Haber: Hatice ÖZSOY
Ara Güler’den İzzet Keribar’a, Mehmet Turgut’tan Melih Akoğul’a kadar ülkenin tanınmış 53 fotoğrafçısının fotoğraflarından oluşan dergide, Günalan ‘Kafasız Bedenler’ adını taşıyan fotoğrafıyla yer aldı. Günalan, fotoğraf tarihinin arşivlerinde yer alacak olan özel sayfadaki fotoğrafının hikayesini şöyle anlattı:
“Kafa Dergisi’nin Temmuz 2019 sayısında 89’ göçünün tanınmış sembol fotoğraflarından birinin hikayesi ile yayınlamak istediklerini söylemişlerdi. Bu kez dergi editörlerinden Meltem Erkmen, Coşkun Aral’ın koordinatörlüğünde özel bir fotoğraf sayısı hazırlandığını, benim de dergide yer almam istendiğini bildirdi. Fotoğraf seçimini bana bıraktılar. Ben de, hafızamda izi kalan bir fotoğrafımı gönderdim.”
“FOTOĞRAF, OLGULARDAN ALGI YARATMA SANATIDIR”
Günalan, ‘Kafasız Bedenler’ fotoğrafının hikayesini anlatırken şu ifadelere yer verdi:
“Konya’daydım. İslam Ülkeleri Fotoğrafçılar buluşması vardı. Sokak fotoğrafçılığı uygulaması yapılacaktı. Benim de payıma bir grup fotoğrafçı düştü. Eski bir sokakta, bir konfeksiyoncunun önünden geçiyorduk. Mağaza boyunca, kaldırıma yarım boy vitrin mankenleri dizilmişti. Dizilişin ritmi ilgi çekti; ‘Bu cansız modellerin arasına bir çocuk oturtursak, görünenin dışında daha etkileyici bir
fotoğraf elde edebiliriz’ dedim. Hemen bir çocuk bulundu; tabii mağaza sahibinden izin de alındı; çekim gerçekleşti. Fotoğraf; eğer an fotoğrafçısı ya da Magnumcu değilseniz, görme, karar verme, ayıklama, düzenleme, çerçeveleme yorumlama, anlatma ve anlamlandırma işidir.
Bir fotoğrafçının düşünme zamanı vardır; olmalıdır yani. Günlerden bir gün, sosyal medya paylaşım platformlarından birinde bu kurguladığım fotoğrafımı paylaşmıştım. İlginç bir yorum geldi, o kişi beni coşkuyla kutlamış ve ‘Kafasız Bedenlerden oluşan bir toplum bundan daha iyi anlatılamazdı’ diye yorum yazmıştı. Fotoğrafa hemen de sahiplendiğim, etkileyici bir anlam etiketlenmişti. Bu durumu sıkça anlatır, söyleşi ortamlarında paylaşır olmuştum. Başka bir gün, atölye seminerlerimde fotoğrafın anlamı üstüne okumalar yaparken, bu fotoğrafın hikayesini de örnekler arasında saydım. Bazen fotoğraflara, fotoğrafçının dışında anlam kazandırıldığını, kazandırabileceğini söyledim. Seminerden de çok daha farklı bir anlam okuması çıktı. ‘Pink Floyd’un The Wall şarkısı ile eşleştirildi. Herkesin tek tip olmasını isteyen ve bunun için hem eğitim sistemini, hem de medyayı esir almış, insanların bir çeşit cansız mankenlere dönüştürüldüğü kapitalist sistemin eleştirisi yapılmış’ denildi ve eklendi:
‘Herşeye karşın, cansızlaştırılan bu insan dünyasında pekala canlı da kalınabileceğini bize anlatıyor.
Topluma moral ve umut aşılıyor.’ Fotoğraf, olgulardan algı yaratma sanatıdır. İşte bazen de algılar, olguları böylesine baskılayabiliyor.”
Ara Güler’den İzzet Keribar’a, Mehmet Turgut’tan Melih Akoğul’a kadar ülkenin tanınmış 53 fotoğrafçısının fotoğraflarından oluşan dergide, Günalan ‘Kafasız Bedenler’ adını taşıyan fotoğrafıyla yer aldı. Günalan, fotoğraf tarihinin arşivlerinde yer alacak olan özel sayfadaki fotoğrafının hikayesini şöyle anlattı:
“Kafa Dergisi’nin Temmuz 2019 sayısında 89’ göçünün tanınmış sembol fotoğraflarından birinin hikayesi ile yayınlamak istediklerini söylemişlerdi. Bu kez dergi editörlerinden Meltem Erkmen, Coşkun Aral’ın koordinatörlüğünde özel bir fotoğraf sayısı hazırlandığını, benim de dergide yer almam istendiğini bildirdi. Fotoğraf seçimini bana bıraktılar. Ben de, hafızamda izi kalan bir fotoğrafımı gönderdim.”
“FOTOĞRAF, OLGULARDAN ALGI YARATMA SANATIDIR”
Günalan, ‘Kafasız Bedenler’ fotoğrafının hikayesini anlatırken şu ifadelere yer verdi:
“Konya’daydım. İslam Ülkeleri Fotoğrafçılar buluşması vardı. Sokak fotoğrafçılığı uygulaması yapılacaktı. Benim de payıma bir grup fotoğrafçı düştü. Eski bir sokakta, bir konfeksiyoncunun önünden geçiyorduk. Mağaza boyunca, kaldırıma yarım boy vitrin mankenleri dizilmişti. Dizilişin ritmi ilgi çekti; ‘Bu cansız modellerin arasına bir çocuk oturtursak, görünenin dışında daha etkileyici bir
fotoğraf elde edebiliriz’ dedim. Hemen bir çocuk bulundu; tabii mağaza sahibinden izin de alındı; çekim gerçekleşti. Fotoğraf; eğer an fotoğrafçısı ya da Magnumcu değilseniz, görme, karar verme, ayıklama, düzenleme, çerçeveleme yorumlama, anlatma ve anlamlandırma işidir.
Bir fotoğrafçının düşünme zamanı vardır; olmalıdır yani. Günlerden bir gün, sosyal medya paylaşım platformlarından birinde bu kurguladığım fotoğrafımı paylaşmıştım. İlginç bir yorum geldi, o kişi beni coşkuyla kutlamış ve ‘Kafasız Bedenlerden oluşan bir toplum bundan daha iyi anlatılamazdı’ diye yorum yazmıştı. Fotoğrafa hemen de sahiplendiğim, etkileyici bir anlam etiketlenmişti. Bu durumu sıkça anlatır, söyleşi ortamlarında paylaşır olmuştum. Başka bir gün, atölye seminerlerimde fotoğrafın anlamı üstüne okumalar yaparken, bu fotoğrafın hikayesini de örnekler arasında saydım. Bazen fotoğraflara, fotoğrafçının dışında anlam kazandırıldığını, kazandırabileceğini söyledim. Seminerden de çok daha farklı bir anlam okuması çıktı. ‘Pink Floyd’un The Wall şarkısı ile eşleştirildi. Herkesin tek tip olmasını isteyen ve bunun için hem eğitim sistemini, hem de medyayı esir almış, insanların bir çeşit cansız mankenlere dönüştürüldüğü kapitalist sistemin eleştirisi yapılmış’ denildi ve eklendi:
‘Herşeye karşın, cansızlaştırılan bu insan dünyasında pekala canlı da kalınabileceğini bize anlatıyor.
Topluma moral ve umut aşılıyor.’ Fotoğraf, olgulardan algı yaratma sanatıdır. İşte bazen de algılar, olguları böylesine baskılayabiliyor.”





