama’nın sosyalleşmeyi arttırdığını ifade eden Gökalp, “Bu sanat bir yerde sosyal bir birleşmeyi sağlıyor. Çeşitli kumaş alışverişleri gerektiriyor. Çeşitli renkli kumaşların bulunması gerekiyor. Arkadaşlar arasında alışveriş olunca sosyal yardımlaşma oluyor.” Dedi.
Gökalp, Türkiye’de kırkyama’ya karşı bir ilginin olduğunu kadınların yurt dışında açılan sergilere katılarak dereceler aldığını belirtti.
Yeni kuşağın bu sanatı yapmaya pek ilgisinin olmadığını ifade eden Gökalp, “Bu iş bir sabır ve gönül işidir. Gençlerin pek iplik ve iğne ile araları olmuyor. Bu işi yapmaya yeni kuşaktan pek heves yok. Bu ürünler uzun vadede çıkan ürünler. Bazen bir ürünün ortaya çıkması bir yıl sürebiliyor. Gençler de o kadar bekleyemiyorlar. 7-6 ayda bir eser ortaya çıkabiliyor.” Sözlerine yer verdi.
İşe ilk önce araştırma yaparak başladığını belirten Gökalp, “İlk önce tasarım aşaması var. Orada ne yapacağımızı düşünüyoruz. Araştırma yapıyoruz. Araştırma çok zaman alıyor. Ondan sonra çizimlere geçiyoruz. Kumaş seçimi yapıyoruz, Kumaş seçimi, kumasın uyum sağlamı lazım. Daha sonra kumaşları birleştirme işlemini yapıyoruz. Kumaşlar birleştirildikten sonra üstüne işlenmesi sonra altına elyaf koyup yorganlama yapıyoruz. Yorganlama yaptıktan sonra bitiyor.” İfadelerine yer verdi.
Bu sanatı yapacak yeni nesiller gelse çok mutlu olacağını ifade eden Gökalp, “Bu sanatı devam edecek yeni nesiller gelse çok mutlu olurum. Çok heves ile gelen birkaç kişi oldu sonra yürütemediler. Bu işi yaparken vakit ayırmak gerekiyor. Ben de bu ile zaten emekli olduktan sonra başlamıştım.” Sözlerine yer verdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Kırkyama’ dalında somut olmayan kültürel miras taşıyıcıları listesine alındığını ifade eden Gökalp, bu sanatı temsil etmeye çalıştığını belirtti.
Sanata meraklı olanların ürünlerin değerini anladığını ifade eden Gökalp, “Teknoloji bu sanatı etkiliyordur da bu yapılan ürünler özel ürünler baskı gibi değiller. Meraklısı bunun kıymetini biliyor. Çoğu kişi mağazalardan hazır yastık alırım diyor. Benim yaptığım kaç tane yastık duruyor.” Dedi.
Gökalp, sanatı yaparken terapi gibi geldiğini insanı rahatlattığını dile getirdi.
Ürünleri yaparken eski kumaşları da değerlendirdiğini ifade eden Gökalp, “Tamamen yeni kumaş almıyoruz. Eki kumaşları değerlendiriyoruz. Arkadaşlarım bana kumaş verebiliyoruz bunlara atacağız sen değerlendir diyorlar bende onlar ile bir şeyler yapıyorum. Tamamen yeni çalışmıyoruz olanı değerlendiriyoruz. Esas amacı da o zaten. Evde kalan kenar köşe kumaşlarını topluyoruz. Onları ekleyip oryaya yeni ürünler çıkarıyoruz.” Sözlerine yer verdi. (Haber-Fotoğraf: Alp Togan BOLU)
Kırkyama, eskiden insanların kumaş parçalarını değerlendirmek ve ihtiyaçlarını gidermek amacıyla çeşitli desen ve motifler oluşturarak birleştirip kullandığı, günümüzde ise belli bir sanata dönüşmüş bir el sanatıdır. Kırkyamanın tarihi çok eskilere dayandığı tam olarak ne zaman yapılmaya başlandığı bilinmiyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Kırkyama’ dalında somut olmayan kültürel miras taşıyıcıları listesine giren Edirneli Kırkyama ustası Rezzan Gökalp, el sanatını gelecek nesillere aktarmak için çalışmalara devam ediyor.
Kırkyamanın yokluktan doğduğunu ifade eden Gökalp, kırkyamanın ilk başta bir sanat olarak doğmadığını yıpranan giysilerin biriktirilmesi ile eşyaların ihtiyaca yönelik yeninden değerlendirildiğini söyledi.
Gökalp, çeşitli kumaş parçalarının birleştirilmesi sonucunda yeni ürünlerin ortaya çıkması ile kırkyama ortaya çıktığını belirtti.
Emekli olduktan sonra arayış içinde olduğunu belirten Gökalp, emekli olduktan sonra kırkyama yapmaya başladığını ifade etti.
Gökalp kırkyama’nın kalıcılığı olan ata sanatlarından bir tanesi olduğunu vurguladı. Çocukluktan itibaren bu sanata ilgisinin olduğunu belirten Gökalp, “Kırkyamadan bohçalar yastık kılıfları vardır. O yapılan ürünler benim çok ilgimi çekerdi.” Dedi.
Kumaşlar birbirlerine eklenirken kendi becerilerinin ortaya konulduğunu ifade eden Gökalp, “Biz buna kırkyama diyoruz Avrupa’da buna parça çalışması diyorlar. Küçük kumaşları değerlendirmek için oluşturulmuş. Bütün dünyada kadınların severek yaptığı bir sanat dalı. Öncesinde bu bir sanat dalı olarak doğmamış. Savaş yılarında yokluktan kalan kumaşları, elbiselerin artıkları değerlendirilmiş. Bunlar değerlendirilirken kendi becerilerini eklemişler. Selçuklu motifleri geçme tahta motifleri yapılmaya çalışılmış. Bugüne kadar gelmiş. Herkes kendine özgü yeni şeyler ilave ediyor. Kimi nakış ile kimi boncuk ile ya da geçişler ile kumaşalar ile ilave ediyor.” Sözlerine yer verdi.
Dünya’da bu sanatın artık bir endüstri haline geldiğini ifade eden Gökalp, “Amerika Japonya’da bu bir endüstri haline gelmiş. Makineler kullanılarak seri üretime doğru geçilmiş. Ben bu sanatı el ile yapmaya devam ediyorum. Makinada da tabi ki başında insanlar oluyor ortaya çok ta güzel desenler çıkıyor ama el ile yapılan bence daha değerli. Kırkyama dünyada çok yaygın. Bizde son yıllarda tanınmaya başlanıyor. Hep uygulamada var olan bir şey ama sanat olarak tanınması çok eski değil.” Şeklinde konuştu.
Kırkyama’nın sosyalleşmeyi arttırdığını ifade eden Gökalp, “Bu sanat bir yerde sosyal bir birleşmeyi sağlıyor. Çeşitli kumaş alışverişleri gerektiriyor. Çeşitli renkli kumaşların bulunması gerekiyor. Arkadaşlar arasında alışveriş olunca sosyal yardımlaşma oluyor.” Dedi.
Gökalp, Türkiye’de kırkyama’ya karşı bir ilginin olduğunu kadınların yurt dışında açılan sergilere katılarak dereceler aldığını belirtti.
Yeni kuşağın bu sanatı yapmaya pek ilgisinin olmadığını ifade eden Gökalp, “Bu iş bir sabır ve gönül işidir. Gençlerin pek iplik ve iğne ile araları olmuyor. Bu işi yapmaya yeni kuşaktan pek heves yok. Bu ürünler uzun vadede çıkan ürünler. Bazen bir ürünün ortaya çıkması bir yıl sürebiliyor. Gençler de o kadar bekleyemiyorlar. 7-6 ayda bir eser ortaya çıkabiliyor.” Sözlerine yer verdi.
İşe ilk önce araştırma yaparak başladığını belirten Gökalp, “İlk önce tasarım aşaması var. Orada ne yapacağımızı düşünüyoruz. Araştırma yapıyoruz. Araştırma çok zaman alıyor. Ondan sonra çizimlere geçiyoruz. Kumaş seçimi yapıyoruz, Kumaş seçimi, kumasın uyum sağlamı lazım. Daha sonra kumaşları birleştirme işlemini yapıyoruz. Kumaşlar birleştirildikten sonra üstüne işlenmesi sonra altına elyaf koyup yorganlama yapıyoruz. Yorganlama yaptıktan sonra bitiyor.” İfadelerine yer verdi.
Bu sanatı yapacak yeni nesiller gelse çok mutlu olacağını ifade eden Gökalp, “Bu sanatı devam edecek yeni nesiller gelse çok mutlu olurum. Çok heves ile gelen birkaç kişi oldu sonra yürütemediler. Bu işi yaparken vakit ayırmak gerekiyor. Ben de bu ile zaten emekli olduktan sonra başlamıştım.” Sözlerine yer verdi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Kırkyama’ dalında somut olmayan kültürel miras taşıyıcıları listesine alındığını ifade eden Gökalp, bu sanatı temsil etmeye çalıştığını belirtti.
Sanata meraklı olanların ürünlerin değerini anladığını ifade eden Gökalp, “Teknoloji bu sanatı etkiliyordur da bu yapılan ürünler özel ürünler baskı gibi değiller. Meraklısı bunun kıymetini biliyor. Çoğu kişi mağazalardan hazır yastık alırım diyor. Benim yaptığım kaç tane yastık duruyor.” Dedi.
Gökalp, sanatı yaparken terapi gibi geldiğini insanı rahatlattığını dile getirdi.
Ürünleri yaparken eski kumaşları da değerlendirdiğini ifade eden Gökalp, “Tamamen yeni kumaş almıyoruz. Eki kumaşları değerlendiriyoruz. Arkadaşlarım bana kumaş verebiliyoruz bunlara atacağız sen değerlendir diyorlar bende onlar ile bir şeyler yapıyorum. Tamamen yeni çalışmıyoruz olanı değerlendiriyoruz. Esas amacı da o zaten. Evde kalan kenar köşe kumaşlarını topluyoruz. Onları ekleyip oryaya yeni ürünler çıkarıyoruz.” Sözlerine yer verdi. (Haber-Fotoğraf: Alp Togan BOLU)





